Uğruna Kavga Edilen Değerler!

Dün Efrîn’in nabzı olan, Efrîn çarşısında yürürken gördüğüm bir manzara karşısında kalbimin saati duracak sandım. Herkes yoluna devam ediyor, kocaman demir kapının yediği darbeler sonucu çıkan sesi kimse umursamıyor. Çünkü ortalık top sesleri ile inlerken kimse demir kapının çıkardığı sesi rahatsız edici bulmuyor...

14 Şubat 2018 Çarşamba | Forum

Efrîn Güncesi - 3 - Medya DOZ

Çağın direnişi 26. gününe girdi, gün geçtikçe işgalci Türkiye devletinin ve çetelerinin yönelimleri çirkinleşiyor, direnişin ise çıtası yükseliyor. İnsanlar her gün biraz daha birbirine kenetleniyor. Zorluklar insanları aynı amaçta birleştiriyor. Kimse acaba ne olur diye evham yapmıyor, her ne olacak ise direniş kaçınılmaz olacak deniyor… Yani yine “Direnmek kalırdı Kürde” Efrîn, Rojava devriminin en gözde kentidir, yine demokratik konfederalizm sisteminin hayat bulduğu ve sistemin kusursuz işlediği kentlerden bir tanesidir. Tam Demokratik ulus projesinin hayat bulmuş halidir diyelim. 

Efrîn, Suriye’de yaşanan savaşa dahil olmadığı için kendisini gönlünce inşa etme şansına sahip olmuş, refah düzeyi yüksek, demokrasisi tam takır işleyen bir kenttir. Komünleri, meclisleri, belediyeleri, okulları, sanat ve spor komiteleri bütün halkların ihtiyacını karşılamak üzere kendini örgütlemiş, bu yüzden şimdi savaş gelip kapıya dayandığında Kürtler dışındaki halklar da Efrîn’i bırakıp gitmiyor. Araplar, Türkmenler, Süryaniler ve Suriye’nin her yerinden gelen göçmenler de hiçbir yere gitmiyor. “Niye gitmiyorsunuz” sorusuna verdikleri cevap insanı duygulandırıyor. “Biz Efrîn’e geldiğimizde Efrîn halkı bize kucak açtı, ekmeklerini paylaştılar, barınacak yer verdiler, dilimizde eğitim görmemiz için bize her türlü imkanı verdiler, bizleri kent yönetimlerine aldılar, zeytinliklerini bizim ile paylaştılar birlikte çok güzel yaşadık, şimdi gerekirse birlikte ölürüz ama gitmeyiz. Şimdi Efrîn’e saldırı oluyor diye gitmek bizim için ayıptır. Efrîn zor günümüzde yanımızdaydı, şimdi de biz Efrîn’in yanında olacağız” diyorlar. Bir yer yüreğine yuva olabilmiş ise oradan gidemezsin… İnsan kalbini bir yere nakşetmeye dursun artık hiçbir elin sökmeye mecali kalmaz. Bir yerde umutlarını yeşertmişsen orası senin yurdundur. Bırakıp gitmeye kıyamadığın, uğruna kavga ettiğin bir yerin varsa orası senin yurdundur… 

Gerçektende Efrîn terk edilmeyecek kadar güzel bir yer. Ortak manevi değerler ile örülmüş bir yer. Sokakta yürürken birine sorduğun bir yerin tarifi bazen Türkmence, bazen Arapça, bazen Kürtçe yapılır. Kimse karşıdaki beni anlar mı kaygısı yaşamıyor çünkü genelde birbirlerini anlıyorlar. Efrîn de sosyal gelişmişlik düzeyi ve insanlar arası demokratik ilişki düzeyi, herkesin kendini özgürce ifade etmesi ile alakalıdır. 

Şimdi direk insanların özgür yaşayabildiği bu sistem hedef alınıyor. Bu demokratik sistem çökertilmeye çalışılıyor. Şu an Efrîn’de iyilik ve kötülüğün kıyasıya savaştığı günler yaşıyoruz… Efrîn’in gerçekliği az çok böyle, peki Efrîn’e saldıranların gerçekliği nedir? Bu savaşın meşruluğu nedir? İşlenen savaş suçlarına kimler ortaktır? Neden kimse Türk devletinin savaş suçu işlediğini yüksek ses ile söylememektedir? Bu ve buna benzer yüzlerce sorunun cevabını biliyoruz aslında, burada bilmeyi aşan, insan olmanın bile maksadını aşan gerçeklerden bahsediyoruz. İnsan bazı şeyleri somut verilere dayanarak izah edemiyor, çünkü burada bir envanter listesinden bahsetmiyoruz. Bir materyal ihtiyacından bahsetmiyoruz, burada bahsettiğimiz sadece insan olabilme yetisi ile olaya bakma meselesidir. Ama yine de daha iyi anlaşılsın diye somut verilere dayanalım.

Dün Efrîn’in nabzı olan, Efrîn çarşısında yürürken gördüğüm bir manzara karşısında kalbimin saati duracak sandım. Herkes yoluna devam ediyor, kocaman demir kapının yediği darbeler sonucu çıkan sesi kimse umursamıyor. Çünkü ortalık top sesleri ile inlerken kimse demir kapının çıkardığı sesi rahatsız edici bulmuyor. Gözleri fer fecir yanıp sönen iki çocuk ellerine taş almış, savaş durumundan dolayı kapalı olan okul kapısının kilidine var güçleri ile vuruyor… Ama ne kilit kırılıyor, ne de okul kapısı açılıyor… Dünyanın bu çocuklara söyleyecek tek bir kelimesi bile yok… 

Dünya, Efrîn’de işlenen savaş suçlarının çetelesini tutmaya utanıyor. Bir yerde utanıyorsan işlenen suçların ortağı olarak sustuğun içindir. İnsanlık utanca batmış bir halde Efrîn’de işlenen bir sürü savaş suçunu izliyor. Sonra da susuyor.  

NATO üyesi olan Türk devleti, dünyanın gözü önünde bütün gücü ile küçük bir kente saldırıyor, çocuk parklarına havan topları ile vuruyor. Su arıtma tesislerini obüs toplarına hedef yapıyor. Militarizm duygularıyla vahşetin sınırlarında seyreden işgalci Türk devleti yüzlerce sivil yaralı insanın yattığı hastanenin yakınlarına top atışları yapıyor. Bu, dünyada görülmüş şey değil, bu yaşananlar tam da Türk devletinin barbarlığını özetliyor. Üstelik bu top atışlarının bir kısmını Atme denen sözde mülteci kampından yapıyor. Türkiye devleti bütün dünyaya “Atme kampında mültecilere ev sahipliği yapıyoruz” deyip büyük bir yalana daha imza atarak Atme kampını cihatçı çetelerinin askeri üssü olarak kullanıyor. Ve BM’den bu kamp için para alıyor. Bunların hepsini siz de biliyorsunuz ama ben yine tarihe kendi kalemim ile not düşeyim.  

Su arıtma tesisini vurmak insani suçtur!

Cenazeleri parçalara ayırmak savaş kurallarında suçtur! 

Okulların uzun zaman kapalı kalmasına sebep olmak toplumsal suçtur!

Hastaneleri, çocuk parklarını, hedef gözeterek vurmak tarifi imkânsız suçtur!


984

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA