İZLENİM: Kürdistan şikeftlerinde ulusal kongre düşü

Ulusal birlik çalıştayında ilk konuşmayı KNK Eşbaşkan Yardımcısı Tahir Kemalizade, “Êdî bes e. Artık yeter, aranızdaki çelişki ve sorunları bırakın ve birlik olun!” Evet, artık sadece Kürt halkının bu parçalılığı kabul etmemesi, tavır koyması gerekiyor.

17 Temmuz 2017 Pazartesi | Haber




Deniz BİLGİN


Kürdistan'ın Süleymaniye kentinde Tavary Huner salonundayız. Kırmızı loş ışıklarla aydınlatılmış salon az sonra önemli bir buluşmaya ev sahipliği yapacak. Salondaki divan masası kırmızı örtü ve sarı-kırmızı-yeşil çiçeklerle süslenmiş. 40 dereceyi aşan Süleymaniye sıcağında zaman yavaş akıyor. Söylendiği saatten biraz geç başlıyor ulusal birlik çalıştayı. Kalbimizin pusulası ülkemizin doğu, batı, kuzey ve güney yönlerinden çok sayıda siyasi parti, sivil toplum örgütü temsilcisi, yazar, akademisyen ve kanaat önderi buluşuyor. Güzel ülkemizin dil, inanç zenginlikleri birarada; Kurmanc, Zaza, Soran, Hewrami; Êzîdî, Kakayi, Feyli, Şebek, Yaresan, Alevi, Müslüman... 

Ülkenin güneyinde parçalılığa, gericiliğe, iradesizliğe karşı bu tartışmalar yürütülürken; ülkenin batısında çöl sıcağında barbarlığa karşı savaştaydı Kürtler. Ülkenin doğusunda idamlara, işkenceye, baskıya karşı varolma direnişindeydi Kürtler. Ülkenin kuzeyinde insanı yakacak kadar kötülüğün sınırlarını zorlayan son diktatörlüğe karşı dağlarda, şehirlerde, dört duvar ardında direnişteydi Kürtler. 

Ulusal birlik çalıştayında ilk konuşmayı KNK Eşbaşkan Yardımcısı Tahir Kemalizade yapıyor. Kürtlerin sömürgecilere karşı direnişlerinde sürekli dillendirdikleri mücadelenin sihirli sözcüğünü konuşmasının sonuna ekliyor: “Êdî bes e. Artık yeter, aranızdaki çelişki ve sorunları bırakın ve birlik olun!” Evet, artık sadece Kürt halkının bu parçalılığı kabul etmemesi, tavır koyması gerekiyor. 

Temsilciler sırasıyla söz hakkı alarak konuşmalarını yapıyor, hiç kimse çelişkilere rağmen birlik karşıtı değil. Eksik olan toplantıdaki yaş ortalamasının benzerliği, mücadelenin her sahasında dinamik bir güç olarak yer alan Kürt gençliğinin yeteri düzeyde temsil edilmemiş olmasıydı. Gençlerin de böylesi buluşmalarda, kritik toplantılarda yeterince temsil edilmesi her açıdan çok önemli. Önemli olarak gördüğüm bu noktanın dışında yapılan değerlendirmeler haberlerde yeterince yer aldı. Değerlendirmelerden ve var olan realiteden ziyade düş olarak görülen bir gerçeklikten söz etmek istiyorum. Zira insan her şeyi önce düşler, sonra onu gerçekleştirmek için düşünür, planlar yapar, çalışmaya başlar. 

Siyasi, politik konuşmaları ve inanç vb kimlikleri bir yana bırakıp sadece Kürdistan'ın özgürlüğü deyince yüreği çarpan bir insan ne hisseder, ne düşünür acaba... Bir an böyle düşünsek, buradan bakınca bütün çelişkiler uzak düşmüyor mu...  

Beton duvarların arasındaki dayanılmaz sıcaklık aklıma bin yıllardır Kürt direnişine kucak açan dağlarımızdaki şikeftleri düşürüyor. O şikeftlerde kadim ülkeyi birleştirmek ve özgürleştirmek için ölenlerin kayalarda atan kalplerini hatırlıyorum. Dünyanın, bölgenin çatışmalarına, savaşlarına, ayrılıklarına, yani insanın kalbinin duymasını engelleyen tüm realitelerine rağmen hayale sığınıyorum. Kürdistan dağlarında büyükçe bir şikeftin serin havasında tüm yönlerden Kürtlerin toplandığını, ülke toprağına bağdaş kurup kaybedilen yerde kayalarda atan kalpleri dinleyerek herkesin kendine döndüğünü, bunca uzaklıkta birbirinin açılan yaralarına dokunduğunu, birbirlerinin hikayelerini sorgusuz dinlediğini ve herkesin “neden bu kadar geç kaldık, ne zaman bu kadar uzaklaştık” diye sorduğunu hayal ediyorum. Sömürgecilerin zaten üzerine uymayan kılığından soyunarak dağların soğuk suyunu içerek arınmayı başlattığını... Çünkü ayrılığı körükleyen iktidar mantığını aşabilmek sömürgeciliğin kirliliklerinden arınmakla olacak, birbirini hissederek... Yeniden yakınlaşmak, uzak sandığının kendinden bir parça olduğunun farkına varmak böyle olur. Dağ, yüzyıllardır Kürt insanının sığınağı, koruyucusu, mücadele alanı olduğu için de en iyi arınma yine orada gerçekleşir. 

Ülkenin dört yanında dağlarında, şehirlerinde, her karışında bir parçasını yitirmeyen, acı çekmeyen, Kürdistan'ın trajik tarihinden nasibini almamış bir birey var mı? Her yerde aynı acılar, benzer hikayeler yaşandı, yaşanıyor. Hikayelerin, acıların, gülüşlerin, sevinçlerin paylaşıldığı yerde doğar en anlamlı buluşmalar. Kürtleri uluslararası sahaya taşıyan Rojava Devrimi, aslında Kürtleri de buluşturan ortak bir değerdir. Kırk yıl öncesinden bugün nasıl düş idiyse, bir gün Kürtlerin birleşme düşü de gerçekleşecek.

Gün gelecek kayıp ülkenin ardından gökte kayan yıldızlar gibi toprağa düşenlerin tüm düşleri gerçek olacak. Düşlerin gerçekleştiği yerde sömürgeciler hep kaybedecek.   



858

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA