Barışla savaşmak...

esonzamanci@gmail.com | 15 Şubat 2018 Perşembe

ELİF SONZAMANCI

Türkiye’de barış kelimesi, barındırdığı anlam dışında bu kadar tartışılmamıştı. Ki bir adım daha ileri gidilerek, Efrîn işgal saldırılarının başlamasıyla birlikte barış kelimesi “suç“ teşkil eden bir ifade olarak yargılanma gerekçesi oldu. 

Efrîn saldırıları da barış, demokrasi, insan hakları konusunda yer yer açıklamalar yapan, temennilerini dile getiren ülkelerin gözleri önünde devam ediyor, hem de güçlü bir kamuoyu tepkisine rağmen. Bu ülkelerin başında da Almanya geliyor. Kaldı ki, bu işgal operasyonu Almanya’nın Türkiye’ye sattığı silahlarla gerçekleşiyor. Operasyonun ilk günlerinde Türk askerlerinin Alman yapımı Leopard 2 tankları ile görüntüleri bütün dünyaya servis edilirken Almanya bu konuda sessiz kalmayı tercih etti. Üstelik Türkiye Leopard 2 tanklarının kullanıldığını resmen Berlin’e ilettiği halde.

Ve nihayetinde sorgulanan Türkiye ile silah ticaretinin AB hukukuna uygun olup olmadığını araştıran bir rapor açıklandı, hem de kimsenin şaşırmayacağı argümanlar sıralanarak. Yine bir başka raporda Türkiye’nin Efrîn’e düzenlediği operasyonun uluslararası hukuka uygunluğu ele alındı. Her iki rapor Federal Meclis Bilimsel Hizmetler Dairesi bünyesindeki uzmanlar tarafından hazırlandı. 

Leopard tanklarının Efrîn operasyonunda kullanıldığının basına yansımasının ardından Almanya’nın Türkiye’ye silah ticareti ile uluslararası hukuku ihlal edip etmediği kamuoyunda tartışılmıştı. Bu tartışmalara istinaden raporda, Türkiye’ye tank ihracatının şu anki veriler ışığında uluslararası hukuku ihlal etmediği belirtildi. Bu belirlemeye gerekçe olarak ise söz konusu ticari işlemlerin hayata geçtiği tarih olan 2005 yılında AB’nin silah ticaretiyle ilgili herhangi bir ortak tutumu olmadığına işaret edildi. 

Bir diğer raporda ise Türkiye’nin Efrîn’e düzenlediği operasyonun uluslararası hukuka uygunluğu ele alındı. Bilindiği gibi geçtiğimiz haftalarda Federal Meclis’te Efrîn operasyonu tartışılmış ve bütün partiler, Türkiye’nin Efrîn operasyonunu ’uluslararası hukuka’ aykırı bulmuştu. Rapora göre Efrîn operasyonu ile ilgili “çok sayıda pratik ve hukuki sorunun cevapsız olduğu” ve bu nedenle “olaylarla ilgili güvenilir bir değerlendirmenin” söz konusu olmadığı belirtildi. Bu kadar cümleden anlamamız gereken şu: Almanya Türkiye’ye silah satmakta yanlış birşey görmüyor, Efrîn operasyonunu ise resmi anlamda değerlendirmekten kaçınıyor. Oradaki sivillerin ölümüyle de ilgilenmiyor. Çünkü her geçen gün Türkiye ile ilişkileri derinleşiyor.

Zira Türkiye ile kapalı kapılar arasında yeni anlaşmalar da yapıldığı yine basına yansımış durumda. Zaten kamuoyu Çavuşoğlu ve Gabriel’in çay sohbetinin ardından hangi anlaşmaların ortaya çıkacağını merakla bekliyordu. 

ARD televizyonu ve Stern dergisi bizi bu meraktan kurtardı. Edinilen bilgilere göre Gabriel ve Çavuşoğlu görüşmesinden 3 gün sonra BMC şirketi yetkilileri Leopard 2 tanklarının modernizasyonu konusunda anlaşma imzalamak üzere merkezi Düsseldorf’ta bulunan Rheinmetall ile görüştü ve anlaşmalar imzalandı. Artık Türkiye Kürtlere karşı daha modern bir teknikle savaşacak. 

Rheinmetall Türkiye’de BMC şirketi ile ortaklaşa Ankara merkezli bir kardeş şirket açmayı planlıyor. Hatırlarsanız Dışişleri Bakanı Gabriel yoğun kamuoyu tepkisi karşısında bu projenin durdurulduğunu ve kararın yeni hükümet tarafından verileceğini açıklamıştı. Aslında Çavuşoğlu zaten o zaman deklere etmişti, Gabriel’in tam tersine askıya alma gibi bir durumun olmadığını sadece komisyon toplantısının ertelendiğini söylemişti. 

2014 yılında yapılan Münih Güvenlik Konferansı’nda konuşan dönemin Dışişleri Bakanı Steinmeier Alman dış politikasında değişikliğe gidilerek, daha fazla sorumluluk üstleneceklerini söylemişti. Steinmeier elbette bu söylemle dünya barışına daha fazla hizmet edeceklerini ima etmiyordu. Dünyada değişen dengelerde, savaş konseptine dahil olmaktan bahsediyordu. Nitekim Ortadoğu’da izledikleri politika da bu kararlarının pratiği niteliğinde. 

Efrîn’de Türkiye’nin zeytin dalı adıyla başlattığı işgal operasyonunda sivil ölümlerinin yaşandığını gerek yerel kaynaklar, gerekse uluslararası kuruluşlar doğruladı. Almanya zaten başından bu yana, “Türkiye’nin kendini savunma hakkından” bahsedip durdu, nitekim duruma yönelik yapılan tek resmi açıklama, “bu konudaki birçok sorunun cevapsız olduğu”. Zira bu işgal operasyonunda Almanya’nın nerede durduğunun net bir ifadesi.

Merkel 16-18 Şubat tarihleri arasında gerçekleştirilecek Münih Güvenlik Konferansı öncesi Başbakan Binali Yıldırım ile görüşecek. Türkiye gibi barışla savaşan ve ona destek olan bir ülkenin temsilcilerinin ne görüşecekleri ise malumunuz: Barışla daha ne kadar savaşabiliriz...



668
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: