‘Oyy ben sana ölem örgüt’

guleryildiz@gmail.com | 15 Kasım 2017 Çarşamba

GÜLER YILDIZ

Devlet böyle bir şeydi. Aborijinlerin mitlerinde bolca bulunan koca ağızlı canavarlar gibiydi. Kim çocuk, kim yaşlı, kim genç kim hasta dinlemeden yutuyordu.

78 yaşındaki bir kadın ile 3 aylık bebek aynı örgüt için terör estirmişse, devletin bir bildiği vardı elbet. Onun bildiğine aklımız ermese de önemli değildi yani. Terör terördü, kimden gelirse gelsindi; göz yumulmayacak, affedilmeyecek, yok edilecekti...

Suçu “örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek”miş. Oğlu da örgüt üyesi sanırım, o da içerde.

Oğlu örgütse şayet, bir ananın ona bilerek ve isteyerek yardım etmesi, onu kollayıp gözetmesi, ona sıcak çorba yapıp, dua etmesi... galiba suçunun gerekçeleri tam olarak bunlara benziyor. 

Oğlumu çok sevdim hakim bey. Oğlum benim varlığımdır hakim bey, ben ona her sabah süt kaynatırım, sevmese de zorlarım içmeye. Ben onu emzirdim aylarca. Göğsümün üzerinde uyuttum. Ahh hakim bey, ben bu örgüte ne ninniler okudum, ne uykusuz geceler geçirdim. Bu örgütün altını temizledim yıllarca, boklu bezini yıkadım derelerde. Örgüt ağladı, ben şarkı söyledim. Oyyy, ben ölem örgütüme...

Zaten hasta, zaten hayatını evirip çevirmekte gençliğindeki gibi mahir değil. E yorgun da... Onun arkasında bıraktığı yıllar bir silindir edasıyla tüketti zamanı. Bitmiyormuş çile, silindir çalışıyor hala...

Oğlu örgüt, kendisi de örgütün gönüllü yardımcısı... Aşkla çalışıyor örgüte.

Artık tutmayan dizleri, uzağı seçemeyen gözleri, arada tekleyen kalbi ile hapis hayatı yaşıyor. Zulmü bitmiyor kimsenin, alışmış olanların bile tahammülü olmayan sürgünlüğe çıkarıyorlar bir de. Zulmün doğusundan güneyine sürülmüş diyorlar. Aç biilaç uzun bir yolculuğa çıkarmışlar. 78 yaşı her şeye terbiyeli: açlık, sefalet, yalnızlık, ölümle sınav... Her şeye ama... Atlatmış gibi görünüyor o kötü yolculuğu. Elinde kelepçe, bedeninde 78 yıllık bir yol ile sudan mahrum bir var olma hali. Direndi haliyle. Örgüte yardım ediyorsa büyük bir istekle, tüm bedenini, isyancı organlarını örgütledi zulme karşı. 

Öfkeden kuduran bir sistemin dişlerini kırmaktan geliyor sanki. Varlığı güçlü bir kadın, kırmış olabilir o dişleri. İhtimal dahilinde yani. 

Birkaç fotoğrafı var, ilk tutukluluk sonrasında gelen ilk tahliyenin ardından. Keyfi yerinde, eller zaferde. N’apsın bu saatten sonra. 

Doğurduğu örgüte bakacak, ona çorap örecek az gören gözüyle, karnı aç mı tok mu endişe edecek, oyy ben sana ölem örgüt diyecek, her akşam küçük tanrılardan örgütü, örgütünün arkadaşları ve dostları için iyilik, sağlık duaları edecek. Oturduğu ranzada eski zulümlerden kalma bir ağıt yükseltecek, göğsü kabaracak, gözleri dolacak, ama yaş akmayacak... Akmayacak o yaş!

Örgüt duyarsa üzülür, anam niye ağladı der, kahrolur...

Akmayacak o yaş, devlet mutlu olmayacak!

Öyle işte...

“İsmi Sisê Bingöl, 78 yaşında. Muş’un Varto ilçesine bağlı Badan (Teknedüzü) köyünden. Hayatı yoksulluk ve acıyla geçti. Yaşamı boyunca Badan köyünden hiç çıkmadı. Varto depreminde iki çocuğunu, yoksulluk nedeniyle bir çocuğunu ve daha sonra PKK’ye katılan 2 oğlunu yitirdi. Çocuklarını kendi elleriyle yan yana defnetti. Onu tanıyanlar ne kadar özel bir kadın olduğunu sık sık belirtirler. Ülkeyi değil, ekmeğini, sevgisini böldüğünü…

Sisê Bingöl ya da yakınlarının deyimiyle Sisê Ana, cezaevine gönderilmeden bir ay önce kalp krizi geçirmişti ve tedavisi yarıda kalmıştı. Ciddi sağlık sorunları ve ‘cezaevinde kalamaz’ raporu olmasına rağmen Adalet Bakanlığı Sisê Ana’nın sağlık durumuna karşın duyarsızlığını korudu. Sisê Ana ihtiyaçlarını dahi koğuş arkadaşlarının yardımı ile giderebiliyordu. Çamaşırlarını koğuş arkadaşları yıkıyor, kişisel bakımında kendisine yardım ediyorlardı.”*

* Nurcan Baysal, t24, Sisi Kod Adlı Terörist, 31 Ekim 2017



698
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: