Ulusal vicdan 27 Kasim 2008 | HAYDAR IŞIK
Önce bir açıklama: Dersim 38 Konferansı başarıyla sona erdi. Ancak Türk devletinin ırkçı kesimi, basını çeşitli yollarla; Türklerin aydını, onuru, gururu ve insanlık vicdanı olan Sayın Doğan Özgüden’e Dersim Konferansına destek olduğu için saldırıyor. Aynı şekilde Sayın Prof. Dr. Ronald Mönch tehdit edilmektedir. Sayın Mönch ve Özgüden’e her demokrat ve insan destek verecektir. Zazacı iki ajan provakatör çamur ise bizi ihbar etmekteler. Her türlü etik ve ahlak kurallarını sıfırlayan bu marjinal unsurlara yanıt vermeyip, düştükleri rezillik bataklığında bırakacağız. Kürt ve Türk kamuoyunun dikkatine sunulur.
***
Fetullahçı bir İmam olan Tayyip, Kürtleri din-iman yalanıyla kandırarak Türkiye’nin Başbakanı oldu. Ardından sözde karşı olduğu orduya yaranmak için, temelde düşman olduğu Kürt halkını hedef alan beyanatı geldi. Kürtler Arjantin’de devlet kursalar, ona karşı da savaşırım, dedi. Bir zamanlar Taliban liderlerin dizleri dibinde fotoğraf çektiren bu sahte yüz, her ne hikmetse, ABD ve AB tarafından radikal tarzda desteklendi. Daha 2003 yılında bir ABD’li zata, bu imamın aslında bir İslamo-faşist olduğunu söylediğimde, kararlı bir şekilde karşı çıktığını ve “Ilımlı İslam“ gördüklerini, onunla BOP’u gerçekleştireceklerini anlatmıştı.
Dış destekçileri, Fetullahçı İmam Tayyip’i çıkar için iktidara getirdiler. Ancak gerek Kürtler, gerekse onlar; bu imamın nasıl biri olduğunu sanırım gördüler. Tayyip, Fetullahçı olarak kökten dinci; çıkarı için Türkçüdür. İslamcı olduğu için de Yahudi düşmanıdır. Bilindiği gibi camilerin derinliklerinde antisemitik görüş hep egemendir. ABD ve İsrail neden bunu körükörüne desteklediler? Tayyip’in İran, Suriye ile fundamental İslami kardeşliğini bilmediler mi? Tayyip, İran’ın atom bombasını adeta teşvik ediyor. Ama ticaret tatlıdır. Onu Kürtlerin üzerine sürerek silah ticaretinden büyük paralar kazandılar. AB ülkeleri aynı düşünceyle hareket etti. Çıkar herşeyden önce gelir. 25 senedir süren savaşın en karlısı ise Türk subaylardır. Peki AKP’ye oy veren Kürtler, neden bu körlüğe saplandılar? Seçim sadakası aldıklarından hareket etsek, sorunun tümüne yanıt veremeyiz. Kürtlerde orduya karşı nefret katmerlidir. Tayyip bunu iyi kullandı. Kürtler bu karanlıklar partisini, Kürdistan’da birinci parti yaptılar. Oysa her defasında “Tek millet“ diye avazı çıktığınca bağırıyordu. Soysuz olduğunu söyleyen Hüseyin Çelik; soyuyla öykünen Dengir Mir Fırat, Tayyip’in; “Benim 75’lerim“ dediği Kürt asıllı vekiller, Arnavut asıllı olduğu söylenen Abdülkadir Aksu seçildiler. Sonuncusu iyi tanınıyor. Devletin derin adamıdır. Tarih bilenler; Kürt isyanlarının Arnavut askeri birlikler tarafından bastırıldığını bilirler.
Kürtler, temelde kendilerine düşman AKP’ye oy verdiler. Önce Müslüman kardeş, sonra askere karşı duruyor dediler ve seçim öncesi sadaka paketlerle kandırıldılar. Sorunu bunlar çözer düşündüler. Ama bu İslamcı ve ırkçı partinin Kürt halkının düşmanı olduğunu anlayamadılar. Kürtler aldatıldı. Kürtler yanıltıldı. AKP ile Genelkurmay Başkanı Başbuğ’un, siyaseten aynı yumurta ikizi olduğunu algılayamadılar. Kürt sorunu benim de sorunum, diyen Tayyip, Çiller’den daha fazla Çillerleşti ve “Kadın da olsa, çocuk da olsa ...“ öldürürüz, dedi. Ardından pompalı tüfekilileri, sabrı taşan olarak, olağan gördü.
Çillerleşen Tayyip, Fetullah imperyumu üzerinden Müslüman Kürtleri din adına, Nakşicilik adına kandırırken, Aleviliği bile sulandırmaya kalkıyor. Bu aldanma bugünün işi değil, tarihin derinliklerine kadar gider. Melek Ahmet Paşa, dört hak mezhep müftülerinden ısmarlama fetva ile 1650 yılının Ramazan ayında Bitlis Beyliği üzerine sefer yapar ve binlerce Bitlisliyi kelle paça yapar. O zaman da Kürt aşiretleri bu yalancıya kanıp, Êzidî ve Kızılbaş dedikleri aslında yarı nüfusu Ermeni, kalanı Şafii Kürt ve azının Kızılbaş olduğu Kürtleri imha ederler. O zaman da bazı Kürtler Osmanlı tarafını tutarlar. Şimdi Tayyip tarafını tutup savaş tezkeresine oy veren AKP’li Kürt vekiller ile o zamanın aşiret beyleri arasında fark var mı? İhanet, genlerine işlemiş.
Kürtler ne zaman ulusal vicdan sahibi olup, ulusal çıkarı kör çıkar önünde görürler? Bakıyoruz şimdinin AKP’li vekil korucularına, CHP’dekilere, söylediklerini dinliyor ve okuyoruz. “Türkiye’de Kürt sorunu yok, terör sorunu var“ diyorlar. Peki bu nasıl bitmez terördür? Niye bitiremezler? “Terör“ dedikleri, Kürt halkının iradesidir. Bu hafta bir Alman gazetesiyle röportaj yapan AKP’nin kapanmaması yönünde rapor hazırlayan Anayasa Mahkemesi Raportörü Osman Can: Kürt olduğu için hiç bir mahzura uğramadığını ifade etmiş. Bunu söyleyen, üniversitede ders veren hukukçudur. Bu zat, Kürt olduğunu söylese, uygar bir insan gibi her ortamda bunu vurgulasa, kimliğini çöpe atmasa, o zaman hangi nimetleri görür? Varsayalım Kürt olduğu halde kendisi bir sakıncaya uğramamış olsun. Peki milyonlarca insanımız anadilini kullanamıyor, çocuklar okullarda anadilini öğrenemiyor, kendi kimlikleriyle değil, ırkçı-türkçü-Sünni İslamcı kimlikle yetiştiriliyor. Sayın Osman Can bunu mahzur görmüyor. Nerede kaldı ulusal vicdan?
Herşeye rağmen Kürtlerde büyük bilinç patlaması var ve ulusal vicdan şekilleniyor. Halkımız, Başbakan Tayyip’i; Amed, Van, Hakkari ve Dersim’e sokmadı denebilir. Adam tebdili kıyafet, çelik yelek, asker polis koruma ordusu içinde ancak Kürt illerine girebildi. Kürtler, AKP’yi Kürdistan’dan silmeliler. Ulusal vicdan gereği bunu yapmalılar. Çünkü din bezirganlarından demokrat çıkmaz. Bu sahtekarlar Kürtlerin onuruyla oynuyor. Sayın Öcalan’a dünyada görülmemiş baskı uyguluyorlar. Eğer Kürtler, sahtekar İmam’ı ve partisini Kürdistan’dan silerlerse, Öcalan’ı oradan çıkarırlar. 29 Mart seçimi bunun ölçütü ve bir kamuoyu yoklamasıdır.
www.haydar-isik.com Okunma: 1793 |
|
|
|
|
|