04 Nisan 2009
|
 | Türk başbakanı Erdoğan, Roj TV’yi kapatmayan Danimarka Başbakanı Rasmussen’in NATO Genel Sekreterliği adaylığına karşı olduklarını açıkladı.
|
|
Türk Başbakan Recep T. Erdoğan, Oxford’da konuştu. Erdoğan, Oxford İslami Etütler Merkezi’nde, “Medeniyetler İttifakı ve Türkiye’nin Rolü” konulu konferansta konuştu; ancak yine hedefinde Kürtler vardı. İspanya Başbakanı Jose Luis Rodriguez Zapatero ile Medeniyetler İttifakı Girişimi’ni başlattıklarını anımsatan ve bu süreci anlatan Erdoğan, ne kadar hoşgörülü oldukların, nasıl mükemmel bir tarihi mirasa sahip olduklarını savundu. Erdoğan, “Ilımlı İslam” kavramına da değinmek istediğini belirterek, “Türkiye üzerinde Ilımlı İslam’ın temsilcisi gibi yakıştırma yapıyorlar. Böyle bir şeyi kabul etmemiz mümkün değil. Türkiye, asla böyle bir düşünceyi veya böyle bir anlayışı temsil eden bir ülke değildir” dedi. Erdoğan, Orta Doğu Dörtlüsü’nün sözcüsü konumundaki Tony Blair’in kendisine “HAMAS mevcut iktidar ile beraber masaya çağrılmadıkça bu sorunu çözmek zor” dediğini kaydetti. Başbakan Erdoğan, bu sorunu önümüzdeki hafta Türkiye’ye gelecek olan ABD Başkanı Barack Obama’yla da ele almaya planladığını söyledi.
Erdoğan, “PKK’nin Avrupa’dan destek bulduğunu biliyoruz. Bu konuda Türkiye ne yapacak?” sorusuna şu karşılığı verdi: “Tabii beklediğiniz cevabı biliyorum, fakat bu noktada AB üyesi ülkelerle çoğu zaman çatışıyoruz diyebiliriz. Zira PKK’yı terör örgütü olarak tanıyor bütün ülkeler. PKK’yı terör örgütü olarak tanıyorsan yaptırımlarını niçin ortaya koymuyorsun? Mesela terör örgütünün liderlerinin nerede olduklarını biliyorlar, yakalıyorlar, güvenlik anlaşmalarımız var, ’teslim edin’ diyoruz, teslim etmedikleri gibi bir de bakıyoruz ki Erbil’den dağa gönderilmiş. Tabii bu bizim problemimiz, derdimiz. Biz sürekli olarak bu baskımızı kendilerine anlatarak yineliyoruz. G-20 Zirvesi’nde de bazı liderlere, sıkıntılarımız oldu, onları anlattım. Kendilerine bu konuyla ilgili düşüncelerimizi ısrarla vurguladım. Yalnız şu görünüyor son zamanlarda; terör örgütü mensuplarına karşı bir alan daralması var. Bunu hissediyoruz. Teröristlere mali kaynak temini de aslında terörle mücadelede yasaktır, ama buna karşı sessiz kaldıklarını görüyoruz ve biz uyarılarımızı yaptık, yapıyoruz. Yazışmalar da oluyor. Tabii benim kısa zaman önce AB liderlerine bir mektubum oldu. Bu mektupta hassasiyetlerini istedik.”
Rasmussen’e Roj TV öfkesi
Bu arada Başbakan Erdoğan, Danimarka Başbakanı Rasmussen’in NATO Genel Sekreterliği adaylığına Roj TV nedeniyle olumsuz baktığını açıkladı. G20 zirvesi için bulunduğu Londra’da bir düşünce kuruluşunun toplantısında konuşan Başbakan Recep T. Erdoğan, daha sonra gazetecilerin sorularını yanıtladı. Danimarkalı bir gazetecinin Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen’in NATO genel sekreterliğine adaylığına ilişkin düşüncelerini sorması üzerine de Erdoğan, Türkiye’nin konuya ilişkin düşüncelerini daha önce açıkladığını söyledi. Türkiye’nin, NATO’nun güç kaybetmemesini, zafiyet bulmamasını istediğini ifade eden Erdoğan, şunları söyledi: “NATO’nun barışı güvence altına alma durumunda olan bir kurum. Fakat, benim ülkemdeki terör örgütünün yayın organı Danimarka merkezli olarak yayın yapıyor. 4 yıl önce Rasmussen’den ricada bulundum. ‘Bunu durdurun’ dememize rağmen, bunu durdurmamıştır veya durduramamıştır. Bu tür barış sürecine katkısı olamayanlar acaba bundan sonra nasıl olacak. Bu bizde soru işareti meydana getiriyor. Doğrusu benim kişisel kanaatim, olumsuz bakıyorum.”
Gül’den yuvarlak açıklama
Türk Cumhurbaşkanı Abdullah Gül ise Rasmussen’in adaylığı ile ilgili daha diplomatik bir üslup kullandı. NATO’nun 60’ıncı yıldönümü dolayısıyla düzenlenen zirveye katılmak üzere Ankara Esenboğa Havalimanı’ndan Almanya Baden Airpark’a hareketinden önce konuşan Gül, soruları da yanıtladı. ‘NATO’nun Genel Sekreterliği için Rasmussen’in aday olacağı açıklandı. Başbakan şahsen olumsuz yaklaştığını söyledi. Siz Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil edeceksiniz. Nasıl bir pozisyonla bu toplantıya katılacaksınız?’ sorusunu Gül, şöyle yanıtladı: “Esasen bu konuda görüşlerimizi paylaşmıştık. Onlara dikkatli bir şekilde bakılırsa Türkiye’nin nasıl düşündüğü anlaşılacaktır. Türkiye’nin görüşü tektir. Kendi iç istişare mekanizmamızda biz bunları konuşuruz, Türkiye’nin tek bir görüşü vardır. Bizim için önemli olan NATO’nun güçlü olmasıdır ve NATO’nun işlevlerini en iyi şekilde yapabilmesidir. Her şeyden önce bu gelir, isim meselesi değil. Şu anda 3 tane resmi aday vardır. Buna yeni adayların da katılması beklenmektedir. Dolayısıyla sadece bir aday yoktur. Hepsi de birbirinden kıymetli insanlardır. Başarılı olmasalar aday olmazlar. Her üyenin farklı farklı görüşleri kaygıları düşünceleri olabilir. Önemli olan bunların paylaşılması ve bir sonuca varılmasıdır.”
Türk Cumhurbaşkanı, Irak Cumhurbaşkanı Talabani’nin 10 gün önce “PKK ya silah bıraksın ya Irak’ı terk etsin” sözlerini reviz etmesi ile ilgili bir soru üzerine ise “O basın toplantısını hep beraber konuştuk ve dinledik. Ayrıca Irak anayasası kendi topraklarında herhangi bir terör örgütüne müsaade etmemektedir. Açık seçik yazılır. Bu çerçevede bakıyorum” dedi.
Rasmussen resmen aday
Öte yandan Danimarka Başbakanı Anders Fogh Rasmussen’in NATO Genel Sekreterliği’ne adaylığını koyduğu resmen teyit edildi. Rasmussen’in lideri bulunduğu Liberal Parti siyasi işler sözcüsü Inger Stoejberg, Danimarka’nın TV2 News televizyonuna yaptığı açıklamada, Danimarka Başbakanı’nın partideki çalışma arkadaşlarını adaylığını koyacağı konusunda bilgilendirdiğini belirtti. Rasmussen’in adaylığına destek konusunda ABD, İngiltere, Fransa ve Almanya’nın uzlaşma sağladığı ifade ediliyor.
HABER MERKEZİ
Roj TV’den sert tepki
Türk Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Danimarka Başbakanı Rasmussen’in NATO Genel Sekreterliği adaylığına karşı Roj TV’yi öne sürmesine Roj TV Yönetim Kurulu’ndan sert tepki geldi. Roj TV, ABD, AB ve Danimarka’ı bu şantaja karşı durmaya çağırdı. Roj TV Yönetim Kurulu yaptığı açıklamada, AKP Hükümeti’nin Roj TV ’yi pazarlık konusu yapmasını sert bir dille eleştirdi. Konuyla ilgili yazılı açıklamada, “Kürt basını bir kez daha devletlerarası politik-askeri ve ekonomik çıkarlara kurban edilmek istenmektedir. 2004 yılından bu yana Danimarka lisansıyla yayın yapan televizyonumuz Roj TV’ye yönelik baskı ve asılsız iddialar gündeme getirilmektedir. Türk devletinin televizyonumuz Roj TV’nin susturulması için hem Danimarka nezdinde, hem de Avrupa Birliği nezdinde sayısız girişimde bulunduğu bilinmektedir. Kürt basınına yönelik sansür, baskı ve sindirme girişimleri AKP Hükümeti döneminde ivme kazanmıştır” dedi.
Açıklamaya şöyle devam edildi: “NATO zirvesi ABD başkanı sayın Barack Obama’nın Avrupa ve Türkiye’yi kapsayan gezisi dolayısıyla Roj TV’ye yönelik spekülasyon ve baskılar artış göstermiştir. 29 Mart seçimlerinde Kürtlerin ağır tokadını yiyen Erdoğan’ın Londra’da televizyonumuza sarf ettiği sözler Kürtlere ve kurumlarına yönelik tahammülsüzlüğünü bir kez daha göstermiştir. Özellikle Türkiye’nin NATO zirvesinde nedeniyle Roj TV’yi pazarlık konusu yapması Avrupa’nın çağdaş değerleri ile çatışma içinde olduğunu göstermektedir. NATO Genel Sekreterliği için televizyonumuzun pazarlık konusu yapılması Türk devletinin zihniyetini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Erdoğan’ın açıklamaları anti-demokratik ve pazarlamacı zihniyetinin somut örnekleridir. Kürt halkının kurumlarını da pazarlık konusu yapması Tayyip Erdoğan’ın ve Türk devletinin gerçek karakterini göstermektedir.”
ABD ve AB şantaja karşı durmalı
Roj TV’nin Kürt ulusunun kendi dilinde haber alma hakkının hayata geçirilmesinin en somut göstergesi olduğu anımsatılan açıklamada, şimdi engellenmek istenenin bir ulusun kendi dilinde haber alma hakkı olduğu vurgulandı. Bu nedenle Kürt ulusunun kendi diliyle haber alma hakkı ile Türk devletinin asimilasyon ve eritme politikalarına maruz kalan diğer azınlık ve toplulukların kültürlerini koruma ve geliştirme hakkının ellerinden alınmaması gerektiğinin altı çizildi. Açıklama şöyle bitirildi: “Roj TV kapatılmamalıdır. ABD ve AB şantaj ve anti-demokratik tutuma destek vermemelidir. Böylesi bir tutum özelliklede 29 Mart yerel seçimler sonrası Kürt sorununun barışçıl yollardan çözümü için ortaya çıkan fırsata ağır bir darbe olacaktır. Başta Danimarka olmak üzere ilgili devletlerin Tük devletinin şantaj ve baskıları karşısında boyun eğmeyeceğine olan inancımız tamdır. Danimarka’nın bir hukuk devleti olduğuna inanıyoruz. İsmini başkentinden alan Kopenhag Kriterleri’nin bizzat bu ülkede çiğnenmesine müsaade edilmemelidir. Başta basın camiası olmak üzere, tüm uluslararası kuruluşları, demokrasi ve basın özgürlüğünü savunan herkesi televizyonumuz Roj TV ile dayanışmaya çağırıyoruz.”
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA
|
|