Hîva Êrebo: Kuzey Suriye’de sistemi kadınlar örüyor

Bölgede yürütülen savaş, halklar açısından olduğu kadar kadınlar için de kendisini yeniden var etme imkanını yarattı. Kürt kadınların DAİŞ’e karşı yürüttüğü mücadele önemli bir başarı düzeyi yakaladı. DAİŞ’in yok edilmesiyle birlikte başlayan yeni süreçte, kadınlar direnişle kazandıklarını kurumsallaştırarak ilerletecek.

03 Ocak 2018 Çarşamba | PolitikART

ROJBÎN ZÎN / QAMIŞLO


Suriye’de 2011 yılında başlayan iç savaş 8’inci yılına giriyor. Rejim, uluslararası güçler ve onların beslediği çetelerin savaşının tarafı olmayan Kürtler 2012’den itibaren üçüncü yolu seçerek dünyaya “Rojava Devrimi” olarak adlandırılan yeni bir modeli sundu. Bir yandan DAİŞ ve benzeri güçlerin saldırılarına karşı öz savunma oluşturan Kürtler, diğer yandan “Devrimden sonra değil, şimdi” diyerek, devrimi kurumsallaştırıp, inşasına girişti. Ortadoğu’nun göbeğinde oluşturulan bu alternatif modelin öncüsü ise öz savunmadan toplumsal inşaya kadınlar oldu. Kadınlar, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın felsefesi ve Kürt kadın hareketi’nin 40 yıllık deneyimiyle birlikte “Saldırılara karşı en büyük silahımız örgütlülüğümüzdür” diyerek her alanda büyük bir devrim hamlesinin öznesi oldu. Rojava kantonları ile başlayan örgütlülük, bugün Kuzey Suriye Federasyonu ile ete kemiğe bürünüyor. 

Rojava’da adım atılan her yerde kadınların örgütlülüğü ve emeği yansıyor, yaşam kadın eliyle örülüyor. Kadın öz savunma güçleri, (YPJ, HPJ, asayiş vb) kadın yasaları, kadın mahkemeleri, akademiler, Jineoloji fakültesi, kadın köyü, kadın kültür sanat kurumları, kadın basın yayın kurumları, kadın yaşam alanları, şiddete karşı mücadele merkezleri ve daha birçok kurum ve komün her geçen gün yeni bir sistemin yapı taşları olarak büyüyor. 

2018’e girerken DAİŞ’e karşı verilen mücadelede sona gelindi ve Suriye için yeni bir dönem başlıyor. Cezîre Kantonu Eşbaşkanı Hîva Erebo, Ortadoğu için çözüm modeli olarak sunulan “Rojava Devrimi” ve kadınların Kuzey Suriye Federasyonu içindeki çalışmalarını Yeni Özgür Politika’ya değerlendirdi.


Öncelikle Suriye’de iç savaş yeni bir döneme giriyor. Kısaca 8 yılın siyasi değerlendirmesini yapabilir misiniz? 

İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Ortadoğu’da hep bir biçimde savaş sürdü. Çelişkiler ve çatışmalar hep yaratıldı. Ancak adına üçüncü dünya savaşı dediğimiz bu süreçte artık değişimler gündeme geliyor. Bu savaşın yoğunlaşmış olduğu zemin şu an Suriye’dir. Artık dünya çapında siyaseti deşifre olan güçler ve aynı zamanda kendi içinde büyük çelişkilere sahip Amerika, Rusya, İran ve daha birçok ülke, siyasi ve ekonomik alanda yaşadıkları çelişkileri bu savaş yoluyla farklı alanlara taşırarak, iktidarlarının ömrünü bir yüzyıl daha uzatmayı amaçlıyorlar. Suriye bu güçlerin oyun sahasına dönüştü. Ortadoğu’daki iktidarlarını güçlendirmeye, daha kalıcı hale getirmeye ve yeni güçleri de yanlarına alarak farklı cepheler oluşturmaya çalışıyorlar. Fakat cepheler henüz netleşmiş değil. Bu nedenle çatışan ve anlaşan güçler birçok kez yer değiştirebiliyorlar. 


Suriye’de halklar, kadınlar bu savaşın neresinde duruyor? Belirttiklerinize bağlı olarak, önümüzdeki yeni yıl buradaki kadınlar için bir kez daha yeni bir süreci beraberinde getirebilir mi?

Bölge halkları olarak özgürlük taleplerimiz doğrultusunda son yedi yıldır mücadele ve direniş içerisindeyiz. Kendimizi var edebileceğimiz, özgürce ifade edebileceğimiz alanlar açtık. Bununla birlikte tüm dünyaya da nasıl yaşamak istiyoruz, soruna bakışımız nedir yönünde kendimizi anlatmaya, tanıtmaya çalıştık. 

Rojava Kürdistan’ında, Suriye ve genel olarak Ortadoğu’da çekilen acıların birçoğu da kaynağını kadın üzerinde yürütülen iktidar gerçeğinden almaktadır. Çünkü toplumun büyük bir kesimini oluşturan kadınlar bin yıllardır inkar ediliyor. Mevcut savaşların bir sebebi de kadınlar üzerinden gelişen inkar ve adaletsizliktir. Bölgede yürütülen savaşı bu gerçekten bağımsız olarak ele almıyoruz. Halklar açısından olduğu kadar, kadınlar için de kendisini yeniden var etme imkanı doğdu. Kürt kadınların DAİŞ’e karşı yürüttüğü mücadele önemli bir başarı düzeyi yakaladı. Bu savaşla birlikte tüm dünya Kürt kadınların direniş geleneğini tanıdı. DAİŞ’in yok edilmesiyle birlikte başlayan yeni süreçte, kadınlar direnişle kazandıklarını kurumsallaştırarak ilerletecek. Aksi bir durum bizi diğer devrimlerde yaşanan cinsiyet eşitsizliği handikapına çeker. 

DAİŞ’e karşı savaşan Kürt kadınlar, sanki yeni ortaya çıkmış gibi yansıtıldı. Oysa 40 yıllık bir mücadele mirası var. 

Her şeyden önce bölgede yürütülen savaş kanayan ama görmezden gelinen birçok yarayı yeniden görünür kıldı. Örtülü bırakılan en önemli gerçeklerden biri de kadın gerçeği ve mücadelesiydi. Mücadele gerçeği ve kahramanlığı sadece Rojava Kürdistan’ı ile ortaya çıkmadı. Şanslıydık; tarihsel direniş mirasımız ile birlikte son 40 yıldır Kürdistan dağlarında büyük bir özgürlük mücadelesi yürütülüyor. DAİŞ’in ataerkil karanlık zihniyetine karşı sürdürdüğümüz direniş, bunu görünür kıldı. Kürt kadınlar bu süreçte ataerkil sistemine karşı bir kez daha reddini ortaya koydu. Kadınların savaşa katılması savaşın genel gidişatıyla birlikte toplumumuzun da zihniyet kalıplarını etkiledi. 

Şüphesiz bu kolay olmadı. DAİŞ gibi gerici bir güçle olduğu kadar, kendi toplumumuzun zihniyet kalıplarıyla da mücadele ettik. Yani iki savaşımı birlikte yürüttük ve bir yere kadar zihniyette dönüşüm yarattık. 



Tüm dünyada alternatif model olarak ilgi gören Rojava Devrimi’nde en çok merak edilen konu da kadınların yarattığı dönüşümler. 2018’e girerken, devrim kadınların hayatlarında ne gibi değişimlere yol açtı?

Devrimimizle birlikte gündemimize almış olduğumuz ilk konulardan biri kadının siyasete katılımıydı. Sistemimiz komün ve meclislere dayanıyor. Kadının eşit düzeyde yaşamın ve sistemin tüm alanlarında yer alabilmesi için sistemimizi eşbaşkanlık üzerinden örgütledik. Artık erkekler de kadınların sistem oluşturmadaki rollerinin önemini ve nasıl bir değişime yol açtığını biliyor. Erkeğin iktidar taleplerini frenliyor. Yasalarda birçok değişiklik yaptık ve toplum yaşamını çok etkiledi. 24 Ekim 2014 yılında, özerk yönetimin ilanından hemen sonra oluşturduğumuz genel yasalar içerisinde sadece kadın haklarını kapsayan 30 madde vardı. Bu bile kendi başına bir devrimdi. Birden çok evliliği, çocuk yaşta evliliği, berdel evliliğini, başlık parasını kaldırdık. Erkekler için bunlar bir iktidar alanıydı ve iktidarlarını kadın haklarını çiğneyerek, yok sayarak daha da güçlendiriyorlardı. İşte biz bu alanı erkeğin daha fazla iktidar olmasına kapattık. Kadınların geleceği ve varlığı üzerinden kendilerini daha fazla iktidar yapmalarının önünü aldık. Tek tek hepsini maddelerle yasakladık. 


Sonuçta erkeğin önemli bir iktidar alanına müdahale ettiniz. Nasıl tepkilerle karşılaştınız? 

Biz daha büyük tepkiler beklerken, oluşan tepkiler sınırlıydı. Çünkü kadının büyüyen gücü, erkeği frenliyor. Kadının yaşam alanlarına müdahale etme istemi olsa bile, bunu yapmadan önce birçok hesap yapmak durumunda. Kadınlar artık kendi yaşamını ve geleceğini erkeğin insafına bırakmıyor. Kendi geleceklerini ve kaderlerini kendileri tayin ediyor. Kadınların askeri ve siyasi alanda güçlü bir örgütlenmeye sahip olmaları, erkeği kadın iradesini kabullenmeye zorluyor. Toplum artık kadının gücüne güveniyor. Kadın kendi öz iradesiyle toplumla arasında oluşturulan mesafeyi kapattı. Özellikle çok eşliliğin kaldırılmasına karşı yoğun tepkiler aldık. Çok eşlilik Kürt toplumu içerisinde yaygın değilse bile, Arap toplumu içinde oldukça yaygın. Birçok kez aldığımız bu kararı boşa çıkarmaya çalışan tepkilerle karşılaştık. Ancak kadınların bu haklarına sahip çıkmaları, bu tepkileri engelledi. ’ 

Kadın mücadelemizin her alanda gelişmesiyle birlikte kadınlar artık kendilerine güveniyor, daha cesur şekilde haklarını savunmaya, korumaya başlıyor. Bu, toplumda da kadına yönelik güveni geliştiriyor. Sadece Cizre Kantonu’nda kadınları savunabilecek 14 kadın evi var. Aylık olarak yaklaşık 100-150 kişi sorunlarının çözümü için başvuruda bulunuyor. Toplumsal ahlakı, eşit yaşamı, adaleti ve hukuku geliştirmek için bunlar önemli adımlardı. 



Toplumsal dönüşümde hedef olarak belirleyip de üstesinden gelemediğiniz, başaramadığınız hususlar var mı? 

Kuzey Suriye Federasyonu kadın kimlikli bir sistemi oluşturuyor. Kadınların karar organlarında yer alması bizim açımızdan çok önemliydi. Sistemimizin her alanında kadınların hazır olmadığı bir ortamda kararlar alınamıyor. Kadınların özgün örgütlülük çatısı ise Kongra Star. Bu çatı altında kadınlar kendi özgün sistemlerini oluşturarak karar mekanizmalarına güçlü katılıyor. 

“Örgütsüz tek bir kadın bile kalmamalı” hedefiyle hareket etmemize rağmen örgütlü yaşam ve çalışma alanlarımıza katamadığımız kadınlar var. Kadınların yeterli bir örgütlülüğe ulaşamaması toplumsal sorunların artmasına yol açıyor. Erkek şiddetinin halen kadını hedef alması örgütlülüğü bir bütünen oturtamadığımızın göstergesi. 2016 yılında Kuzey Suriye’de 20 kadın erkek şiddetiyle katledildi. 2017’nin 11 ayında ise bu sayı 7’ye indi. Sayıdaki düşüş örgütlülüğümüzün büyüdüğünü gösteriyor ancak hedefimiz kadın cinayetlerini ve kadına yönelik şiddeti tamamen durdurmak. Katledilen kadınları koruyamadığımız için özeleştiri vermemiz gerekiyor. 


Erkek şiddetine karşı oluşturduğunuz kurum ve mekanizmaları biraz açar mısınız?

Erkek şiddetine karşı en önemli gücümüz örgütlülük. Şiddet mağdur kadınların ilk durak olarak yerleştirildiği yaşam evlerimiz var. Yine kadınların ortak çözüm arayışında bulunduğu kadın evlerimiz önemlidir. Ayrıca akademilerimiz toplumsal cinsiyetçiliğin çözümlenmesi ve cins bilincinin gelişmesi için önemli merkezler. Kadın beyanının esas alındığı kadın mahkemelerimizde erkek şiddetini her yönüyle yasaklayan ve cezai yaptırıma tabi tutan yasaları etkin şekilde uyguluyoruz. Yine sadece kadınların yer alacağı JINWAR kadın köyü projemiz önemli bir adım. Savaş ve şiddet mağduru kadınlar için alternatif bir yaşam alanı olarak planladı ve kısa süre sonra çalışmalarına başlayacak. 


Ekonomi de kadınların özgürlüğü için önemli bir alan.  Kadının iş yaşamına katılımı ve  ekonomisini nasıl oluşturuyorsunuz?

Ekonomik alanda da kadınlar önemli bir örgütlülük sağladı. İlk kez kadınların öz gücüne dayalı ekonomik örgütlenme oluşuyor. Kadınlar artık örgütlendikçe kendi güçlerine daha çok güveniyorlar. Toplumumuzda yaşanan birçok sorun kaynağını ekonomik sorunlardan alıyor. Bunların başında da kadına yönelik şiddet geliyor. Kadınların ekonomik alanda daha fazla örgütlenmesi için birçok proje de geliştirildi. 


Nasıl projeler?

Ziraat projeleri, hayvan besleyiciliği alanında projeler hazırlandı. Kadınların geçimlerini sağlayacağı projeler hazırlanıyor. Geçtiğimiz son üç yıl içerisinde birçok kadın eğitim alanında yer almaya başladı. Şimdiye kadar 15 binden fazla kadın öğretmen okullarda çalışmaya başladı. Rejim okullarından mezun olup evde oturmaya mahkum edilen binlerce kadın vardı. Şimdi ise çalışmak isteyen her kadına yer var. Kadınlar özellikle de eğitim, sağlık alanlarına yoğun bir şekilde katılıyor. Toplumsal çalışmaların yüzde 80’ine yakını kadınlar tarafından yürütülüyor. 



Kuzey Suriye Federasyonu ile tüm kadınları kapsayan yeni bir sistemi örgütlüyorsunuz. Diğer halklardan kadınların sistemi sahiplenme düzeyini nasıl görüyorsunuz? 

Kuşkusuz değişimin öncülüğünü Kürt kadınlar yaptı. Bu değişim tüm kadınların dikkatini çekti. Yıllardır kadın özgürlüğü için arayış içerisinde olan birçok kadın yönünü Rojava’ya çevirdi. Kuzey Suriye’de yaşayan Arap, Süryani, Çerkes, Çeçen, Ermeni, Keldani, Türkmen halklarına mensup kadınlar da bu deneyimin parçası oldu. Siyasi ve toplumsal alanda öz güçleriyle örgütlenmeye başladılar. Diğer haklardan hemcinslerimiz kazanımlarımızı kendi kazanımları olarak gördü ve o şekilde kendileri de dahil olmak istedi. 

Elbette toplum öyle bir anda değişmiyor. Kuzey Suriye Federasyonu’nda yaşayan bütün kadınlar bunun mücadelesini yürütüyor. Devrimimizin toplumsallaştı ancak daha işin başındayız ve mücadelemiz sürüyor. 

Kürtlerin yoğun olduğu yerlerde eşit temsiliyette zorlanmadık ancak Arapların yoğun olduğu bölgelerde kadınların katılımı başlangıçta eşit temsiliyeti sağlayamadı, yüzde 30’larda kaldı. Ancak son seçimlerle birlikte birçok yerde Arap kadınlar içerisinde yüzde 50 temsiliyeti sağladık. Dolayısıyla bu durum seçime katılımı etkiledi. Arap nüfusun yoğun olduğu yerlerde seçime katılım oranının yüksekliği sistemimizin bütün halklardan kabul gördüğünü gösteriyor. 


Yeni bir deneyim olarak, 1 Aralık’ta Kuzey Suriye Federasyonu Yerel Meclis Seçimleri yapıldı. Bu seçimlerde kadınların oy kullanma ve aday olma konusunda katılımı nasıldı? 

Kadınların olduğu yerde mutluluk ve coşku var. Seçimler de ulusal bir şenlik gibiydi. Kadınlar tüm renkleriyle sandık başına gitti. Bu seçimler de bizim için bir ilkti. Yeni bir deneyimdi. İlk kez Kuzey Suriye Federasyonu’nda yaşayan halklar ve kadınlar kendi özgür iradeleriyle sandık başına gittiler. Hem adayların belirlenmesinde hem de oy kullanımında kadınlar ve erkekler eşit düzeyde katıldı. 


Kadınların seçimleri bu kadar güçlü sahiplenmesini nasıl yorumluyorsunuz? 

Elbette bu, mücadele azmimizi güçlendiriyor. Özgür yaşama talebimizin artık kimse tarafından engellenemeyeceğini daha somut bir şekilde gördük. Bu deneyimimiz artık evrenselleşiyor. Dolayısıyla bizim mücadele ve örgütlülükte yakalamış olduğumuz düzey sadece bize değil, tüm Ortadoğu ve dünya kadınlarına ilham veriyor. Rojava, yıllarca kadın özgürlüğü için mücadele eden ama başaramayan tüm kadınlara umut oldu.


Bu umut riskleri de barındırmıyor mu? 

Eğer bu kazanımlarımızı garantiye almazsak kadınlar olarak bir kez daha kaybederiz. Bu düzeyde bir kadın ordulaşmasının oluşması dünya genelindeki kadın hareketlerinin tümüne umut verdi. Bu anlamda kadınların bir kez daha köle biçiminde yaşamasına izin vermeyeceğimiz gibi, kendimizi kadınların tüm haklarının özgür, adil ve eşit şekilde yaşam bulması için sorumlu görüyoruz. Önümüzdeki yıllar da bu temelde mücadelemizi yükselteceğimiz yıllar olacak. 


Son olarak 2018 yılı için bir mesajınız var mı?

2018 yılı her açıdan bir final yılı olacak. Suriye ve Rojava’da yürütülen askeri mücadele sona doğru gidiyor. En azından şimdilik öyle görünüyor. İnşa sürecine giriyoruz. Suriye genelinde demokratik bir sistemin inşası için kendimizi rol ve misyon sahibi görüyor ve bu yönlü iddiamızı koruyoruz. 

“Örgütsüz tek bir kadın kalmayacak” sloganımızı gerçeğe dönüştürme çabalarımızı da yoğunlaştıracağız. Kadınların ve toplumumuzun taleplerini gerçekleştirmek ve tüm dünyaya duyurmak için siyasi, diplomatik, ekonomik tüm alanlara aktif  şekilde katılmaya devam edeceğiz. Kadınlar da kendi mücadelesine her zamankinden daha fazla sahip çıkmalı.


85

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA