Güney’de referandum atmosferi yok

PDK’ye yakın televizyonların haber bültenleri ile programlarını izlerken insan dolu dolu bir referandum çalışması veya atmosferi olduğunu düşünüyor. Ancak sokakta durum öyle değil. Yirmi günden az bir süre kalan referandumun olup olmayacağı üzerine iddiaya girenler bile var.

12 Eylül 2017 Salı | Forum


Aziz OĞUR


İki haftayı aşkındır Güney Kürdistan’dayım, Süleymaniye’den Hewlêr’e, Zaxo ve Duhok’tan Rewanduz’a kadar hemen hemen her tarafı gezme fırsatı buldum. Sohbet ettiğim insanların gündemi bambaşka, referandum diye bir şey yok. 15 gün içinde sadece iki iş yerine asılı referandum pankartı gördüm. Referandumu sorduğum taksici ise gülerek, “Barzani’lere yaranmaya çalışan tüccarların işi” diyerek geçiştirdi. 

Güney Kürdistan’da siyasi ve ekonomik krizi bir süreliğine bertaraf etmek için gündeme getirilen referandum, PDK’ye bağlı medya ve yandaşlarının sosyal medya hesapları üzerinden çıkardığı yaygara ile sınırlı görünüyor. 

Burada toplu taşıma yok denecek kadar az. Trafikteki araçların üçte biri taksiler. Taksicilerin çoğu ise peşmerge, memur. Hemen hepsi ekonomik krizden muzdarip. Konut fiyatları, kiralar yarı yarıya düşmüş durumda. Ancak gıda fiyatları çok yüksek. Türk giyim markaları satan mağazalar, restorant ve kafelerinin istilası bambaşka bir gerçeğe işaret ediyor. Alışveriş merkezlerinde kaymak tabakanın lüks yaşamı ile Hewlêr’in çöpten geçilmeyen mahellelerindeki yoksulluk iç içe yaşanıyor. 

PDK’ye yakın televizyonların haber bültenleri ile programlarını izlerken insan dolu dolu bir referandum çalışması veya atmosferi olduğunu düşünüyor. Ancak sokakta durum öyle değil. Yirmi günden az bir süre kalan referandumun olup olmayacağı üzerine iddiaya girenler bile var. 


Şüphe ile yaklaşılıyor

Çoğu insan PDK’nin yaşanan siyasi ve ekonomik krizi bir süreliğine bile olsa bertaraf etmek için referandumu gündeme getirdiği konusunda hemfikir. 

PDK’nin en güçlü olduğu Hewlêr, Duhok, Sehaladdin gibi yerlerde bile insanların ortak düşüncesi, “Kürt devletine, bağımsızlığa kimsenin itiraz ettiği yok, ancak bu şekilde bir sonuç ortaya çıkacağı şüpheli” şeklinde. Yine PDK’ye yakın bazı kaynaklar, referanduma katılımın çok az olacağı, ancak PDK’nin istediği sonucu sandıktan çıkaracağı ve bununla bağımsızlıktan ziyade Bağdat hükümeti ile bütçe paylaşımı konusunda elini güçlendireceğini düşünüyor. 

PDK taraftarı olsun olmasın herkesin ortak fikri ise, olası bir Kürt devleti veya bağımsızlık ilanına en fazla karşı çıkacak olan gücün Türk devleti olduğu yönünde. Bu bilindiği halde, PDK’nin Türkiye’yle ‘iyi’ ilişkilerin ne anlama geldiği soruları ise yanıtsız kalıyor.


YNK’nin referanduma yaklaşımı

YNK, Barzani referandum manevrası karşısında sessiz kalarak bir nevi yedeğe düşme tehlikesi yaşıyor. YNK’nin hakim olduğu bölgelerde, halk PDK’nin ne yapmaya çalıştığı konusunda net ve YNK’nin politikasızlığına tepkili. Tabandaki rahatsızlığı farkeden YNK ise son günlerde yavaş yavaş inisiyatif almaya çalışıyor. YNK yönetimi geçtiğimiz günlerde tek gündemle gündemle toplandı: 15 Eylül’e kadar Meclis’in açılması ve işlevselleştirilmesi. PDK’nin bunu kabul etmemesi durumunda ise YNK hakimiyetindeki bölgelerde referandum sandıklarının kurulmasına izin verilmemesi gibi bir tavır sergileyebilir. YNK böyle bir hamle ile hem tabanındaki tepkileri yumuşatmak istiyor hem de dahil edilmediği bir referandumun sorumluluğunu almamış olmayı hesaplıyor. Böyle bir durumda Hewlêr-Duhok ile sınırlı bir referandumu yapılması, büyük prestij kaybına yol açacak ve PDK’ye zarar verecek.  


Goran’ın durumu belirsiz

Görüştüğüm bir çok kişi, referandum konusunda Goran hareketinin politikasının hangi tarafa evrileceği konusunda bir netsizlik olduğu görüşünde. Daha doğrusu, dengelere oynayarak pragmatik bir yaklaşım ile kendine daha fazla imkan sağlamaya çalışacağı yorumları yapılıyor. Yani ağırlık hangi taraftan yana olursa son ana kadar Goran’ın da tavır değiştirebileceği belirtiliyor.


Yurt dışında referandum

PDK’nin referandum adına başlattığı gündemin en güçlü ayağı, yani Güney Kürdistan ve Hewler dahil şüphesiz Avrupa ve Kuzey Kürdistan. PKK’ye karşıtlık ve AKP politikalarına hizmet eden kesimlerin son süreçteki argüman ve dayanakları referandum. Avrupa ve Kuzey Kürdistan’da referandum tartışması üzerinden, “Bağımsızlık çantada keklik ama PKK karşı çıkıyor” tartışmalarını sürecin AKP işbirlikçi merkezli propogandası olarak yürütüyorlar. Israrla gündeme getirdiğim referandum tartışmalarında, “Kürdistan’dan kaçmak için binlerce dolar verenler yurt dışında bağımsızlık tellalığı yapıyor” ya da “Burda referandum atmosferi yok, Türkiye’de ve Avrupa’da var” espirileriyle karşılaştım.

Yine PDK’nin “roj peşmergeleri” adı altında 300 dolara maaşa bağladığı ENKS’li kesimlerden oluşan ve Avrupa’ya çıkmak için Güney Kürdistan’daki mülteci kamplarını sıçrama tahtası olarak kullanan kesimler, PDK’nin ve medyasının siparişi üzerine referanduma destek gösterileri düzenliyorlar. 

Özetle, Türkiye, Avrupa ve Güney Kürdistan’daki mülteci kampları dışında hiçbir yerde referandum atmosferi veya çalışması ile karşılaşmadım. Referandum yaklaştıkça, PDK’nin sunduğu ranttan daha fazla nemalanmak isteyen kesimlerin ‘rüştünü ispatlamak’ için büyük pankartları iş yerlerine asmaları mümkün. YNK sandık kurdursa bile, başta YNK bölgesi olmak üzere tüm Güney Kürdistan’da katılımın çok düşük olacağını, buna karşın PDK’nin medyası üzerinden istediği oranı çıkaracağını söylemek de öngörüden ziyade Güney Kürdistan’ın bir realitesi olarak açıklanabilir. 


Referandum sonrası

PDK’nin her halükarda zararlı çıkacağı bir sürece doğru sürüklendiğini söylemek mümkün. Yüzde 90-95 evet çıkması, çıkarılması halinde, PDK’nin ileri bir hamle yapmaması durumunda, “Referandum=Bağımsızlık” algısı yaratılan kitlede kırılma yaşacanacak. PDK ağırlığını, inandırıcılığını ve ciddiyetini kitle nezdinde kaybedecek. 

YNK’nin referandum sandıklarını bölgesine kurdurtmaması durumunda ise PDK 1992 yılı öncesine dönecek ve Hewler ile sınırlı bir yönetime sahip olacak. YNK ve diğer partileri yedeğine alarak politika üretme imkanı kalmayacak. 

Bu saaten sonra referandumun iptali gibi bir adım ise PDK’nin bir daha toparlanmayacak düzeyde prestij kaybına uğramasına yol açar. 


İyi bir olasılık

Tek olumlu ihtimal ise PDK’nin bağımsızlık gibi bir konunun tek partinin tasarrufunda olmayacağını kavrayarak, Güney Kürdistan ve diğer parçalardaki güçlerin dahil olacağı bir birlik adımı, Kürt Ulusal Kongresi gibi bir atmak zorunda kalması. PDK’nin karekteri ve iktidar hırsı düşünüldüğünde ise bunun pek kolay olmayacağını söylemek mümkün.



535

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA