17 Eylül 2014 Çarşamba
Ana Sayfa PolitikART
01 Nisan 2013 Pazartesi

DEMHAT TOLHILDAN: 20 yıllık gerillanın yazı tutkusu

“Biz dağlardayız ve dağları yazıyoruz. Gördüğüm bir arkadaşı, şehit düşen arkadaşları, dağları veya herhangi etkileyici bir manzarayı yazıyorum. Şimdi benim yazdıklarım bu savaşın belgesi olarak kalacak. Şu ana kadar 14 adet defter günlük tuttum.”

Genç yaşlarda katıldığı gerilla saflarında 20 yılı geride bırakan gerilla Gorse, bu zamanın 10 yılını Dêrsim’de geçirdi. Bir Dêrsim aşığı olan Gorse şu an gerillanın müzik çalışmalarında yer alıyor. Gerillada yaşadıklarının yanısıra bir de yazma alışkanlığını edinen Gorse, bu yıllar boyunca yaşadığı acıları, heyecanları, sevinçleri, Kürt özgürlük savaşını, bitmeyen operasyonları, çatışmasız geçmeyen günleri, ölümle yaşam arasındaki gel gitleri, efsaneleşen gerillaları, unutulmaması gereken gerillanın tarihini kaleme alıp 14 defter günlük tutar.

Gerilla Gorse, 1978 yılında Siirt’in Kurtalan ilçesine bağlı Karabağ köyünde dünyaya gelir. Sadece üç yıl okuyabilmiş ve evin en büyük erkek çocuğu olduğu için ailenin geçimini sağlamak üzere 1989 yılında yani daha onbir yaşındayken İstanbul’a çalışmaya gider. 1992’de ise beş arkadaşıyla birlikte gerillaya katılır.
Kürdistan’daki savaşın en amansız olduğu doksanlı yıllar Dêrsim’de de aynı sıcaklığıyla yaşanır. Askeri operasyonlar, çatışmalar, köy boşaltmaları, halk üzerindeki devletin gıda ambargosu, faili meçhul cinayetler, sürgünler ve katliamlar… Gorse, hepsini yaşar. 1999 yılında gerillanın geri çekilme kararı almasından sonra Dêrsim’den Erzurum’a oradan da 2001’de Medya Savunma Alanlarına geçer. Burada bir süre ideolojik eğitimlerde kalan Gorse, daha sonra kültür çalışmalarında yer alır.
Akademik altyapısı veya eğitimi olmadan kültür çalışmalarına başlayan Gorse, ilk başlarda belli bir zorlanma yaşasa da gerilla arkadaşlarının yardımıyla çok kısa sürede birçok şey öğrenir. Delila Meyaser, Halil Dağ, Hevi, Yekta, Zerdeşt gibi dağın yetenekleriyle çalışır. Başladığı günden beri müzik çalışmalarını sürdüren Gorse, söylediği şarkıların yanısıra org ve piyano çalmasını da öğrenir. Gorse, gerillanın müzik grubu olan Awazî Çiya’nın kurucuları arasında da yer alır.

‘Yaşamı sanatla anlamlandırıyorum’
Yaklaşık on yıl Dêrsim’de geçen gerilla yaşamından sonra başladığı kültür çalışmaları Gorse için ayrı bir dünyadır. Onun için müzik akşamları gerilla ateşinin etrafından veya bir yol yürüyüşünde söylenen şarkılardı. Daha ilerisinin hiç aklına bile gelmediğini söyleyen Gorse: “Kültür çalışmalarında müzik bölümüne geçtim. Tabii şarkı söylemekten başka müzik hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Müziğin mantığı, teorisi, tarihi gibi şeyleri bilmiyordum. Orada yaşayarak, okuyarak, çalışmalara girerek öğrendim.
Sanat çalışmaları ayrı bir dünya. Savaşın en çetin zamanlarından sonra böyle çalışmalara alışmak kolay olmadı ama yaşadıkça, sanatın ruhunu, güzelliğini gördükçe biraz daha savaşta yaşadıklarımı sanatta da anlamaya çalıştım. Sanat ve askeri çalışmaları birlikte yürütmek gerçekten de zordur. Savaşın her anına hazır olmak ve bunun içinde sanat çalışmaları yürütmek kolay bir iş değil. Gerilladaki yıllarımı da sanatla daha çok anlamlandırmaya çalıştım” diye ifade ediyor.  

14 defter günlük yazar
Gerilla Gorse, müziğin haricinde bir de yazdıklarıyla da meşhur bir gerilla. Gerillaya katıldıktan kısa bir sonra çat-pat bildiği okuma-yazmasını geliştirir. Ve yaşadığı her anı günlüklere aktarır. Gorse, günlük yazma ile başlayan hikayesini de şöyle anlatıyor: “Çok küçük yaşlarda çalışmak zorunda kaldığım için okul okuma şansım çok az oldu. Neredeyse okuma-yazmayı bilmiyordum, dağlarda geliştirdim. 1997’de, Dêrsim-Nazimiyeli olan Jiyan arkadaş ile aynı bölükteydik. Jiyan arkadaş sürekli tek başına bir ağacın dibine gidiyor ve yazı yazıyordu. Sürekli onu izliyordum. Merak ettim ve bir gün yanına gittim. Jiyan arkadaş beni görünce ‘hayırdır subay mısın, görev mi var?’ dedi. Ben ise ‘yok sadece ne yazdığını merak ettim’ dedim. Ben öyle söyleyince Jiyan arkadaş önce şaşırdı, sonra da günlük yazdığını söyledi. Yaşadıklarını, gerilla yaşamını yazdığını ve bu yaşanılanların bir gün tarih olacağını söyledi. Bana yazmamı tavsiye etti. Ama ben okuma-yazmamın zayıf olduğunu söyleyince O da bana yardım etti. Beş-altı ay boyunca ben bir şeyler karalıyordum ve Jiyan arkadaşa veriyordum. O da yazdıklarıma bakıyor ve nasıl yazmam gerektiği hususunda uyarılarını yapıyordu. Daha sonra Jiyan arkadaş şehit düştü. Onun şehit düştüğü gün ben de söz verdim ve yazacağım dedim. 1997’den beri yazıyorum. Ve şimdiye kadar on dört tane defter yazdım. Hepsi de günlüktür.”

Yiyecek yerine defter taşıdım
Gerillada yaşadıklarını ve gerilla yaşamını günlüklere aktarmaya çalıştığını ifade eden Gorse, şöyle devam ediyor: “Öyle fazla edebiyat da yapmıyorum. Günlük yaşamımızı sade bir şekilde yazıyorum. Gördüğüm bir arkadaşı, şehit düşen arkadaşları, dağları veya herhangi etkileyici bir manzarayı yazıyorum. Önder Apo sürekli olarak bize ‘siz o dağlarda bir taşa bakarak roman yazabilirsiniz’, diyordu. Benim açımdan da felsefe budur. Elimden geldiğince yazıyorum. Gerillada en başarılı olduğum şey belki yazı yazmak oldu. Şimdi yazmak benim için bir hastalık haline geldi. Bazen yazmayayım diyorum ama yapamıyorum. Gün gün olmasa bile bir haftayı geçmez. Bazen arkadaşlara bir gün şehit düşersem bu defterleri bilgisayar ortamına geçirecek kişi bana kızacak ve bu adam oturmuş habire yazmış diyecek. Yazmak bende içselleşmiş.
Genelde şehit arkadaşları yazıyorum. Son olarak da Dêrsim’de tanıdığım ve şehit düşmüş olan arkadaşları yazıyorum. Şu an bir kitabı bitirdim. Bir tanesini de yarıladım. Benim için bir kalem, bir defter olsun yeterli. Dêrsim’de kaldığım süre zarfında, savaşta da yazıyordum. Bazen yiyecek yerine yanımda defterimi taşıyordum. Yazdıklarımı hep korudum. Defterlerimi yıllarca yanımda taşıdım. Dêrsim’den buraya gelirken bile defterlerimi getirdim.
Kürtlerin tarihi genelde başkaları tarafından yazıldı. Yazanlar da kendilerine göre yazdılar. Yani gerçekleri yazmadılar. Şimdi benim yazdıklarım bu savaşın belgesi olarak kalacak. Yine PKK’nin yürüttüğü mücadele sürekli olarak yazılı hale geldi. Hiçbir şey kaybolmayacak. Sonuçta biz dağlardayız ve dağları yazıyoruz. Ben de ne görsem yazıyorum. Yıllar sonra bu yazılanları okuyacak olanlar kendilerini o günlere getirmiş olanları hatırlayacaklar. O yüzden de sürekli yazıyorum.”


425


YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazı Boyutu:12 14 16 18