Kırklar Dağı’ndaki talana kim dur diyecek?

01 Eylül 2014 Pazartesi

FERDA ÇETİN

Dicle Haber Ajansı Muhabiri Hayri Demir 29 Ağustos tarihinde önemli bir haber yaptı. "Bu kadar yoğun gündem varken sırası değil" ya da "kol kırılır yen içinde" diyerek ötelenemeyecek bir haber. Kırklar Dağı’nda ranta dayalı betonlaştırmayı ve hala devam ettirilmek istenen bu doğa katliamını anlatıyordu.

Kırklar Dağı demek, Amed'in dört bir yandan izlenebildiği yegane "balkon" veya "seyir terası" demek. Efsanelere, öykülere ve kılamlara konu olmuş, kırk evliyanın ve Suzan Suzi’nin dağı. Dağın bazı bölümleri özel mülkiyet, büyük bölümü ise hazineye ait. Birkaç yıl öncesine kadar Kırklar Dağı tüm Amedlilerin ortak değeriydi. Bu ortak değer, Amed Büyükşehir Belediyesi’nin proje onayı ve Sur Belediyesi’nin 2010 yılının 31 Aralık tarihinde verdiği ruhsat ile özel mülkiyete, ranta peşkeş çekildi.
Kokusu Kırklar Dağı’nı aşmış, herkesin gördüğü, konuştuğu, isyan ettiği ama üzerine de gidemediği bir peşkeş. Kırklar Dağı’nın ranta kurban edilmesinin hikayesi şöyle:
Emekli Hava Pilot Yarbay Ufuk Eser, devlete büyük hizmetlerini(!) tamamladıktan sonra, yurtseverleşmiş(!) ve emekliliğinde de halka hizmet etmeye karar vermiş. Bir inşaat şirketi kurarak Kırklar Dağı’nda inşaat yapmaya başlamış. Bir alışveriş merkezi, 27 katlı lüks bir otel ve 200 konuttan oluşan inşaatların yapımı kaşla göz arasında başlamış. "Diyarbakır Konakları" adı verilen bu binalar 498.000 TL’ye varan fiyatlarla satılmış.
Mezopotamya Ekoloji Hareketi, zamanında bu kötülüğün oluş biçimine ve tehlikenin büyüklüğüne dikkat çekmiş ve duyarlılık çağrısı yapmış; "Kendi belediyemizin bizim adımıza bizim mekanlarımızı satmasına izin vermeyelim! Ekolojik ve toplumcu bir kent modeli için Kırklar Dağı'nın Kırk haramilere satılmasına geçit vermeyelim!" demiş.
Dicle Üniversitesi Çevre Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Kemal Güven de o günlerde bu talana dikkat çekmiş. Kırklar Dağı’nın, Diyarbakır Surları, Dicle Vadisi ve Hevsel Bahçeleri ile birlikte Diyarbakır’ın coğrafik kimliğini oluşturduğunu, bu kimliği dejenere eden Kırklar Dağı’ndaki binaların derhal yıkılması gerektiğini belirtmiş.
7 Haziran 2014 tarihinde BDP Gençlik Meclisi Kırklar Dağı’nda ranta dayalı imara ve tahribata karşı süresiz oturma eylemi düzenledi. Eylemciler, bu talan durduruluncaya kadar eylemlerini sürdüreceklerini de kamuoyuna açıkladılar. Fakat bu eylem de nasıl ve hangi sebeple olduysa, ama dışarıdan güçlü bir elin müdahalesiyle, sessiz sedasız sonuçlandırıldı.
Hayri Demir’in 29 Ağustos tarihli haberinden, Kırklar Dağı’ndaki tahribatın derinleşerek devam ettiğini öğreniyoruz. "Alandaki yapılaşmaya dair tartışmaların devam ettiği bir dönemde alandaki parsel sahiplerinin, yeni bir yapılaşma için Kültür ve Turizm Bakanlığı'na yatırım başvurusu yaptığı ortaya çıktı. Alanda kongre ve sergi merkezi için başvuruda bulunanların, yapmak istediği merkezin onaylanarak inşaatının başlaması halinde, alandaki mevcut yapılaşmadan geriye kalan alan da tamamen binalarla kuşatılacak.
Kasım 2013'te bakanlığa başvuruda bulunan arsa sahipleri, 5 bin kişilik bölünebilir kongre salonu, 4 adet 100 kişilik toplantı salonu, 20 adet 100 kişilik 2. sınıf lokanta ve açık sergileme alanıyla birlikte, 2 bin araçlık açık ve bin araçlıkta kapalı otopark için yatırım belgesi talep etti."
Kentlilik ve hemşehrilik bir yere ait olmayı anlatır. Ayrı coğrafyada yaşamayı, aynı güzellikleri paylaşmayı, ortak değerleri çoğaltmayı ve korumayı içerir. Bizden önce yaşayanların tahrip etmeden bize bıraktığı mirasın korunarak geleceğe teslim edilmesi gibi bir sorumluluk yükler. Özdeyişteki gibi, köyler, kasabalar ve şehirler "dedelerimizden bize bırakılan miras, çocuklarımıza teslim edeceğimiz bir emanet"tir.
Şimdi bu emanet ciddi bir tehdit altında. "Şehri geliştiriyoruz, modern binalar yapıyoruz. Halkımız için kültür merkezleri, kurumlarımız için kongre salonları yapıyoruz" yalanıyla  Amed’in doğasını, değerlerini, kimliğini bozuyorlar. Beton yığınları ve yüksek binalarla hiçbir kent gelişmedi Amed de gelişmez.
Amedliler tüm halka ait Kırklar Dağı’nın özel mülkiyete, ranta, paraya dönüştürülmesine asla müsaade etmemeli. Belediyeler şimdiye kadar yapılmış tahribatları temizlemeli ve bu tahribatın büyümesine asla müsaade etmemeli. Emlakçıların, müteaahitlerin, taşeron ve tefecilerin çıkarları Kırklar Dağı’ndan ve Amed’in ortak değerlerinden daha önemli değildir.



9199
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: