İki Tarzan da zor durumda

06 Aralık 2017 Çarşamba

AYKAN SEVER

Önce uzaktaki yani Washington’dakinden başlayalım. ABD elitleri arasındaki çekişmede son haftalarda gerilim bir hayli arttı. Müesses nizamın Trump’a dönük salvoları yargı eliyle daha da ağırlaştı.

ABD Federal Soruşturma Bürosu (FBI) tarafından yürütülen soruşturmada Trump’ın etrafındaki politikacıların yanı sıra, aralarında özel savaş şirketi Blackwater’ın kurucusu Erik Prince’ın da olduğu bazı Trump destekçileri de sorguya alındı. Burada ön plana çıkan sorun “Rusya bağlantısı”ydı. Soruşturmada asıl dönüm noktası ise Trump’ın eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Michael Flynn’ın yabancı devletlerle ilişkileri konusunda soruşturma yürüten özel savcı, eski FBI Başkanı Robert Mueller ile anlaşma yoluna gitmesi yani Reza Zarrab gibi itirafçılığı kabul etmesi oldu. Flynn’in itirafçılığa sürüklenmesinde, oğlunun da aynı dava kapsamında ceza alma olasılığına engel olmak istemesinin rol oynadığı basında dile getiriliyor.

Flynn’in anlaşma kapsamında söylediği şeylerden biri daha Aralık 2016’da Rusya’nın Washington Büyükelçisi Sergey Kislyak ile yaptığı görüşme konusunda FBI’ya yalan beyanda bulunduğunu kabul etmesi oldu. Diğer önemli ifade ise seçim kampanyası döneminde Türk hükümetinin talimat ve yönlendirmeleri ile danışmanlık hizmeti verdiğini de ilk kez kabul etmesiydi. Daha önceden iki şirket arasındaki anlaşma olarak durumu tarif ediyordu.

Soruşturmanın birinci kısmı yani “Rusya bağlantısı”yla ilgili Trump’ın damadı Jared Kushner ve eski Ulusal Güvenlik Danışman Yardımcısı K.T. McFarland ve hatta Trump’ın kendisinin suçlanabileceği konuşuluyor. Davanın kapsamı ve suçlanan kişilerin sayısı artarken, yeni itirafçılarında olacağı şimdiden görülüyor. Nitekim Rusya ile temasları hakkında yalan beyanda bulunan eski dış politika danışmanı George Papadopoulos’un da savcılıkla anlaştığı açıklandı.

Soruşturmanın Erdoğan rejimi ile ilgili kısmına gelince başta Zarrab Davası’nı etkilemek (Trump’ın yakın çevresinde bazı avukatları mesela eski New York Belediye Başkanı Giuliani ve eski ABD Adalet Bakanı Mukasey ikilisini, Erdoğan rejimi ile temas ve pazarlıkta görevlendirmesi, ayrıca davanın savcısı Preet Bharara’nın görevden alınması gibi) ilgili Flynn’den bağlantıları kuran açıklamalar gelirse iki Tarzan’ı da boyun eğdirerek uzlaşmaya zorlayacaklardır.

Trump bu gelişmeler karşısında adeta çılgına döndü. Önce ırkçı videolar paylaşarak hissi dünyasını kamuya açarken, İngiltere Başbakanı May yerine başkalarına tweet atacak kadar işleri karıştırdı. Olay burada kalsa iyi Twitter’da siyaset yapmayı adet haline getiren Trump bir mesaj daha atarak FBI’ı sert sözlerle eleştirip, FBI’ın itibarının lime lime edildiğini söyledi. Trump’ın kolay kolay teslim olmayacağı, “benden sonra tufan” anlayışıyla hareket ettiği açık. Bu nedenle başka “çılgınlıklar”a mesela Kudüs’ün İsrail başkenti ilan edilmesi (ki bu hikayenin Damat Kushner’in ailesinin İsrail’deki yatırımlarını destekleme boyutu pekala olabilir) Dışişleri Bakanı Tillerson’ı CIA başkanı Pompeo’yla değiştirmesi gibi işlere imza atabilir. Muhtemelen ABD egemenlerinin onu frenleyebilecek mekanizmaları var. Yine de Trump öyle ya da böyle “ABD’nin bütünlüğü”nü sarsacak.

Bizim Tarzan’a gelince fazlasıyla şaşkın ve korkmuş vaziyette. O yüzden üzerinde oturduğu sermaye kesimlerine “vatan haini” diyecek kadar aklı karıştı. Sağa sola savaş ilan etmeye varabilecek düzeyde psikolojisi bozuk. Bir yandan da koltuğunu ve kendini korumak her tür eli öpmeye hazır. Nitekim Yanki’nin eli stratejik çıkarlar gereği Erdoğan’ın başını okşamak için bekliyor. 

ine de sonu ne mi olacak? Tarzan beyaz perdede, çizgi roman karelerinde iyi biri, ama bu yazıdaki Tarzanlar öyle değil. Bu yüzden dünya halklarının bütün “kötüler”e bahşettiği son neyse, onun akibeti de öyle olacak!



769
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: