Çakır’a!..

fusun1@gmail.com | 14 Eylül 2017 Perşembe

FÜSUN ERDOĞAN

Her 12 Eylül’de, bir kez daha 1980’in İstanbul’unu yaşarım... Darbeden bir hafta önce Cağaloğlu’nda çalıştığım haber ajansı basılmış, ajansın ortakları gözaltına alınmıştı. Polis baskının ertesinde de, o zamanlar siyasi şube amiri olan işkenceci Uğur Gür, ekibiyle ajansta karakol kurmuş, devrimci avına çıkmıştı. 

Biz gözaltına alınanların serbest bırakılmasını beklerken, sabahın beşinde işe gitmek üzere evden çıkan arkadaşımın askerler tarafından “darbe oldu, sokağa çıkma yasağı var” denilerek eve geri gönderilmesiyle öğrenmiştik darbe yapıldığını. Hemen televizyonu açıp, karşısına geçmiştik.  

Beşli çetenin başı Kenan Evren televizyonda darbe bildirisini okurken, onlarca soruyla birlikte payımıza beklemek düşmüştü... Böyle bir bekleme anında, yanılmıyorsam 16 Eylül günü, kaldığım yere gelen bir arkadaşımdan almıştım kara haberi. Davutpaşa kışlasında tutuklu bulunan Çakır 12 Eylül’ün ilk kurbanlarından biri olmuştu!.. 

Çok değil, 25 Haziran 1980’de Topkapı’da eşi Mukaddes’le birlikte gözaltına alınmış, ağır işkencelerden geçirilmiş ve tutuklanmışlardı. Çakır’ı Davutpaşa askeri cezaevine koymuşlardı. 12 Eylül askeri faşist darbesinin hemen ardından onu yeniden işkenceye almışlar. Her gözaltına alınıp, işkence gördüğünde yaptığı gibi, yine direnişi seçmişti. 

O tarihlerde Davutpaşa Askeri Hapishanesi’nde kalanların anlattığına göre, çok işkence yapmışlar Çakır’a. Askeri faşist darbe baskıyla, işkenceyle, kanla işbaşı yapmıştı. 14 Eylül’de Davutpaşa’da Çakır, 17 Eylül’de Avcılar’da M.Zeki Yumurtacı katledilmişti. Ekim ayında idam sehpaları kurulmuş, 9 Ekim’de Necdet Adalı idam edilen ilk devrimci olmuştu. Gözaltı süresi üç aya çıkarılmıştı. Bu da işkencecilere yetmemiş olacak ki, üç aylık gözaltı/işkence süresini yeni soruşturma gerekçesiyle istedikleri her an yeniden uzatma yetkisiyle donatılmışlardı.

Bizim Çakır’ımızdı O... Ölüm haberini getiren arkadaştan isminin İrfan Çelik olduğunu öğrenmiştim. Kaldığı hücrenin giriş kısmında kendini asarak intihar ettiğini söylemişlerdi. Devletin bu açıklamasına ne o zaman, ne de daha sonraki yıllarda hiç inanmadım... Sevgili Çakır’ı katledilişinden tam bir yıl önce, 1979 Eylül’ünde tanımıştım. Sevecen, sıcak kanlı, mütevazi duruşuyla kısa sürede kendini sevdirmişti... 

İrfan Çelik 1 Ocak 1950’de Yozgat’ın Yerköy İlçesi, Gültepe Köyünde doğmuş. İlk ve orta öğrenimini ilçede okumuş. Daha sonra da Tokat Öğretmen Okulu’nda eğitimini sürdürmüş. Öğretmen okulu son sınıftayken, İzmir Yüksek Öğretmen Okulu’na geçiş yapmış. Daha sonra İstanbul Üniversitesi Matematik-Astronomi bölümüne kayıt yaptırmış. 

Çakır devrimci fikirlerle öğretmen okulundayken tanışır. Üniversite yıllarında DEV-GENÇ saflarında mücadele eder. 12 Mart döneminde Proleter Devrimci Aydınlık (PDA-TİİKP) saflarında yer alır. O yıllarda her devrimci militan gibi, Çakır da Filistin’deki savaşa katılmak ve silahlı eğitim almak ister. Ve bunun için Filistin’e gider. Filistin’de dört ay kalır. Aynı süreçte İbrahim Kaypakkaya önderliğinde TKİİP saflarında başlayan muhalefet ayrılıkla sonuçlanmıştır. Çakır Filistin’den döndüğünde, Perinçek Kaypakkaya’yı öldürmesi için onu görevlendirir. Fakat gelişmeleri öğrenen Çakır, Kaypakkaya’nın yanında TKP/ML saflarında yer alır. 

1973’de gözaltına alınır, tutuklanır. Mardin ve Diyarbakır işkencehanelerinden alnın akıyla çıkar. Tutsaklık yıllarını bir okul gibi değerlendirir. Hem kendini hem de yoldaşlarını eğitir. 1975 Temmuz’unda serbest bırakılmasının ardından, Koordinasyon Komitesi’nde yer alır. 

1976’da TKP/ML’deki ayrılıkta TKP/ML Hareketi saflarında, kurucu önder kadrolardan biridir Çakır. 1979 Nisan Konferansı’nda TKP/ML Hareketi Merkez Komitesi’ne seçilir ve MK sekreterliğine getirilir. MLKP onur üyesi İrfan Çelik mütevazi, sade, duru bir komünistti. Güzel bir yoldaş, iyi bir dosttu, arkadaştı... Cemal Süreya’nın “Üstü Kalsın” şiirinde dediği gibi, “Her ölüm erken ölümdür.” Bizim Çakır’ın gidişi hepten erkendi... 30 yıla sığdırılmış kısacık bir hayat yaşadı... 

Bugün 14 Eylül, günlerden İrfan Çelik, günlerden bizim Çakır!.. Hayatı kısa ama dolu dolu yaşamış komünist önder İrfan Çelik’i, bizim Çakır’ı katledilişinin 37. Yıldönümünde sevgi ve özlemle anıyorum...



986
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: