Bir ilmi tufandı göklerde kopan. Tanrılar lanet yağdırmıştı Şubatın karanlığına. İhanet yüreğimizde saklı duran paslı bir hançer yarasıydı. Cüzzamlı bir ceset misali çürümüş bedenden arta kalan. Ölümün utangaç yalnızlığı çırpınıyordu körelmiş 'vicdanlar' denizinde. İnsanlar ölürken aforoz edilmiş bir günahlı gibi. Çarmıha gerili bir bilgenin acılı yalnızlığı, kor bir ateş gibi dağlar parçalanmış benliğimizi. Hüzün dolu göz yaşlarımız boğar bizi, kendi yalnızlık denizimizde.
Oysa biz analık etmiştik medeniyete, beşiğinde çocuklar büyütmüştük uygarlığın. Şimdi ise, eski bir zamanın çığlığı kadar uzak, korkulu gecelerin ürkek ve tedirginliğinde yalnızız. Yarınlar bir kurşun gibi saplanıyor bedenimize. Acılar sarıyor her yanımızı. Analar ninniler fısıldıyor kulaklarımıza bir umut türküsü misali...
Yer değiştiriyor kutsallık ile lanetlilik. Bu topraklar kan kusuyor için için. Ki...