Belçika’da bir ilk yaşandı

Belçika yargısının “PKK terör örgütü değildir” kararının verildiği davada yargılanan Kürt siyasetçilerin avukatlarından Jan Fermon, “İlk kez bir Avrupa ülkesinin hakimi, PKK’yi ‘terör’ olarak tanımlamadı. Bu çok önemli. Söz konusu karar bir siyasi diyaloğun başlatılması yönünde araç olarak değerlendirilebilir” dedi.

21 Ekim 2017 Cumartesi | Dünya

SELMA AKKAYA / PARİS


Belçika yargısının “PKK terör örgütü değildir” kararının verildiği davada yargılanan Kürt siyasetçilerin avukatlarından Jan Fermon, “İlk kez bir Avrupa ülkesinin hakimi, PKK’yi ‘terör’ olarak tanımlamadı. Bu çok önemli. Söz konusu karar bir siyasi diyaloğun başlatılması yönünde araç olarak değerlendirilebilir” dedi. 

Brüksel’de 2006 yılında KONGRA GEL Eşbaşkanı Remzi Kartal ile KCK Yürütme Konseyi Üyesi Zübeyir Aydar’ın da bulunduğu 36 kişi hakkında soruşturma başlatılmıştı. Savcılığın soruşturması, 9 yıl gecikme ile davaya dönüşmüş; Ekim 2015’de Brüksel Mahkemesi’nde açılan dava Kasım 2016’da Kürt siyasetçilerin lehine sonuçlanmıştı. Karara yönelik federal savcının ve Türkiye’nin yapmış olduğu itirazların ardından ise Brüksel Mahkemesi, PKK’nin ‘terör örgütü’ olmadığını bir kez daha teyit etti. Mahkeme, PKK’nin Türkiye’de yürüttüğü faaliyetlerin, “silahlı mücadele kapsamında olduğu için terör suçu oluşturmayacağına” hükmetti. 

Söz konusu dosyanın avukatı Jan Fermon ile konuya dair görüştük. 


Belçika yargısı yaklaşık 10 yıllık bir süreç sonunda Kürt siyasetçiler aleyhinde açılan davayı sonuçlandırdı ve  PKK’nin ‘terör örgütü’ olmadığını belirtti. Kararı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Benim açımdan iki önemli sonucu var. Önemli bir karar bu. Sadece Kürtler ya da PKK açısından değil aynı zamanda kendi hakları için mücadele eden ve bulunduğu devletlerle sorunu olan halklar açısından örnek bir karar. Savaşan halklar açısından önemli bir durum bu. Uluslararası hukuku ve insan haklarını tanıyan, sivillerle değil askeri güçlerle mücadele eden ama ‘terörist’ sayılan yapılanmalar açısından önemli bir durum. 10 yıl süren hukuksal mücadele sonucu böylesi bir kararın alınması önemli. Mahkeme, PKK’nin Türkiye’de yürüttüğü faaliyetlerin silahlı mücadele kapsamında olduğu için terör suçu oluşturmayacağına hükmetti. “Silahlı olarak yürüyen Türk - Kürt anlaşmazlığının bir sonucu olduğu, Türkiye’nin iç meselesi ve uluslararası boyut taşımadığı” gerekçesiyle PKK’nın ‘terör örgütü’ sayılamayacağına karar verdi. Bugün sivilleri hedef alan ve toplumda infial yaratan DAİŞ‘i ve PKK’yi aynı yasalarla yargılayan süreçlere karşı böylesi bir karar önemli. 

Diğer boyut ise üzücü. DAİŞ gibi toplumu tehdit eden bir oluşum var. Bu anlamda ciddi bir çalışma gerekiyor. Ama Belçika’da sayısız uzman ve terörle mücadele polisi 10 yıl boyunca sayısız dosya hazırlayarak zamanını bu dosyaya verdi. Onlar adına üzgünüm. DAİŞ toplumu tehdit ederken onlar bununla uğraşmak durumunda kaldı. Bu yönüyle ders çıkarılması gereken bir durum yaşandı. 


Belçika Mahkemesinin almış olduğu bu olumlu anlamdaki karar, diğer ülkelerde yargılanan Kürtlerin durumu ve dosyalarına bir etkisi olur mu. Bu karar diğer Avrupa ülkeleri için bir örnek teşkil eder mi?

Belçika’nın aldığı karar Belçika iç hukuk mekanizmaları ve yasaları çerçevesinde alındı. Biliyorsunuz ki her ülkenin kendi iç hukuku ve terörle mücadele yasası mevcut. Bir başka ülkenin iç hukukunda verilmiş bir karar, diğer ülkeleri bağlamaz. Bu anlamda bu kararın diğer ülkeler üzerinde büyük bir etkisinin olacağı kanısında değilim. Ama karardaki “Silahlı olarak yürüyen Türk-Kürt anlaşmazlığının bir sonucu olduğu, Türkiye’nin iç meselesi ve uluslararası boyut taşımadığı” yönündeki argümanların, yapılan savunmaların bir parçası olarak sunulması önemli. Başka ülkelerde bu nedenle bu karardan bahsedilebilir ama uygulamaya konulamaz. Türkiye’nin pozisyonu ve Kürt toplumuna yaklaşımı vb üzerinden değerlendirilebilir. 


Belçika bir AB ülkesi. PKK ise Avrupa’da ‘terör örgütleri listesi’nde. PKK’nin listeden çıkarılması için bir hukuksal mücadele de sürüyor. Kararın bu konuda etkisi olabilir mi?

Teknik olarak biraz karmaşık. Biliyorsunuz ki söz konusu karar yargının değil, AB Konseyi’nin kararı. AB Konseyi’nin aldığı bu siyasi kararı yeniden gözden geçirmesi için bir araç olabilir. Burada savaş suçları, topluma dönük bir terör faaliyeti olmadığı yönleriyle siyasi bir diyaloğun önünün açılması için bir vesile olabilir. 

Avrupa hukuku içerisinde ilk kez bir Avrupa ülkesinin hakimi PKK’yi ‘terör’ olarak tanımlamadı. Bu çok önemli önemli. PKK’nin yürütmüş olduğu mücadeleyi ‘terör’ olarak değerlendirmedi. Daha geniş bir zeminde siyasi bir çözümün, diyaloğun oluşturulmasında bu tür kararlar elbet önemli. Söz konusu karar bir siyasi diyaloğun başlatılması yönünde araç olarak değerlendirilebilir. 


562

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA