Sağlıkçı bir kahramanın inanılmaz hikayesi: Irena Sendler

Irena Sendler, Nazilerin Yahudi soykırımı sırasında 2 bin 500 çocuğun hayatını kurtardı, işkencede ayakları ve bacakları kırıldı fakat asla faşizme teslim olmadı.

14 Eylül 2017 Perşembe | Kadın

Irena Sendler... 1910 yılında Polonya’nın Otwock kentinde dünyaya geldi. Nazi işgali başladığında Irena başarılı bir sağlıkçıydı. Kendisi gibi sağlıkçı olan babasından öğrendiklerini önce kendi hayatına uyguladı. Daha iyi ve güzel bir dünya için çabaladı. Nazilere rağmen hem kendisi hayatta kaldı hem de binlerce çocuğun hayatını kurtardı.


“Ben de Yahudiyim!”

Irena Sendler, İkinci Dünya Savaşı esnasında tam 2 bin 500 Yahudi bebeğin/çocuğun Varşova Gettosu’ndan kurtarılmasına yardımcı oldu. Babası da bir sağlıkçı olan Sendler, küçük yaşlarda eşitlikçi bir dünya görüşüyle beslenmişti. Babası ona şöyle demişti: “Boğulan birisini görürsen, atlayıp onu kurtarmayı denemelisin, yüzme bilmiyor olsan bile.” Varşova Üniversitesi’ndeyken ayrımcılığın ve ötekileştirmenin ayrımına varan Sendler’e Yahudi arkadaşlarıyla aynı sırada oturamayacağı söylendi. Irena bunu kabul etmedi ve o gün “O zaman ben de Yahudi’yim” dedi. Bunu söylemesi, o dönem için cesaret gerektiren bir hareketti. Hitler iktidarındaki yönetim, işgal ettiği her yerde olanca canavarlığıyla kendini gösteriyor, savaş etiğinin kıyısından köşesinden geçmeyen muamelerle insanlara işkence ediyordu. Irena ise faşizme teslim olmayanlardandı.


Film gibi kurtarma operasyonu

“Life Is Beautiful” filmini andıran bir hikaye Sendler’inki. Tıpkı filmdeki gibi çocukların hayatını kurtarmaya yönelik bir işe girişiyor hemşire. Ancak Sendler’in kurtaracağı çocuk sayısı bir değil... Olabildiğinde fazla Yahudi çocuğu kurtarmak için gettoya sızmayı başarıyordu. Hemşire olduğu için işi daha da kolaylaşıyordu. O dönem çok korkulan salgın hastalıklar Irena için kurtuluş yolu oldu. Almanları tedavi etme bahanesiyle gettolara sızıyor ve bu sayede gettodaki bebek ve çocukları kurtarabiliyordu. Aileler kimi zaman ona güvenmeyip çocuğunu vermek istemiyordu ama Irena zamanla ailelerin güvenini kazandı. Çünkü en azından bir şeyler için çabaladığını görüyorlardı ve aslında ona güvenmekten başka şansları da yoktu. İrena, bu çocukları bazen ambulansla, bazen el arabasıyla, bazen ceset torbalarının içinde gettodan çıkarmayı başardı. Yirmi beş kişilik ekibiyle birlikte 1940-1943 yılları arasında iki bin beş yüz çocuğun hayatını kurtardı.


Kavanozun içindeki yaşamlar 

İrena, kurtardığı çocukların isimlerini küçük kağıtlara yazıp cam kavanozlara koydu ve bu kavanozu da komşusunun elma ağacının dibine gömdü. Böylece gettodan kurtardığı çocuklar kimliklerini bilecek ve aileleri de onları bulabilecekti. Savaştan sonra kavanozu çıkardı fakat çocukların ailelerinin çoğu vefat etmişti.

Irena bu faaliyetlerini yürütürken Naziler tarafından yakalandı ve tutuklandı. Aylarca işkence gördü; ama bir kez bile ne yaptığını, kimlerin ona yardım ettiğini söylemedi. Arkadaşlarının gardiyana ödediği rüşvet sayesinde iki kolu ve bacağı da kırık, bilinci kapalı halde hapishaneden kurtarılabildi. 


Soykırım çocuklarının annesi

2007 yılında Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilen İrena, 2008 yılında hayata gözlerini yumdu. Ölmeden önceki bir röportajında şunları dedi: “İkinci Dünya Savaşı‘ndan sonra insanlığın bazı şeylerin farkına vardığını ve bir daha asla yaşanmayacağını düşünmüştük. Oysa hiçbir şeyin farkına varılmamış. Din, etnik köken ve milliyetlere dayalı savaşlar hâlâ devam ediyor. Ancak her şey farklı olabilir; yeter ki sevgi, alçakgönüllülük ve hoşgörü bizlerle olsun.” 

Her şeyin farklı olduğunu göremedi; ama binlerce çocuğun hayatını kurtarmanın huzuruyla kapattı gözlerini. Şimdi bir sürü çocuğu ve torunu var İrena’nın.


Yararlanılan Kaynaklar:

1) http://arsiv.salom.com.tr

2) https://www.biography.com

3) https://en.wikipedia.org


KADIN HABERLERİ SERVİSİ


435

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA