HDP: Bu böyle gitmez, kadınlar izin vermez!

HDP Kadın Meclisi, “Böyle gitmez, kadınlar izin vermez” sloganıyla 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü’ne kadar sürecek bir kampanya başlattı. Meclis, açıkladığı deklerasyonla “Faşist erkek sisteminin boyunduruğu altına giren kadınlar olmayacağız” diyerek, mücadele edeceklerini söyledi.

13 Eylül 2017 Çarşamba | Kadın

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi, faşizme karşı mücadelede kadın dayanışmasını örgütlemek için 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Günü’ne kadar sürecek olan bir kampanya başlattı.

“Böyle gitmez kadınlar izin vermez” sloganıyla yürütülecek olan kampanyanın startı Şişli Kenterler Tiyatrosu’nda düzenlenen etkinlikle verildi.

Faşizme karşı birlikte mücadelenin öneminin vurgulandığı etkinliğe çok sayıda kadın kurumlarından temsilcilerle birlikte HDP Eşbaşkanı Serpil Kemalbay, Kadın Meclisi Sözcüsü Besime Konca ve Kadın Meclisi üyeleri katıldı.


Kemalbay: Birlikte kazanacağız

Kadınların ortak sorun ve meseleleri olduğuna dikkat çeken Serpil Kemalbay, “Bu özgün meseleler etrafında bir araya gelmeliyiz. Demokrasi için birlikteliği başarmamız, en geniş çevreye ulaşmamız lazım” dedi ve şöyle devam etti:

“‘Böyle Gitmez’ kampanyası işte bunun için gerçekleşti. Faşizmi durdurmak için mücadeleyi birlikte örmemiz lazım. İnancımız sonsuz. Mutlaka birlikte kazanacağız. Kadınlar izin vermeyecek, kadınlar kazanacak.


Konca: Tarihi bir mücadelenin içerisindeyiz

Besime Konca ise köleci ve kapitalist sisteme karşı kadınlar olarak binyıllardır mücadele ettiklerini belirterek şunları söyledi:

“Biz köleci sisteme karşı, kapitalist modernitenin burjuva akımlarına karşı emekçi kadınlar olarak mücadele ettik. Biz yıllara sığdıracak bir mücadele içerisinde değiliz, biz tarihi bir mücadelenin içerisindeyiz.

‘Böyle gitmez, kadınlar izin vermez’ derken de kadına yönelik gerçekleştirilen her türlü şiddeti ortadan kaldırmak, demokratik özgür bir ülkede yaşayacaksak bunun kadının örgütlülüğüyle olacağını biliyoruz.”


‘Hayatlarımızın zindana çevrilmesine izin vermiyoruz’

HDP Agirî Milletvekili Dilan Dirayet Taşdemir, kampanyanın “Bu böyle gitmez, kadınlar izin vermez” başlıklı deklarasyonunu okudu.

“Biz kadınlar yaşamlarımıza yapılan müdahaleye geçit vermemeye, dayanışma ve mücadele ile faşizmi yenmeye, kadın özgürlükçü, cinsiyet eşitlikçi yeni yaşamı kurmaya kararlıyız. Mutlaka başaracağız” ifadelerinin yer aldığı deklerasyon şöyle:

“Bu böyle gitmez! Kadın dayanışması ve birlikte mücadele ile: Kurumlarımızın, çalışmalarımızın ortadan kaldırılmasına; bizi tıkmak istediğiniz dört duvarınıza, pembe otobüslerinize, yaşamımıza el konulmasına; kadınların ücretli, güvenli, güvenceli emek alanından dışlanmasına, kölelik hayatının dayatılmasına; savaş ve katliam siyasetine, devlet/erkek şiddetine, yaratmaya çalıştığınız karanlığın, hayatlarımızı zindana çevirmesine izin vermiyoruz.


‘Yeni bir mücadele döneminin kapılarını açacağız’

Bir talan, gasp ve kayyum iktidarı haline gelen AKP’nin ‘yeni devleti, yeni Türkiye’si’ tüm ezilenler için ama en çok kadınlar için karanlık, gerici ve şiddet dolu bir gelecekten başka bir şey vaadetmiyor. Elbette geleceğimizi saray iktidarına teslim etmeyeceğiz. Yüzyıllık mücadelenin mirası olan hiçbir hakkımızdan vazgeçmeyeceğiz. Savaşın, yoksulluğun katlanarak devam ettiği Türkiye, Kürdistan ve Ortadoğu coğrafyasında her şeye rağmen büyüyen kadın mücadelesinin enerjisiyle kadın düşmanı bu iktidara ve erkek egemen sisteme karşı tüm kadınlarla örgütlü gücümüzü büyüterek yeni bir mücadele döneminin kapılarını açacağız.


‘Faşist erkek sisteminin boyunduruğunda olmayacağız’

Faşizmi, panzehiri olan demokrasi ile yeneceğiz. Eşitsizlik üzerine kurulu bu toplumsal yapıyı eşitlikle yeniden kuracağız. Kadınların insani var olma hakkına yapılan tüm saldırılara, birleşik bir kadın mücadelesinin kanallarını zenginleştirerek cevap vereceğiz. Faşist erkek sistemin boyunduruğuna girecek kadınlar olmayacağımızı, faşizmin bu toplumda yerleşik bir hayata geçmesine izin vermeyeceğimizi, kadın mücadelesini birlikte büyüterek göstereceğiz. Ve mutlaka kazanacağız!


‘Cinayet şebekesine karşı özsavunma yapan kadınlarlayız’

Kadınların ‘Hayır’ demesine, erkek egemenliğine itaat etmeyip hayatlarına sahip çıkmasına tahammülleri yok. Kadınlar evde, sokakta, parkta, metroda, dolmuşta erkekler tarafından taciz ediliyor, şiddete uğruyor. Saldırganların suç ortağı olan, işkence ederek katlettiği kadınların bedenlerini teşhir eden, hapishanedeki kadınlara işkence eden devlet bir yandan da din, gelenek ve görenek diyerek kadınların şiddete uğramasına, katledilmesine göz yumuyor, iyi hal, haksız tahrik indirimleriyle kadın katillerini, taciz ve tecavüzcüleri cezasız bırakıyor veya ödül gibi cezalar veriyor.

Bu böyle gitmez; şiddet davalarının ısrarlı takipçisiyiz. İyi hal ve haksız tahrik indirimleriyle teşvik ettiğiniz örgütlü erkek cinayet şebekesine karşı özsavunma yapan kadınlarla yan yanayız, kadın katillerinin, taciz ve tecavüzcülerin yargıdan kaçmasına izin vermeyeceğiz!


‘Yaşamımıza el konulmasına izin vermiyoruz’

AKP’nin IŞİD zihniyeti, kadınların toplumsal hayat içinde varoluşunu sınırlandırıyor, zihniyetinin belirlediği alanlara hapsetmek istiyor. Kadınları yalıtan pembe otobüsleri hayata geçiriyor. Başörtülü, şortlu, sigara içen-içmeyen, itaat eden-etmeyen diye kadınları ayrıştırmaya, bölmeye çalışıyor. Bu böyle gitmez, bizi tıkmak istediğiniz dört duvarınıza da, pembe otobüslerinize de sığmayız, sokakları, parkları, alanları özgürleştiriyoruz, kadın dayanışması ve birlikte mücadele ile yaşamımıza el konulmasına izin vermiyoruz.


‘Hayatlarımızı zindana çevirmenize izin vermeyeceğiz’

Bu iktidar, kadınların uzun mücadeleleri sonucu kazanılmış haklarını ortadan kaldıracak yasal düzenlemeleri ardı ardına gündeme getiriyor. Müftülere verilmek istenen nikah kıyma yetkisi, evde yapılan doğumlarda, sözlü beyanın yeterli sayılması, çocukların zorla evlendirilmesini kolaylaştıran düzenlemelerdir. Yeni yasalar, aynı zamanda evlenme, boşanma, miras gibi medeni haklarımızın dinsel kurallara göre düzenlenmesinin adımları.

Kadınların hak ve hukukunun zemini olan laiklik ortadan kaldırılıyor. İktidar, cinsiyetçi, milliyetçi, savaşı ve öldürmeyi kutsayan, din ve inançlar arasında ayrım yapan, bilimsellikten daha da uzaklaşan bir müfredatı dayatıyor. Bütün toplumu binlerce yıl geriye götürecek bir eğitim sistemini kurmayı hedefliyor. Bu böyle gitmez; kadın dayanışması ve birlikte mücadele ile laikliği, özgürlükçü, bilimsel anadilinde eğitimi savunmaya devam ediyoruz. Yaratmaya çalıştığınız karanlığın, hayatlarımızı zindana çevirmesine asla izin vermeyeceğiz.


‘Kadınları sözsüz ve sessiz bırakmanıza izin vermiyoruz’

Biz kadınlar, ‘erkek’ siyaset alanına müdahale ederek dönüştürme mücadelesi veriyoruz. Bütün engellemelere, saldırılara karşı cesaretle durmaksızın yürüttüğümüz bu mücadele, iktidarın kurmak istediği faşist hegemonyanın önündeki en büyük engel olmaya devam ediyor. Bu nedenle iktidar binlerce kadın arkadaşımıza karşı her gün saldırıyor, rehin alma siyaseti sürdürüyor. Özgürlük mücadelesi veren, emeğine, bedenine ve kimliğine sahip çıkan, soran sorgulayan kadınların faşizan rejimin emrindeki yargı eliyle susturulmasına; eş genel başkanlarımızın, vekillerimizin, belediye eşbaşkanlarımızın, HDP’li kadınların rehin alınmasına; kadınları siyasetin dışına itmenize, sözsüz ve sessiz bırakmanıza izin vermiyoruz!


‘Kadınlar eve, erkeğe, devlete bağımlı hale getiriliyor’

Kadınlar güvenceli istihdam alanlarından dışlanıyor, kadın emeği yarı zamanlı, güvencesiz işlere doğru zorlanıyor. KHK’larla bir gecede işsiz, geleceksiz bırakılıyor. Akademiden, önce kadınlar atılıyor. Kadın işsizliği ve yoksulluğu her gün artıyor. Ücretli-ücretsiz ev içi emek yok sayılıyor. Üç kuruşluk ‘özendirici’ ücretlerle yaşlı ve çocuk bakımı kadınların üzerine yıkılıyor. Böylelikle kadınlar eve, erkeğe ve devlete bağımlı hale getiriliyor. Çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan mevsimlik tarım işçileri, göçmen işçiler insanlık dışı koşullarda çalışmaya, yaşamaya, ölüme mahkûm ediliyor.

Bu böyle gitmez; kadın dayanışması ve birlikte mücadele ile kadınların ücretli, güvenli, güvenceli emek alanından dışlanmasına, kölelik hayatının dayatılmasına izin vermemeye kararlıyız!


‘Rojava Kadın Devrimini boğmanıza izin vermeyeceğiz’

İktidarın kadınlara karşı savaşı, militarist, cinsiyetçi ve faşist bir anlayışla ülkenin tümünde yürüttüğü savaştan bağımsız değil. AKP Genel Başkanı Erdoğan ancak kaos, çatışma ve savaş ortamında iktidarını sürdürebileceğini düşünüyor. Bu nedenle barış masasını terk etti, Sayın Abdullah Öcalan’a yönelik tecrit uygulamasını başlattı ve tüm ülkeyi bir ateş topunun içine atmaktan çekinmedi. Şimdi de bu vahşet ve soykırımı sınırların dışına taşıma derdinde. Son günlerde yürüttüğü tüm diplomatik, askeri ilişkilerle bölgede halkların birlikte özgürleşme iradesine karşı yeni bir kanlı süreç başlatılmak isteniyor. Şengal ve diğer bölgelerde yapılacak operasyonlar sadece o bölgede yaşayan halkların kazanımlarına bir müdahale değil, Rojava Kadın Devrimi’ne yönelik bir tehdit ve saldırıdır.

Bu böyle gitmez; kadın dayanışması ve birlikte mücadele ile içte ve dışta halklarımızı kanlı savaşların içine sürüklemenize, Rojava Kadın Devrimi’ni boğmanıza izin vermeyeceğiz!

Biz kadınlar yaşamlarımıza yapılan müdahaleye geçit vermemeye, dayanışma ve mücadele ile faşizmi yenmeye, kadın özgürlükçü, cinsiyet eşitlikçi yeni yaşamı kurmaya kararlıyız. Mutlaka başaracağız!“ 


 İSTANBUL


279

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA