'Kadınları ucuz ve esnek işgücü gören anlayış pekişecek'

KEİG Platformu Üyesi İdil Soyseçkin, iş kollarında kadınların gece mesailerinde 7.5 saatin üzerinde çalıştırılmasının önünü açan yeni düzenlemeyle kadınları ucuz ve esnek işgücü gören anlayışın pekişeceğini belirterek, "İşsizliği arttırıcı etkisi de olacak" dedi.

12 Eylül 2017 Salı | Kadın

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın hazırladığı "Kadın Çalışanların Gece Postalarında Çalıştırılma Koşulları Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik” geçtiğimiz günlerde Resmi Gazete'de yayımlandı. Böylece yönetmelikte yapılan değişiklikle kadın işçilerin yoğun olarak çalıştığı iş kollarında kadınların gece mesailerinde yedi buçuk saatin üzerinde çalıştırılmasının önü de açıldı. 2013 yılında çıkan yönetmeliğin ilgili 5. Maddesi, "Kadın çalışanlar her ne şekilde olursa olsun gece postasında yedi buçuk saatten fazla çalıştırılamaz" şeklindeyken, buna göre yapılacak yeni düzenlemenin ilgili yönetmeliğinin 5. Maddesi "Kadın çalışanlar gece postalarında yedi buçuk saatten fazla çalıştırılamaz. Ancak turizm, özel güvenlik ve sağlık hizmeti yürütülen işlerde ve bu işlerin yürütüldüğü iş yerlerinde faaliyet gösteren alt işveren tarafından yürütülen işlerde kadın çalışanın yazılı onayının alınması şartıyla yedi buçuk saatin üzerinde gece çalışması yaptırılabilir" şeklinde değiştirildi.

Kadın Emeği ve İstihdamı (KEİG) Platformu Üyesi İdil Soyseçkin yeni düzenlemenin iş yaşamında kadınları neler beklediğine ilişkin konuştu. 


‘Gece vardiyası başlı başına sağlıksız’

Gece vardiyasının başlı başına sıkıntılı bir çalışma biçimi ve hem erkekler hem de kadınlar üzerinde ciddi sağlık problemlerine neden olduğunu söyleyen Soyseçkin, "Buna örnek olarak erkeklerde prostat, kadınlarda ise meme kanseri riskinin artması verilebilir. Ancak kadınların erkeklerden farkı, işten döndükten sonra dinlemek için buldukları vaktin çok daha az olması. Çünkü çocuk ya da hanenin diğer bireylerinin bakımı ve ev işleri kadının sorumluluğunda. Yani kadınlar, bozulan vücut dengelerinin ve yorgunluğun yarattığı sıkıntılarla boğuştukları halde bir de hane yükümlülüklerini yerine getirmek zorunda kalıyor. Dolayısıyla kabaca denilebilir ki, çalışma süresinin belirli sektörlerde izne bağlı olarak 12 saate kadar çıkabilmesi, yaşanılan bu tip problemlerin kadınlar açısından daha da ağırlaşması sonucunu doğuracaktır" dedi.

  

'Ucuz ve esnek işgücü görülmelerini pekiştirecek'

Yeni düzenlemenin kadınların insana yakışır işlere ulaşmalarına herhangi bir katkısı olmadığını belirten Soyseçkin, aksine belirtilen sektörlerde kadınlar için hem çalışmayı hem de gündelik hayatı daha da zorlaştıran bir uygulamanın söz konusu olduğunu söyledi. Soyseçkin devamında, "Kadınların gece vardiyasında çalışmayı kabul etmesi, güvenceli bir çalışma imkanı sunmasından kaynaklı olabilir. Ancak şartların ağırlaşması kadınların güvenceli çalışmaya rağmen bu işleri bırakmaları ya da bu işlere hiç girmemeleri anlamına gelebilir. Dolayısıyla da çalışmak isteyen/çalışmak zorunda olan kadınlar enformel sektöre yöneleceklerdir. Bu nedenle de kadınların ucuz ve esnek işgücü olarak görülmelerini pekiştiren bir durum ortaya çıkmış oluyor" diye konuştu. 


‘İşten atılmalar kolaylaşacak’

Yeni düzenlemenin çalışan kadınlara ne gibi zorluklar ve yaptırımlar getireceğine ilişkin de konuşan Soyseçkin, yönetmelikle gece çalışmasının tartışmaya açılmasının önünün tıkandığını ifade ederek, ortaya çıkabilecek durumları şöyle özetledi: "İnsan sağlığına ciddi zararları olan bu çalışma biçimi 'sektörün ihtiyaçları' üzerinden hem yeniden meşrulaştırılmış hem de koşulları ağırlaştırılmış oluyor. Yönetmeliğe göre yedi buçuk saatten fazla çalışmak için kadının yazılı izni gerekiyor. Sürekli işsiz kalma tehdidi ile karşı karşıya olan kadınların bu izni vermemesi işten atılmalarını kolaylaştıracaktır. Yani ancak rıza ile çalışılacakmış gibi gösterilen durum, zorunlu bir çalışma pratiği haline gelecektir. Her ne kadar yalnızca üç sektörle sınırlandırılmış olsa da bunun diğer sektörlere sirayet etme ihtimalini es geçmemek gerekiyor. Bu tip düzenlemeler bir çalışma kültürü yerleştirmiş oluyor. Dolayısıyla zaman ilerledikçe, çalışma hayatı kendisini bu çerçevede şekillendirmeye başlıyor. 

Gece çalışmanın kadınlara getirdiği tüm zorluklar, çalışma saatinin uzamasıyla daha da ağırlaşacak. Bir sonraki çalışma günü için kendilerini yenileyecek zamanları daralmış olacak. Çünkü gece 12 saat çalışıyorlar diye evdeki sorumluluklarından azade olamayacaklar. Varsa çocuklarıyla geçirecekleri vakit azalacak. Diğer bir deyişle bu durumdan çocukları da etkilenecek. Sağlık sorunları artacak. Hem gece çalışması insan doğasına aykırı olduğundan hem de bu sıkıntılı durumu hafifletecek kadar dinlenme imkanı bulamayacakları için çalışırken dikkatleri azalacak. Bu da hafif ya da ağır iş kazalarına neden olabilecek. Aynı şey evde ya da sokakta yaşanacak kazalar için de geçerli. Kadınlar başlangıçta 7,5 saatten fazla çalışmaya rıza göstermek zorunda kalsalar bile, gündelik hayat sürdürülemez olunca işi kendi istekleriyle ya da eşlerinin baskısıyla bırakabilirler. Diğer taraftan, hane içi sorumluluklarından dolayı yeterince dinlemeyen kadınlar, işverenin talep ettiği dikkat ve verimlilikte çalışamayacağı için işten çıkarılmaları daha olası hale gelecektir. Dolayısıyla kadın işsizliğini arttırıcı bir etkisinin de olabileceğini söyleyebiliriz" dedi.


‘Cinsel saldırıya uğrama ihtimali daha yüksek'

Gece vardiyasında çalışan kadınların cinsel saldırı ya da tacize uğrama ihtimallerinin daha yüksek olduğuna da dikkat çeken Soyseçkin, "Bilindiği gibi gece vardiyası için işveren işçiyi servisle evden almak ve yine dönüşte evine bırakmakla yükümlü. Ancak yine biliyoruz ki, evinin kapısından alınıp evinin kapısına bırakılanların sayısı çok da fazla değil. Tahsis edilen servisler belirli güzergahlardan geçerek işçileri topluyor. Dolayısıyla kadınlar, gecenin bir vakti sokakta taciz ya da tecavüze uğrama riski ile sürekli karşı karşıya bırakılıyorlar" dedi.


'Daha fazla emek sömürüsü demek’

Soyseçkin, Türkiye’de emek sömürüsünün çalışma kültürünün bir parçası haline geldiğini belirterek, "Çalışma süresinin 7,5 saatten 12 saate çıkarılması da bu sömürünün göstergelerinden bir tanesi. İşçiler fazla mesailerinin ücretini alabilseler dahi (ki alamadıkları durumlara yabancı değiliz) fazla mesaiye ödenen ücretin azlığı katlanılan sıkıntılara değecek bir miktar olmadığından, 12 saat çalışma daha fazla sömürü anlamına gelecek" diye konuştu. 


 İSTANBUL


161

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA