Ayrılık mevsimidir sonbahar

Fırat DİCLE

09 Eylül 2017 Cumartesi | Forum

Bir hazan mevsimidir sonbahar, göç ve ayrılığın mevsimidir. Uzun yolculukların başladığı, ayrılıkların ve hüzünlerin çöktüğü bir mevsimdir. Sonbahar, hem aşkın, hem de ayrılığın mevsimidir. Bununla beraber yağmurun toprakla buluştuğu mevsimdir.

Ayrılık ve hazan mevsimi olan sonbaharda devrimler ve darbeler de yaşanır. Bir de Eylül’ü vardır bu mevsimin, biraz sıcak, biraz hüzün, biraz mutluluk bahşeder. Ve her şeyden de çok direnişi ile tanınır. Ve özgürlüğe yürüyenler, dağlılar bu ayda yaşarlar tüm yol serüvenlerini. En güzel anılarını, en amansız vuruşmalarını bu ayda yaşarlar. Eylül bunun için inadına aşk, inadına özgürlük, inadına zafer demenin ayı olur. 

Bir de toprağın yağmurla buluşması bu ayda gerçekleşir. Yüksek bir tepenin zirvesinde ilk düşüşünü izlerken, doğaya karışan toprak, ülke kokusuyla buram buram kokar. Ve dağlarda başlar kuşların koçerliği, başka baharlara kalır gerillaya hasreti. Gidenler küme küme, öbek öbek dağlardan daha güneye hareket eder. Ve sonra yapraklar sarılığa tutulmuş bir hasta gibi beti benzi solar ve sararmaya yüz tutar. Sonra onlarda ayrılık türkülerini söyleyerek dağlılara veda eder. Ardından rüzgârlar aşkın, özgürlüğün türküsünü kulağa fısıldar. 

Dağların doruklarına sinen sonbaharın kokusu bir göç mevsimini anlatıyor. Zirvelerden vadilere, dağlardan köylere akışın yaşandığı bir göç. Ve yüreklerin göçünün başladığı bir mevsimdir sonbahar. Adı ayrılık mevsimidir. Bu ayrılık, hasretlik mevsiminde biz dağlılarda dağların doruklarında sonbaharı demliyoruz. Ve sonbahara demleniyoruz. Sonbaharın hüznünü yüreğimizin kor ateşine sararak kışa doğru göç etmeye başlıyoruz. Ertelenmiş gülüşlerimizi, özlemlerimizi ve yüreklerimizi alarak kar altına doğru göçe başlıyoruz. Bu kış kar altında baharı demleyeceğiz. Ve umudumuzu, hayallerimizi ve yüreğimizdeki sevgimizi hasretle bahara demleyeceğiz. Ve baharlara demleneceğiz. Yüreğimizde biriktirdiğimizi özlemlerimiz, umutlarımız kar altında filizlenecek. Yüreğimizi, hasretimizi başka baharlara saklayacağız. 

Ama halen sonbaharı yaşıyoruz. Ayrılığın son demlerini yaşıyoruz. Dağların, yolların ve zirvelerin tenhalığını yaşıyoruz. Hazan ve hüzün mevsimini yaşıyoruz. Ve özlemlerle son birlikteliğimizi ateş başında yaşıyoruz. Çünkü birçoğumuz bu mevsimde yollara düşüyor. Ve bilinmez bir ayrılığın son buluşmasını demliyoruz. Belki bir vedadır birilerimiz için. Ama bir türlü yüreklerimiz elveda diyemiyor tüm ayrılıklara. Bilinmez duygular yaşanıyor. Ayrılık, özlem, hasretlik, aşk ve umut. Yüreğin zorlandığı bu mevsimde gözyaşlarımızı Eylül’e akıtıyoruz. Eylül ile beraber ağlıyoruz. Elveda diyerek kışa yürüyoruz ansızın. 

Ve yağmur yağıyor benim ülkemde ve yüreklerimizi sızlatıyor. Giden yiğitlerin ardından türküler, ağıtlar yakılıyor. Ve kahramanlıklar destanlaşıyor çocuklar için. Ülkem kara bulutlara teslim oluyor. Sonra her yerde gök gürültüleri, sonra yağmur ıslatıyor ülkemi. Ama yüreklerimizi de ıslatıyor. Sonra yollara düşüyoruz. Adresi belli olan yollara, durak bilmeden yol alıyoruz. Özlemlerimizi, hasretimizi koynumuza alıyoruz. Ve yüreğimiz kekik kokuyor. Sonra analar ağıt yakıyor, babalar gözleri yaşlı bekliyor. Sonra ülkemin güzel çocukları yağmur altında son ateşlerini yakıyorlar, yağmura inat halaya tutuşuyorlar. Halayları özgürlüğe davet oluyor. Halayları, türküleri, kahramanlıkları çocuklara hayal oluyor, masal oluyor. O zaman başlıyor ülkemin çobanları kavalları ile nice ezgilere, yollara düşenler için. Ama hala mevsim sonbahar. Hala ülkemde kara bulutlar dolaşıyor. Ama dağlılar özgürlüğü ekiyor yollara, dağlara… Özgürlüğü alıp umutlarının peşinden yol alıyorlar. Ve özgürlük türküleri ile baharlara yürüyorlar…


187

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA