Yeni bir Roboskî mi?

Ruhi KARADAĞ

09 Eylül 2017 Cumartesi | Forum


Hak-hukuk-adalet arayışından yola çıkan ve bir türlü aradığını göremeyen/bulamayan insanlık, şimdi susuyor. En kötüsü izliyor. 

“Büyük insanlık” gösteriyor, bombalıyor, vuruyor, öldürüyor… 

“Yaptım, yaparım da…” diyor iktidar ve ülkenin bir kısım kendini bilmez siyasetçileri alkış tutuyor. Çok bilen medya; cepheye bomba taşıyor, uçak kaldırıyor, vuruyor, izliyor. Senaryosunu yayınlıyor. 

Yalandan kim utanmış?

Yalandan kim ölmüş?

Aziz ve çok bilen vatandaş;

Deve sidiğinde; hayat, 

Organik hoşafta; bilim, 

Tesettürsüz kadını “soyulmuş domates” benzetmesinde; kadın ve din buluyor.

“Dünya düzdür” diyen, büyük teorisyenler ortalarda dolaşıyor. Bu insancıklar savaşın bir felaket olduğunu bilemez, daha doğrusu, desteklediği iktidar yapıyorsa bilmek istemez. Yapılanlarda bir hikmet arar.

Yaşam hakkı; gitti, bitti.

Ölüm hakkı; geldi!

Susmak suçtur!

***

Yok edilen hak-hukuk-adalet gerçekliliği, aranacak ve bulunacaksa vatandaşın üzerin yağdırılan bombaların dumanında ve öldürülen köylülerin canında bulunabilir.

Seçilmiş milletvekillerinin, belediye başkanlarının, sendikacıların, parti yöneticilerinin alınıp zindanlara tıkılmasına seyirci kalacaksın sonra da haktan, hukuktan, adaletten dem vuracaksın. 

Düşüncelerinden dolayı üniversitelerden uzaklaştırılan öğretim görevlilerinin barış istemlerinde ve binlerce işinden edilen emekçinin kavgasında ancak bulabilirsiniz hak-hukuk-adaleti.

Bir haftadır Diyarbakır ve Hakkari köyleri başta olmak üzere bölge yerleşkeleri silahlı, insansız hava aracı (SİHA-Bayraktar) tarafında bombalanıyor. Öldürülen köylülerin akıbetine ulaşabilmek mümkün değil. Bir tarafta valiliklerin açıklamaları diğer tarafta iktidarın tutumu yeni olayların olacağının habercisi.

Hakkari valiliğinin, vurulanlar “işbirlikçiler” açıklaması, infazları meşrulaştırma çabasıdır. 

 “İnsanlı” hava araçlarını daha önce gördük. Roboskî’de 34 köylünün üzerine yağdırılan bombalarla parçalanan bedenlerin failleri/katilleri ortaya çıkarılmadı, çıkarılmak istenmedi. Katiller hala aramızda. 

Roboskî’de saatlerce bombalanan köylülerin başına ne geldiyse aynı şey başka bir yerde birilerinin başına geliyor. Devlet sadece kendine yeni bir aparat buldu, insansız hava aracı –SİHA. Bu yeni oyuncağın kimin elinde ne kadar daha kullanılacağı bilinmez.

İktidar, bilimin ve insanlığın hiçe sayıldığı bir dönemde bu oyuncakları kullanan “mucitlerden” çok şey bekliyor olmalı.

Talim Terbiye Kurulu Başkanlığı tarafında hazırlanan yeni müfredatta, bilim yok sayıldı. ‘Evrim Ünitesi’ artık yok. Darwin artık yok. Hayatın başlangıcı hiç önemli değil. Eğitimi katleden bu büyük düşünce her ne hikmetse, insansız hava aracından aşağıdaki köylülerin “işbirlikçi” olduğunu görecek kadar donanımlı. 

Bilimsel çalışmalarda büyük üstünlük gösteren AKP iktidarının yaptıklarını tüm dünya görmeye devam etsin.

Kontrgerilla-derin devlet-paralel yapı-Ergenekon-JİTEM ve şimdi silahsız insansız hava aracı-SİHA…

İktidarın bu yeni buluşu, failleri saklaması için yeterli mi? Bilinmez. Ama daha önceki gördüklerimiz ve yaşadıklarımızdan hiç mi hiç ders alınmadığı belli.

Bölgede uzun yıllar süren cinayetler, katliamlar, köy yakmaları ve boşaltmaları belleğimize kazınmışken, bunun neden ortaya çıktığı ve nasıl uygulandığı önemini yitiriyor. Bu yaşatılan acı tüm iktidarları yerinden etti. O toprağın sahipleri orada, topraklarında. O zulme karşı direnenler orada, dimdik ayakta. Katilleri unutulmadı. Unutulmayacak da…

Bu hafta, 4 Eylül 1993’de öldürülen DEP Milletvekili Mehmet Sincar’ın ölüm yıl dönümüydü. O yıllarda işlenen cinayetlerden sadece birisi. Hedef seçilmiş, görev tamamlanmış. İktidar susmuştu.

24 yıl önce Hizbullah ve JİTEM’in kol gezdiği Batman’da yüzlerce cinayet işlendi. Cinayetleri yerinde araştırmak üzere arkadaşlarıyla gittiği Batman’da bu kez kendisi kurşunların hedefi olmuştu. Bölgenin seçilmiş milletvekiliydi. Kentin en karabalık sokağında en kalabalık saatlerinde, Hizbullah-JİTEM seri cinayetlerine yenisini ekledi. Bu gün SİHA tarafında öldürülen köylülerin cenaze törenine izin vermeyen iktidar, nasıl cinayetine bir kılıf uydurduysa, o günün iktidarı da Mehmet Sincar cinayetine bir kılıf uydurdu ve cenaze törenine izin vermedi. Cinayetle ilişkin birileri ceza alsa da suikastın planlayıcıları ve uygulayıcıları hala aramızda. 

***

Aylardır süren askeri operasyonların durdurulması ve SİHA cinayetlerine karşı “hayır blokunun” sesini yükseltmesinin tam zamanı. Yoksa her şey kayıp gidecektir. Daha da gecikmeden, savaşa karşı barışın gücünü gösteremezsek, ne haktan, ne hukuktan, ne de adaletten söz edebiliriz.

Son söz; “hayır bloku”, “barış bloku” olmalı.


158

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA