‘Kadın doğasız yaşayamaz’

Farqînli Mensure Döğen, kadını doğadan koparmaya çalışan erkek devlet zihniyetine inat, “Kendimi bildim bileli toprağın içindeyim. Toprağa değmeyen ayak, yeşili görmeyen göz, hayvana dokunmayan bir el sağlıklı olabilir mi” diyor.

07 Eylül 2017 Perşembe | Kadın

Erkek devlet zihniyeti kadını doğadan koparmaya çalışırken, kadın toprak, suyla ve hayvanlarla ilişkisini kesmiyor. Pazardan veya marketlerden alışveriş yapmak yerine domatesini de, biberini de, sütünü de, meyvesini de kendi üretiyor. Yüzyıllardır süregelen doğal köy yaşamı Farqînli (Silvan) kadınlar için hala devam ediyor. Farqîn’in Çêrikê (Tokluca) köyünde yaşayan 46 yaşındaki Mensure Döğen de, tüm gün hayvanlarla ve ekinlerle ilgilendiğini, zamanının dolu dolu geçtiğini anlatıyor. Döğen, teknolojiden kopamayan insanların gerçek bir hayat yaşadıklarını söylüyor.


‘Köyümü bırakıp gitmem’

İnsan yaşamının doğayla bir bütün olduğuna değinen Döğen, bugün çıkarılan orman yangınlarının insanın yaşamdan uzaklaşmasının kanıtı olduğunu vurguluyor. Topraklarını ne olursa olsun terk etmeyeceğini dile getiren Döğen, bir kadının doğadan koparıldığı an sistemin öğretileriyle bir yaşam kurmaya çalıştığını söylüyor. Köy ortamlarında komün ve ortak bir yaşam olduğunun altını çizen Döğen, şöyle devam ediyor:


‘Köyde komün bir hayat sürüyor’

“Komşularımızla akşam oturmalarımızı seviyorum. Sabahın ilk ışıklarıyla uyanıp hayvanlarımı otlamaya götürüyorum, gelip süt sağıyorum, horozlarımı ve tavuklarımı besliyorum, yumurtaları alıyorum. Bahçemi suluyorum, olgunlaşan sebzelerimi topluyorum. Sorarsanız ‘Yorulmuyor musun?’ eğer, ‘Hayır’ yorulmuyorum. Betonların arasında, her gün araba sesleriyle uyanıp, tüm gün zindandaymışım gibi dört duvara mahkum olmak beni daha çok yorar. Burası beni dinç tutuyor. Zorlukları var elbet ama hiçbiri gözüme gelmiyor. Köyün okulunu da, camisini de, yolunu da hep biz köylüler yaptık. Köyümüzü de, doğamızı da seviyoruz.”


‘Doğaya dokunmayan sağlıklı olamaz’

Döğen, şehirlerde yaşayan insanların hastalıklarla mücadele ettiğine değinerek, toprak görmeyen ayak, yeşili görmeyen göz, hayvana dokunmayan bir elin sağlıklı olamayacağına dikkat çekiyor. Beton yığınları arasında sıkışıp kalan kadınların mutlaka balkonlarında çiçekler yetiştirmesi gerektiğinin altını çizen Mensure, şöyle diyor:

“Hiç olmazsa kadınlar kendi gerçekliklerinden uzaklaşmazlar. Topraktan ekilip biçilen sebze şifadır. Hastanelere gitmek yerine kendi tedavilerini kendileri yapsınlar. Her hastalığa iyi gelecek bir bitki mutlaka vardır. İnsanın doğayla yaşaması kadar güzel ne olabilir? Kendimi bildim bileli toprağın içindeyim. Hep bir üretim yapıyoruz. Çocuğu doğuran da, ekini eken de, hayvanı besleyen biz kadınlarız. Kadın doğasız yaşayamaz.” 


 AMED



255

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA