Kürdistan’daki savaş Londra’da başlıyor

Uluslararası Savunma & Güvenlik Ekipmanı (DSEI), 12-15 Eylül tarihleri arasında Londra’da, dünyanın en büyük silah fuarını düzenliyor. Savunma bakanları, askeri yetkililer ve özel sektörden 34 bin kişi davet edildi.

07 Eylül 2017 Perşembe | Dizi

SARA WOODS *


Londra Docklands’daki Excel Merkezi, iki yılda bir, hava, kara, deniz ve siber alan için askeri ve gözetim ekipmanı ve teknolojisini sergileyen dünyanın en büyük silah fuarına ev sahipliği yapıyor. Türkiye de dahil olmak üzere dünyanın en baskıcı rejimlerinin çoğu, en nihayetinde yüz binlerce cana mal olan anlaşmalar yapmak için oraya gidiyor. 

Protestocularca ”tehlikeli” olarak bilinen DSEI (Defence & Security Equipment International/ Uluslararası Savunma & Güvenlik Ekipmanı), son olarak Eylül 2015’te gerçekleşti ve keskin nişancı tüfekleri, füzeler ve tanklardan savaş uçakları, helikoptere ve eylemlere müdahale ekipmanları ve gözetleme teknolojisine kadar 40 farklı ülkeden bin 500 silah satıcısını bir araya getirdi. 

Bir sonraki DSEI bu yıl 12-15 Eylül’de olacak. Etkinliğin resmi web sitesinde sizi, ”Savunma bakanları, uluslararası askeri ve silahlı kuvvetler, kilit sektör oyuncuları ve özel sektör şirketleri dahil olmak üzere 34 bin kişilik hedef kitleyle ilişkiler geliştirmek üzere DSEI 2017’ye katılmaya” davet ediyor. Bu elbette ki en azından 2003’ten bu yana DSEI’ye, fakat muhtemelen ilk etkinlikten beri, bir heyet gönderen Türkiye’den büyük bir grubu da içeriyor. 


Siviller katledilerken ortaktı

Kürdistan’da siviller Cizre gibi şehirlerde katlediliyorken Türkiye, o yılın Eylül ayında gerçekleşen DSEI 2015’in tek ”uluslararası ortağıydı.” Etkinlik sırasında, Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir parçası olan silah üreticisi Roketsan, Amerika Birleşik Devletleri silahlı kuvvetleri için yeni bir F-35 savaş uçağı füzesi geliştirmek için dünyanın en büyük silah şirketi Lockheed Martin ile bir sözleşme imzaladı. O tarihten itibaren, Türkiye yeni nesil savaş uçakları geliştirmek için BAE Systems ile ortaklığa girdi. Türk silah şirketi Nurol da, havacılık programında dünyanın üçüncü büyük silah şirketi BAE Systems ile ortaklığa girdi. DSEI 2015’teki ”başarısından” sonra, Türkiye 2017 yılı için etkinlikteki silah sergisi alanının 200 metrekareye genişletilmesini istedi.


İngiltere diktatörlere silah satar

İngiltere ve diğer Batılı ülkeler Türkiye’ye ve diğer otoriter rejimlere silah satmaya her zaman hazırlar. Özelleştirilen bir etkinlik olmadan önce DSEI’nin öncüsü, hükümete ait İngiliz Ordu Ekipmanları Fuarı’ydı. Saddam Hüseyin rejimi İran ile yürüttüğü savaşın altıncı yılındayken, Halepçe’de kimyasal silahlarla binlerce Kürdü katletmeden iki yıl önce İngiliz hükümetinin daveti üzerine bu etkinliğe katılmıştı. 

Ocak 2017’de, İngiliz hükümetinin, Türkiye’nin tam bir diktatörlüğe sürüklendiği bir dönemde, 100 milyon sterlinlik savaş uçağını Türkiye’ye sattığı yaygın bir şekilde haberleştirildi. İngiliz savunma devi BAE Systems, Türk Havacılık ve Uzay Sanayii (TAI) ile 100 milyon sternlik anlaşma imzaladı, ancak bu esasen hükümetler arası bir anlaşma olacak. Savaş jetleri, BAE’nin uzmanlığıyla tasarlanacak, ancak Türk topraklarında üretilecek.

BAE, bu anlaşma için Airbus ve Saab ile rekabet halindeydi ve Türkiye, tüm kaynak kodlarına, yazılım ve iletişim sistemlerine erişimin yanı sıra doğrudan proje üzerinde çalışan Türk mühendis ve bilim adamlarına sahip olmak gibi tam teknoloji transferi konusunda ısrar etmek için rekabet ortamını kaldıraç olarak kullanıyor. Bu, Türkiye’nin gelecekte teknolojiyi özerk bir biçimde geliştirmesini sağlayacaktır.


Füze anlaşması imzalandı

14 Temmuz’da Türkiye, İtalya ve Fransa ile füze geliştirme konusunda bir anlaşma imzaladı. Anlaşma, bu gelişmeyi NATO ittifakı içinde Türkiye için en somut gelişmelerinden biri olarak nitelendiren Savunma Bakanı Fikri Işık tarafından duyuruldu. Türk ajansları, deniz ve uzay füzelerinin askeri üretimi için bir İtalyan ve Fransız konsorsiyumu olan Eurosam ile füze sistemleri üretmek için çalışacaklar. Yüzde 66’sı MBDA’ya (yüzde 33’ü Fransa, yüzde  33’ü İtalya) kalan yüzde 33 ise Thales grubuna ait. Bu yıl, Türkiye’ye askeri malzeme ihraç eden 69 şirket, BAE Systems dahil olmak üzere DSEI Silah Fuarı’na katılacak; Lockheed Martin; MBDA; Thales, Türkiye’ye akılı bombalar satan General Dynamics ve ”Türkiye’nin savunma yetenekleri ve programlarına çeşitli katkıda bulundukları” konusunda övünen Northrop Grumman da katılacak. İngiliz askeri teçhizat için ihraç lisanslarının Temmuz 2013’ten Haziran 2016’ya kadar olan bilinen değeri 466 milyon TL idi.


25 milyar dolarlık silah

Türkiye sadece DSEI’de silah satın almakla kalmıyor aynı zamanda bir silah satıcısı olarak da itibarını artırmak istiyor. ABD’nin 1974’teki Kuzey Kıbrıs işgalinden sonra silah ambargosu uygulaması gibi, Türkiye’nin hakimiyet kurma planları birçok kez hayal kırıklığına uğradı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, amacının ”2023 yılına kadar savunma sanayimizin dışa bağımlılığını tamamen yok etmek” olduğunu söyledi. Bunu gerçekleştirmek için Türkiye’nin silah ithalatı yerine giderek silah ihracına daha fazla güvenmesi gerekecek. Erdoğan, Türkiye’nin 100’üncü doğum günü olan 2023’e kadar yıllık 25 milyar dolarlık ihracat hedefliyor.

Bunun ne kadar ilerleyeceği, bazı tartışmalara konu olmakta, istatistikler raporlarda çılgınca değişmekte ve Türk medyasında sahte haberler yayılmakta. Bununla birlikte, Türkiye şimdi dünyanın önde gelen askeri şirketlerinden bazılarıyla ortaklaşa kendi uçaklarını, gemilerini, tanklarını ve şimdi silahlı uçağı üretiyor.

Ocak 2015’te Başbakan Ahmet Davutoğlu, ”Artık kendi savunma sanayi ile başkalarına boyun eğmeyecek bir Türkiye var. Bu yeni Türkiye’dir” demişti. 

”Biz Batı’daki birçoğundan daha iyi ürün üretiyoruz” diye övünen Türkiye’nin en büyük savunma şirketi Aselsan Genel Müdürü Faik Eken, ”Biz daha ucuzuz ... Teknolojiyi paylaşmaya hazırız. Türk savunma sanayi Batı’ya geçerli bir alternatif olabilir” dedi.


DSEI 2017’deki Türk şirketleri

DSEI 2017’ye en az 6 Türk silah şirketi katılacak. Aselsan Türk Silahlı Kuvvetlerini Güçlendirme Vakfı’nın bir parçasıdır. Şu anda dünyanın en büyük 100 silah şirketi arasında yer alıyor ve bu listedeki sırası yükseliyor. İletişim ve bilgi teknolojileri; Mikroelektronik, Rehberlik ve Elektro-Optik; Radar ve Elektronik Harp Sistemleri; Savunma Sistemleri Teknolojileri; Ulaştırma, Güvenlik, Enerji ve Otomasyon Sistemleri yapıyorlar.

Roketsan geçtiğimiz günlerde 120 km’lik yerden yere güdümlü füze ve silah sistemlerinin ilk serisini üretmiş ve Lockheed Martin ile geliştirme için bir anlaşma imzalamıştı. Ayrıca yakın zamanda Airbus Savunma ve Uzay ile de anlaşmalar yapmıştı, Raytheon ile güdümlü füzeler yapmak ve Coorstek ile zırhlı araç üretmek için. Ayrıca silahlı insansız uçak teknolojisi üzerinde çalışıyorlar.

MKEK, kuruluşundan bu yana ”çeşitli isimler altında” Türk Silahlı Kuvvetleri’nin ana tedarikçisi konumundadır. Küçük silahlar, havan topları, toplar, mühimmat, roketler, uçak bombaları, el bombaları ve göz yaşartıcı gaz da dahil olmak üzere piroteknik üretiyorlar.


Asimetrik savaş için özel silahlar

Otokar, 4 × 4 araçları için Türk ordusunun ana tedarikçisidir. Zırhlı araçları, Diyarbakır gibi Kürt şehirlerinin askeri işgali ve mahkumların taşınması için kullanılıyor. Kısa süre önce esasen standart olmayan orduya karşı savaş anlamına gelen ya da bir ordusu bulunmayan insanlar, direniş hareketi gibi ”asimetrik savaş ortamı” için özel olarak tasarlanmış olan ALTAY-AHT Kentsel İşlemler Tankı diye yeni bir tank tasarladılar.

BMC, otobüsler, kamyonlar ve askeri araçlar dahil olmak üzere çeşitli araçlar üretmekte. ”Savunma sanayindeki ileri teknoloji ve engin tecrübesiyle BMC öncelikle Türk Silahlı Kuvvetleri’nin taleplerini dünyanın her yerindeki ordularla birlikte karşılamayı amaçlıyor” diyerek, savunma sanayi ürünleriyle övünüyorlar. 


Savunma ve turizm iç içe

Nurol Holding, 35’in üzerinde yan kuruluşunda inşaat, finans, turizm, enerji, ticaret, savunma ve imalat konularında çalışıyor. Protestolar ve şehirlerin askeri işgalleri sırasında insanları kontrol etmek için kullanılan TOMA’ları üretiyorlar. BAE Systems (yüzde 51 Nurol Holding, yüzde 49 BAE Systems Inc.) ortaklığında BNA adı altında savunma üzerine çalışıyorlar. Ayrıca BAE ile FNSS Savunma Sistemlerinin (yüzde 51 Nurol Holding, yüzde 49 BAE Systems Inc.) müşterek sahibiler.  FNSS, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Müttefikler Silahlı Kuvvetleri için paletli ve tekerlekli zırhlı muharebe araçları ve silah sistemlerinin lider üreticisi ve tedarikçisidir. Nurol’un satışları 2012’de 5 milyon dolardan 2016’da neredeyse 100 milyon dolara yükseldi. 

Nurol, savunmanın yanı sıra yol yapımı ve turizm gibi çeşitli diğer iş kollarında da aktif. Diğer birçok şey arasından Ankara’da Lugal ve Sheraton otelleriyle komşu Gürcistan’da Batum’daki Sheraton’a sahip. Ayrıca sinema salonlarında çocuk filmleri ve sanat sergilerine ev sahipliği yapan Bodrum Oasis alışveriş merkezinin ve Antalya’daki 5 yıldızlı Tatil Köyü olan Club Salima’ya sahipler. Sinema salonlarında sanat sergileri ve ev sahipliği yapan Bodrum Oasis alışveriş merkezinin yanı sıra Antalya’daki 5 yıldızlı Tatil Köyü olan Club Salima’ya da ev sahipliği yapıyor. Bu, Türkiye’de ne kadar çok turist dolarının savaşa doğru aktığını göstermektedir.


Silahları protesto

1999’daki ilk olaydan bu yana DSEI silah fuarına karşı direniş içinde tabandan gelen kampanyalar ve doğrudan eylemler olmakta. Eylemler, gösterilerden ve yol  kapatmalardan yaratıcı gösterilere kadar farklılık gösteriyordu. 

2015’te, yüzlerce kişi silah fuarının kurulmasını durdurmak için büyük bir eylem haftasına katıldı. DSEI’ye karşı yapılan en büyük protestoydu bu. Altı gün boyunca insanlar giriş kapılarını kapattı, fuarın kurulumunu aksattılar. Kürt toplumu, bunun bir parçası olarak DSEI’nin önünde bir gösteri düzenleyerek, Türk devletinin silah fuarı sponsorluğu ve İŞİD sponsorluğu arasındaki bağlantılara dikkat çekti. Kürtler ayrıca, DSEI’nin kurulduğu haftadaki abluka günlerinden birinde yer aldı. 


Kürdistan’daki savaş suçuna karşı 

Aynı yıl, farklı uluslardan sekiz aktivistten oluşan bir grup, DSEI’nin bulunduğu binaya kapıları tıkadıktan sonra ”anayolun kasıtlı engellenmesi” ile suçlandılar ve mahkemeye çıkarıldılar. İngiliz aktivist Lisa Butler, Kürdistan’daki savaş suçlarını durdurmak için hareket ettiğini söyleyerek siyasi bir savunma verdi. Yargılanan diğer kişiler de Filistin, Yemen ve Bahreyn ile ilgili olarak benzer savunma yapıyorlardı. 

Lisa ve bazı arkadaşlar, DSEI’nin kurulduğu ExCel Merkezinin arka girişine giden yolun kapısını kapatmıştı. Boynunun etrafında bir bisiklet D-kilidi ile kapalı kapıyla kendini kapattı, böylece hiçbir teçhizat bu kapıdan içeri giremeyecekti. 

Lisa, mahkemedeki ifadesinde yakınları Türk devleti tarafından öldürülen insanlarla tanıştığını söyleyerek şunları belirtti: ”Silah fuarı sırasında devlet, Cizre’ye 24 saat sokağa çıkma yasağı koydu. Sokaklara çıkan herkes vuruldu ve öldürüldü. Türkiye’nin uluslararası hukuku ihlal ettiği konusunda net bir profesyonel görüş vardı… Türk delegasyonu DSEI ile anlaşma yapıyor ve orada satın alınan silahlar Kürt sivillerin üstünde kullanılmış… Türkiye’deki suçları önlemeyi amaçladım. İşlenen suçların, durdurmaya çalıştığımız DSEI silah fuarındaki silahların satışıyla ilişkili olduğuna inanıyorum.”


Mahkeme eylemcileri haklı buldu

Bölge Hakimi Angus Hamilton kararını verirken, mahkemeye, misket bombaları ve işkence ekipmanları gibi yasadışı ürünlerin satışının yanı sıra sivil nüfusa karşı silah kullanan ülkelere silah satışını da içeren cezai haksızlıkların DSEI sergilerinde devam ettiğine dair açık, inanılır ve tartışmasız kanıtların sunulduğunu söyledi. Ayrıca, bu tür cezai faaliyetlerin uygun bir şekilde soruşturulmadığına veya yargılanmadığına dair yeterli kanıt bulunduğunu söyledi. Sanıklara karşı yapılan tüm suçlamalar reddedildi.

Bununla birlikte, Kraliyet Savcılığı Hizmeti doğrudan Yüksek Mahkemeye başvurarak eylemcilerin aklanmasını yargı denetimine çağırdı ve Temmuz 2017’de Yüksek Mahkeme Yargıç Hamilton’un kararını bozdu. Yine de, adaletin menfaatleri doğrultusunda eylemcilerden herhangi birinin yeniden yargılanmayacağı ya da masraflarla karşı karşıya kalmayacağına karar verdi. 


Silah fuarını kapatmaya kararlıyız

Yargı kararının alındığı günde çıkan bir grup bildirisinde eylemciler şunları söyledi: ”DSEI silah fuarı kapatmaya çalışmaktan yürekten pişmanlık duymadık. Devletin savaş suçlarını önleme konusunda güvenilemeyeceği koşullarda ve özellikle de onlarla tamamen suç ortaklığı yaptığı durumlarda, her birimizin bireysel olarak hareket etmesi gerekir.”

Lisa, 2017’de DSEI’ye karşı harekete geçmeyi düşünenlere ne söyleyeceklerini sorulduğunda şunları söyledi: ”Harekete geçmek bizim sorumluluğumuzdur. Kürdistan’daki yoldaşlarımızla dayanışma içinde olmamız gerekir. Silah fuarını kapatmaya çalışmalıyız: Savaşın başladığı yerdir. Sokaklarda yeterince insan olursa, DSEI’nın olmasını engelleyebiliriz.


Kürdistan’daki silahları tedarik ediyorlar

Türkiye’nin Efrîn’de ve Kuzey Kürdistan halkı üzerinde kullandığı silahlar uluslararası silah şirketleri tarafından tedarik ediliyor ve DSEI 2017’de yeni anlaşmaların yapılması kuvvetle muhtemel. Silah fuarı, Türk hükümeti ve Türk ordusu için önemli bir etkinlik. Aktivistler, Türk delegelerini Londra ziyaretinde utandırmak ve Türkiye’nin Kürt halkını ezmekteki rolünü ve hem Rojava’daki devrimi ve Bakur’daki demokratik özerkliği baltalama girişimlerini vurgulama şansına sahipler. Aktivistler ayrıca silah fuarını kapatma şansına da sahipler, bu nedenle savaş başladığı yerden durdurulur.”


DSEI 2017: Plan

DSEI 2017, 12-15 Eylül tarihleri arasında Londra Docklands’daki dev sergi merkezi ExCel’de gerçekleşecek. Geçen yıl olduğu gibi, aktivist gruplar silah tüccarları ve teçhizat fiilen varmadan önce bir eylem haftasıyla silah fuarının kurulmasını engellemeye çalışacak. Bu, silahların; tankların, insansız uçakların, ateşli silahların, hatta savaş gemilerinin ExCel Merkezi’ne girmesini engellemektir.

Planlama ve eğitim etkinlikleri DSEI 2017’ye kadar ülke genelinde gerçekleşecek. Detaylar için ”https://www.stopthearmsfair.org.uk/events/” Stop the Arms Fair’deki (Silahları Durdurun Fuarı) takvime bakılabilir. 

CAAT’den Kat Hobbs, ”Bu, Birleşik Krallık silahlarının özerklik mücadelesindeki Kürt halkına karşı kullanılıyor olması bir skandal ve utançtır. Kürt halkıyla kendi kaderlerini tayin etme çabaları için dayanışma içindeyiz ve DSEI’deki Türk askeri varlığına ve baskıya neden olan Birleşik Krallık silah ihracatına karşı harekete geçmek için birlikte çalışabileceğimizi umuyoruz.

DSEI’de yoğun bir polis varlığı olabilir. İnsanların durdurulduğu, arandığı veya tutuklandığında haklarını bilmeleri önemlidir. Hukuki bilgiyi, aktivist Legal Defence ve Monitoring Group veya Green and Black Cross’dan alabilirsiniz.


* Bağımsız yazar ve araştırmacılar tarafından kurulan Shoal Collective’den Sara Woods’un kaleme aldığı yazının İngilizce metnine kurdishsolidaritynetwork.wordpress.com sitesinden ulaşabilirsiniz.


768

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA