Dîlan KARACADAĞ: İnanna'nın Berlin'deki kapısı

Rehber eşliğinde dolaştığımız müzede en çok dikkatimizi Mezopotamya arkeolojik eserleri oluyor. Örneğin Yeni Babil İmparatorluğu Kralı Nabukadnazar tarafından Aşk Tanrıçası İnanna adına yaptırdığı kentin giriş kapısı olan İştar Kapısı…

30 Ağustos 2017 Çarşamba | PolitikART




Bergama Zeus Sunağı, Milet'in Market Kapısı, İştar Kapısı ve Mshatta Alınlığı gibi yapılar ve bu yapılara ait eserlerin toplanmasıyla oluşturulan Pergamon Müzesi (Bergama Müzesi), Berlin’e en çok turist çeken yerlerden biri.

Almanya'da Berlin'e gezmeye gidenler, Müzeler Adası’nı görmeden geri gitmemeli. Beş müzeden oluşan adada yer alan Pergamon Müzesi, 1830-1930 arasında inşa edilen beş müzeden en sonuncusudur. 

Pergamon Müzesi'nde bulunan eserlerin çoğu Mezopotamya topraklarına ait. Ayrıca "Osmanlı topraklarına" ait çok sayıda eserlerin korunduğu müze, 20 yıllık inşaa sürecinin ardından 1930'da tamamlanabilmiştir. Tarihin önemli bir kesitinde sanatın yasak olduğu Ortadoğu’da bulunan eserlerin önemi bilinmediğinden sağa sola saçıldı. Arkeolojinin gelişmesiyle birlikte bu eserler, çoğunlukla sömürgeci güçler tarafından ülkelerine götürüldü. Bugün Londra British Müzesi, Paris Louvre Müzesi ve Berlin Pergamon Müzesi’nde sergilenen eserlerin çoğu sömürge veya yarı sömürge ülkelerden taşınan eserlerle doludur.

Bugün Ortadoğu’da (özellikle Mezopotamya’da) süren III.Dünya savaşının yarattığı kaostan dolayı, "Peregamon, British, Louvre müzelerinde yer alan eserlerin ait oldukları topraklarda kalsaydı korunabilir miydi" diye sormadan da edemiyor insan.

DAİŞ’in başta Suriye-Palmira olmak üzere Ortadoğu’da yaptığı tarih-sanat düşmanlığı ile AKP devletinin Hasankeyf’te yaptığı düşmanlık ise yukarıdaki soruları haliyle sordurtuyor.

Gelgelelim "kaybedince anlaşılırmış değeri" diyebileceğimiz  duruma. Türk devleti, 1991 yılında Pergamon Müzesi’nde sergilenen eser koleksiyonunun iade edilmesi konusunda Almanya hükümetine başvurmuştu. "İadesi haktır" diyenler için hatırlatalım: Çıkan eserler üzerinde Arapça yazı bulunmayanları cüzi rakama (bugün bir araba fiyatı değerinde) Alman ve İngiliz araştırmacıya satmış veya hediye etmiştir. Daha sonra eserlerin değeri anlaşılınca da "kaçırıldı" iddiasıyla eserlerin iadesi için başvuruldu. Bu işin can sıkıcı tarafı. İşin enteresan tarafı ise bu eserlerin Almanya'ya nasıl getirildiğidir. 

Bergama Zeus Sunağı, Milet'in Market Kapısı, İştar Kapısı ve Mshatta Alınlığı gibi yapılar ve bu yapılara ait eserler, gerçek yerlerinden ayrıntılı bir şekilde toplanarak bu müzede yeniden birleştirildi. İşin ilginç yanı İzmir'deki Pergamon Müzesi’nde ise Zeus Sunağı’nın sadece maketi olduğudur. 

Peki bu yapılar bu müzeye nasıl getirildi? 

Alman arkeologların Mezopotamya ve etrafındaki topraklarda etkili oldukları 19. yüzyıl sonu ve 20. yüzyıl başındaki kazılarda ortaya çıkardıkları eserler, gemilere yüklenerek Almanya başta olmak üzere diğer Avrupa ülkelerine gönderilmiş. Hem de bizzat padişahlar tarafından… 


***

Berlin'deki Pergamon Müzesi’nin duvarlarını süsleyen eserlerin büyüklüğü, ihtişamı, güzelliği inanılmaz bir düzeyde. 

Pergamon Müzesini gezerken, Büyük Pergamon Sunağı’na ayrılan salona girmeden önce Babil’deki İştar Kapısı, Tören Yolu ve Milet Agora Kapısı ile karşılaşırsınız. Ardından Büyük Sunağın salonunda ise bir Hellenistik kenti olan Pergamon’dan gelen eserli görmek mümkün.

Müzeyi dolaşırken kulaklık ve minik ekrandan verilen bilgilere göre bu çalışmalar anlatılıyor. Aynı zamanda fotoğrafları da görebiliyorsunuz. 

Alman ve İngilizlerden oluşan bir grup, tren yoluyla Almanya’ya ulaştırılan çok sayıda ufak taşı yaz-boz çözer gibi birleştirip yeniden restore etmiş. Her aşama ise fotoğraflanmış ve bu fotoğrafları görebiliyorsunuz. 

Berlin'in en çok ziyaret edilen müzesidir Pergamon Müzesi. Yılda 1 milyon kişi tarafından ziyaret ediliyor. Müzenin kapılarından birinin önündeki bilgilendirme bölümünde Müze’nin üç bölümden oluştuğunu öğreniyoruz. Bunlar, Klasik Antik Çağ Koleksiyonu, Antik Yakın Doğu Müzesi ve İslam Sanatı Müzesi.

Rehber eşliğinde dolaştığımız müzede en çok dikkatimizi çeken Mezopotamya arkeolojik eserleri oluyor. 

Örneğin Yeni Babil İmparatorluğu Kralı Nabukadnazar (M.Ö 605-562) tarafından Aşk Tanrıçası İnanna'nın (İştar) adına  yaptırılan kentin giriş kapısı olan İştar Kapısı… 

Kapının cephe kısmında çeşitli boğa ve ejderha kaplamalı figürler, binlerce yıl öncesini günümüze taşıyor.

Pergamon Müzesi, daha kapsamlı bir şekilde de anlatılır ama "anlatılmaz, yaşanır" diyerek hikayesini bizzat sizin yaşamanızı ve görmenizi isterim. 



299

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA