Sınırları aşan Binxet

“Cizre’de Katliam Var” belgeseliyle Türk devletinin vahşetini yansıtan İtalyan yönetmen Luigi D’alife, bu kez Suriye-Türkiye sınırında Kürtlere karşı savaşın örgütlendiğini Binxet belgeseliyle gözler önüne serdi.

12 Ağustos 2017 Cumartesi | Kültür-Sanat


AMARA GÜNEŞ


“Cizre’de Katliam Var” belgeselinin İtalyan yönetmeni Luigi D’Alife’nin yeni belgeseli Binxet, İtalya’da büyük beğeni topladı. Belgeselin yönetmeni, “Kürt halkına kendimi borçlu hissettiğim için bu belgeseli çektim” diyor.

İtalya’nın Torino kentinde yaşayan yönetmen Luigi D’Alife, ilk kez 2015 Eylülü’nde Kobanê ile dayanışmak için bir grup İtalyan ile Suruç’a gidiyor. Cizre’de sokağa çıkma yasağı başlayınca oraya geçiyor. Devletin vahşetine tanıklık eden D’Alife savaşın ortasında, “Cizre’de Katliam Var” belgesel filmini çekiyor. Cizre’deki vahşeti kayıt altına almak için büyük zorluklar yaşayan yönetmen, bu kez Binxet belgeselini çekti. 


Narin, Azad…

Son iki yılda Kürdistan’a birçok kez yolculuk yapan D’Alife, “Sınırlarda mağdur olan insanların büyük bir kesimi savaştan kaçmıştı. Sınırların Kürtlerin hayatlarını nasıl parçaladığını, insanların ne tür trajediler yaşandığını Batı toplumuna anlatmak istedim” diyor. 

D’Alife, Binxet belgeselini sınırda yaşayan ve sınırlardan dolayı mağdur olan kesimler ile yaptığını söylüyor ve ekliyor: “En çok dikkatimi çeken Narin’in hikayesiydi. Narin eşiyle birlikte savaştan ötürü mağdur oluyor. Büyüdüğü toprakları terk etmek zorunda kalıyor. Narin eşiyle sınırı geçtiği zaman eşi Türk askerleri tarafın barbarca katediliyor. 

Azad ise 16 yaşında bir genç. Türk askerleri tarafından sınırda yakalanıyor. Çok ağır işkencelere maruz kalıyor. Daha sonra onu Suriye’ye sınır dışı ediyorlar. 

Tell Abyad kapısı Türkiye ve DAİŞ’in insanların değiş tokuş ettiği bir sınır kapısı olarak kullanıyordu. Bu kapısı Kürtlere karaşı savaşın örgütlendiği bir yerdi. Orada yaşananları kayıt altına aldım.” 


Sınırlar bildiğiniz gibi değil

Belgeselin Avrupa ile Türkiye’nin göçmenler üzerine yaptığı anlaşma sürecinde çekildiğini hatırlatan yönetmen, “Belgesel ile bu tür anlaşmaların insanların yaşamına ne tür zararlar verdiğini göstermek istedik. Belgeselde, Türk devletinin insana yaklaşımını da ele aldık. Aslında İtalya ve Avrupa toplumunu bilgilendirmek istedik. Çünkü sınırlarda Türk devletinin insanlara uyguladığı şiddeti, nerdeyse Avrupa basını hiç yer vermiyor” diyor.


Kürt halkına borçlu olduğum için

Belgesel çekerken en büyük zorluğun Türkiye ile Suriye sınırının tamamen kapalı olması olduğunu söyleyen D’Alife, özgürlükçü Kürtlerin desteği ile sınırları geçtiğini söyledi.

D’Alife, “Kürdistan’da yaşanları görünce yaptığım işe daha fazla motive oldum. Diyarbakır’da patlatılan bombalar,  Nusaybin’deki direniş beni derinden etkiledi. Kürt halkına kendimi borculu hissettiğim için bu belgeselleri çektim’’ diyor.


Büyük ilgi gördü

İtalya’da büyük ilgi gören belgeselin onlarca kentte gösterimi yapıldı. Yönetmen, “Tükçe, İspanyolca, İngilizce, İtalyanca, Fransızca ve Almanca” olmak üzere 6 dilde alt yazıyla izlenebilecek belgeselin Avrupa’nın diğer ülkelerinde de gösterime girmesini arzu ediyor. 

Bu arada seslendirmesini Cannes ve Venedik film festivallerinde ödül almış Elio Germano’nın yaptığı belgesel, İtalya’daki önemli festivallerden l’Ariano Uluslararası Film Festivali için de seçildi. 


1249

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA