Dilniya: Annem devrimci bir kadındı

”Annem sadece sesi güzel ya da çok iyi müzik yaptığı için bilinen bir kadın değildi. Aynı zamanda devrimci bir kadındı. Yalnızca 10 yıl profesyonel sanat yaptı. Ama bir duruşu vardı.”

05 Ağustos 2017 Cumartesi | Dizi

AMARA GÜNEŞ


Merziye Rezazi’yi kızı Dilniya anlattı

Doğu Kürdistanlı sanatçı Merziye Feriqi (Rezazi) aramızdan ayrılalı yaklaşık 12 yıl oldu. Henüz 47 yaşındayken hayatını kaybetti. Sanatçı kimliği kadar, kadın mücadelesi, peşmerge geçmişiyle de tanınan Merziye Feriqi’nin kızı Dilniya Rezazi, ”Annem sadece sesi güzel ya da çok iyi müzik yaptığı için bilinen bir kadın değildi. Aynı zamanda devrimci bir kadındı. Yalnızca 10 yıl profesyonel sanat yaptı. Ama bir duruşu vardı” diyor. Kürt kültürü ve değerleriyle yetişmesinde annesinin rolünün büyük olduğunun altını çizen Rezazi, ”En çok  kızdığı konu Kürtler arasında birliğin olmamasıydı. Farklıklar bizim parçalanmışlığımızın değil tam tersine zenginliğimizin göstergesi olmalıdır” diye nasihat ettiğini anlatıyor. 

Annesinin vefatı ardından seslendirdiği Duri tu parçasıyla bilinen Dilniya Rezazi, ”Bu stranı seslendirmek benim için terapi gibi oldu. Duri tu ile başladım Lew Rojewe ile annemin benden beklediği çalışmayı tamamladım” diyerek ekliyor: ”Benim asıl amacım annemin takipçisi olmaktır.” 

Kürdistan’ın tüm parçalarında tanınan ve büyük beğeni toplayan sanatçı Merziye Feriqi’yi Stockholm’de yaşayan kızı Dilniya Rezazi’den dinledik. 


Merziye Feriqi, Kürtlerin unutulmaz kadın sesleri arasında. Sanatı kadar yurtseverliğiyle de bilinen bir isim. Nasıl bir anneydi?

Belki annemle ilgili çok şey bilinir ama nasıl bir anne olduğunu bilen azdır. Biz üç kardeşiz. Ailenin en büyük çocuğu benim, iki küçüğüm de erkek. Annem hem bir kadın hem de bir anne olarak sevgi dolu bir insandı. Yalnızca bizlere değil herkese büyük bir sevgi besler ve öyle yaklaşırdı. Aynı zamanda evde de en büyük destekçimiz annemdi. Bir şey yapmak istediğimizde annemiz bizi sonuna kadar desteklerdi. Stran söylemeyi sevdiğimi annem biliyordu. Sesimin güzel olduğunu söyler, stran söylememi isterdi. Erkek kardeşimin birisi oyuncu. Daha o zamanlarda annem bunu fark etmişti. Oyunculuk konusunda kardeşimin kendini geliştirmesi yönünde annem hep destek sundu. Yani kardeşlerimin ve benim en büyük destekçimiz hep annem oldu. 


Annenizin nasıl bir etkisi oldu Kürt kültürüyle yetişmenizde? 

Annem çok disiplinli bir kadındı. Kürt kültürüyle yetişmemiz de annem için çok önemli bir konuydu. Bize Kürt kültürünü aşılarken kesinlikle zorla, baskıyla bunu yapmazdı. Bize kültürümüzü sevdirmeye çalışırdı. Ailede bizim için en önemli konu çocukların Kürt gelenekleri ile yetiştirilmesiydi. Annem hep Kürt kültürünün ve geleneklerinin pozitif, güzel yönlerini almamızı istiyordu. Avrupa’ya geldiğim zaman 5 buçuk yaşındaydım, şimdi 37 yaşındayım; 32 yıldır İsveç’de yaşıyorum. Yaşamımda annemin bana verdiği kültür çok belirleyici oldu. Annem bir yere konser veya stran söylemeye gittiği zaman bizi de kendisiyle götürüyordu. Defalarca annem ile Kürt festivallerine katılmak için Almanya’ya gittim. Annem Med TV’ye gittiği zaman ben de onunla gidiyordum. 


Kadınların sanat içerisinde çok fazla yer edinemediği bir dönemde anneniz önemli başarılara imza atmayı başardı. Karşısına çıkan zorlukları nasıl aşmayı başardı?

Annem 8 yaşında şarkı söylemeye başlamış. O zaman herkes annemin çok güzel bir sesi olduğunu söylüyormuş. Tabii o dönemde bir kadının stran söylemesi ciddi bir sorun. Aynı zamanda oyunculuğa da ilgisi varmış. Annem özgürce stran söyleyebilmek için hep mücadele vermiş. Çok aktif bir insandı, sorunlar karşısında hiçbir zaman pasif davranmazdı. Toplumda kadınların yapamayacağı denilen birçok şeyi annem yapmayı başardı. O dönemlerde toplumuzda kadınların spor yapması, sanatla uğraşmasına hoşgörüyle yaklaşılmıyordu. Ama annem bunların hepsini yapıyordu. Tabii babamın da müzikle uğraşıyor olması annem için stran söylemeyi kolaylaştırdı. 

Annem kadın hakları ve çocuk hakları konusunda da mücadele verdi. Kendisinin yaşadıkları da aslında bu alanda başlı başına bir mücadeleydi. Kürtlerin özgür geleceğinin özgür kadın ve çocuklar ile olacağını biliyordu. Annemin bir Kürt kadını olarak verdiği mücadeleye Kürt toplumu ve Kürt erkekleri büyük saygı duyuyorlardı. Bizim toplumda hem kadınların hem de erkeklerin saygı duyduğu bir kadın olmak kolay değildir. Ama annem kişiliğiyle hem erkeklerin hem de kadınların saygısını kazandı. 


Anneniz profesyonel olarak kaç yaşında stran söylemeye başladı? 

Bu annemin çocukluk hayaliydi ancak bizi büyüttükten sonra profesyonel olarak stran söylemeye başladı; 37 yaşında sahneye çıkıp stran, ilk albümünü 37 yaşındayken çıkardı. O dönem için Kürt toplumunda 37 yaşında üç çocuk annesi bir kadının sahneye çıkıp kadın ve erkeklerin olduğu ortamda stran söylemesi bir devrimdir. Ayrıca annem sadece Soranice değil Kürtçe’nin bütün lehçesinden stranlar söylüyordu. Kürtçe’nin bütün lehçelerini çok seviyordu. Bizler Kürtçe’nin Soranîce lehçesini konuşuyoruz ama annem Kurmancî stran söylemeyi daha çok seviyordu. Hiçbir Soran kadın Kürtçe’nin tüm lehçelerinde stran söylemiyor. Annem Kürt kültürünü çok sevdiği için Kürtçe’nin diğer lehçelerinde de stran söyleme çabası vardı. 


Seslendirdiği parçalarda da ulusal değerler ve mücadeleye verdiği önem görülüyor...

Kürtler arasında birlik ve sevginin oluşması annem için çok önemliydi. Onun en büyük ölçüsü Kürtler arasına hiç fark koymamasıdır. Annem Kürt halkı arasında hiçbir zaman ayrım yapmadı. Örneğin; annem Kuzey Kürdistanlı birçok kadın sanatçıyla hem stran söylemiş hem de onlarla çalışmıştır. Bu da onun hiçbir ayrım yapmadan Kürt kültürüne yönelik sevgisini gösteriyor. Annem Kürt düşmanlarının yarattığı parçalanmayı müziği ve kişiliğiyle aşmak istiyordu. En çok  kızdığı konuysa Kürtler arasında birliğin olmamasıydı. Annem hep bize ‚Biz birçok farklığı ve zenginliği ile bir halkız. Bu farklıklar bizim parçalanmışlığımızın değil tam tersine bizim zenginliğimizin göstergesi olmalıdır‘ derdi. 

Annem kadın hakları için de mücadele verdi. Bu mücadelesini ilk başta kendinde başlattı. Toplumun bütün geleneksel yaklaşımlarına yönelik peşmerge oldu. Daha sonra stranlar söyledi. Yine annem çocukları çok seviyordu. Kürdistan’da çocukların içinde bulunduğu savaş koşunları onu hep üzüyordu. Bütün bunları müziğiylede dile getiriyor. 

Annem sadece sesi güzel ya da çok iyi müzik yaptığı için bilinen bir kadın değildi. Aynı zamanda devrimci bir kadındı. Annem yalnızca 10 yıl profesyonel sanat yaptı. Ama annemin bir geçmişi ve duruşu vardı. Yani bütün Kürtlerin kabul ettiği ve sevdiği bir sanatçı olmak kolay değildir. Annemin bütün Kürtler tarafından kabul edilip sevilmesi, o insanın kızı ve bir kadın olarak benim için çok büyük bir gurur ve onurdur. Bunu bir devrim olarak görüyorum. 


Annenizin vefatı üzerinden yaklaşık 12 yıl geçti. Şimdiki duygularınız nedir?

18 Eylül annemin 12’inci ölüm yıldönümü olacak. Aradan yıllar geçsede annem her zaman yüreğimdedir. Her yeni güne annemle başlıyorum. Onu çok özlüyorum. Annemin bizde bıraktığı boşluğu kelimeler ile ifade edemem. Aynı zamanda onunla her zaman onur ve gurur duyacağımız bir yaşam bıraktı. Örneğin kızımın her gülüşünde annemin gülüşünü görüyorum. Tabi bütün çocukların istemi hep anneleri ve babalarının yanlarında olmasıdır. Bu benim içinde geçerlidir. 

Annemin 10 yıllık sanat yaşamında Kürt kültürüne de birçok şey kattığını düşünüyorum. 10 yıl daha yaşasaydı kim bilir daha neler yapardı? Annem vefat ettiği zaman 47 yaşındaydı. Şunu söylebilirim, dolu dolu yaşadı, 47 yıllık yaşamına çok şey sığdırdı. Merziye Rezazi’in çocukları olarak bizim üstümüze düşen en büyük görev bu harika kadının her zaman hatırlanmasını sağlamamızdır. 


Siz de anneniz gibi stranlar söylüyorsunuz...

Stran söylemem konusunda yalnızca annem beni etkilemedi ayrıca babamın etkisi de oldu. Annem ve babamın stranları ile büyüdüm. Daha anne karnındasın annen sana stranlar söylüyor. Bu çok özel bir durum. Birey olarak etrafımda hep müzik vardı. Müziği ve sesiyle beni en çok etkileyen de annem oldu. Çocukluğumda annemi taklit ediyordum onun gibi stran söylüyordum. Annemde kendimi görüyordum, kendimde de annemi görüyorum. 

Daha sonra kendi yolumu kendim çizmek istedim. Herkes ayakları üstünde durmalıydı. Herkesin kendi zaferi olmalıydı. Annemle babamın yolculuğu Kürdistan için bir şeyler yapmaktı. Kürt halkına hizmet etmekti. Annemle babamın müziği Kürt halkının ayağa kalkmasına yönelikti. Bizler Kürtüz, Kürtlüğümüzle gurur duymalıyız. Annemin amacı kısaca müziğiyle Kürtlüğe hizmet etmekti. 


Annenizin vefatı ardından okuduğunuz Duri tu parçası o dönem epey etki yaratmıştı…

Duri tu parçasının bu kadar çok sevileceğini hiç beklemiyordum. Bu stran Soranca’ydı ama herkes çok sevdi. Okuduğum zaman çok kötü bir durumdaydım. Annemi daha çok yeni kaybetmiştim. Aynı süreçte babamın evlik kararı vermesi de bizi yaraladı. Sonra önüme bir şans çıktı. Duri tu stranını kaydetme fırsatı. Bu stranı söylemek benim için bir terapi gibi oldu. Eğer bunu yaparsam annemin benden istediği şeyi yapmış olacağımı hissediyordum. Hiçbir zaman düşünmemiştim birgün stüdyoya girip stran söyleceğimi. Bunu yaparak annemin benden istediğini yerine getirmiş olmanın sevincini yaşadım. Yine annemin yarım kalan çalışmasını da tamamlamış oldum. Annem mezarında rahat, huzurlu uyuyabilir.


İlk stranızın üzerinden epey zaman geçti. Bu süreçte neler yaptınız?

Duri tu’dan sonra 10 yıl boyunca hiç stran söylemedim. Hiçbir zaman sanatçı olma gibi bir düşünmem olmadı. Benim istemim yalnızca annemin yarım kalan çalışmasını tamamlamaktı. İki yıl önce annemin 10’üncü ölüm yıldönümünde içimden annem için bir şeyler yapma istemi gelişti. Bu çalışmanın devamını nasıl bitireceğim üzerine epeyce yoğunlaştım. Lew Rojewe isimli stranı yapıp klip çektim. Çünkü Rojava’da Kürt kadının verdiği mücadele beni çok derinden etkilemişti. Benim için Duri tu parçasındaki yarım kalmışlıklar Lew Rojewe’de tamamlandı. 


Bu yıl başında bir klip daha çektiniz…

Evet, parçanın ismi “Ke Şew Dadêt” (Karanlık Çökünce), buna klip de çektik. Kurmancî söylediğim Yare Min isimli bir parçaya da iki üç hafta içinde klip çekeceğim. Şimdilik müziği sadece bir hobi olarak yapmak istiyorum. 




Peşmergelik günleri

Bizler İran’ın küçük bir köyünde yaşıyorduk. Annem ile babam İran’ın rejiminin baskılarında dolayı peşmerge oldu. O zamanlar ben çok küçüktüm. Benim küçüğüm, Mardin de vardı. Babam yaptığı müzikten dolayı İran rejimi tarafından defalarca cezaevine kondu. Ölüm tehditleri de alıyordu. Annem kardeşime hamileyken onu ve beni de İran rejimi cezaevine koydular. Annem ile babam başka imkan bulamadıkları için köyümüzü terk etmek zorunda kaldık. Kardeşim yeni doğmuştu daha iki üç günlüktü, bizler köyümüzü terk edip KOMALA’ya (İran Kürdistan Devrimci Emekçiler Örgütü) katıldık. Annem ile babam peşmerge oldu. Zor durumda kaldıkları için peşmerge olmadılar; Kürt halkı için daha iyi bir yaşam istedikleri için peşmerge oldular. Kürt halkının özgürlüğü için peşmerge oldular. İran rejimi ‘şarkı söyleyebilirsiniz ama politik şarkı söylemeyin’ diyordu. Annem ile babam bunu kabul etmedi.


Çocuk peşmerge olmaktan

O zamanlar ben ve kardeşim Mardin vardı. Tabi annem ile babamın peşmerge olması bizim için bir yıkım olmadı. Çünkü onlarla aynı görüşte olan insanların ortamındaydık. Peşmergenin içinde olan diğer anne ve babaların çocukları da vardı. ‘Çocuk peşmerge’ diyorlardı bize. Newroz kutlamalarında ateş yakılıp silahlar patlatılınca çok korkuttuğumu hatılıyorum. Sanki çatışmadaymışız gibi bir duyguya kapılırdım. Ben hep çocuk peşmerge olmaktan gurur duydum. 



Serok Apo’nun esaretini kabul etmedi


Annem ve babam Şam’a Serok Apo’nun yanına da gittiler. Bir ay Suriye’de kaldılar. Her yere bizi kendileriyle götüren annem Serok Apo’yu görmeye giderken bizi yanlarında götürmediler. Bütün Kürt parti liderlerini gördüm ama maalesef Serok Apo’yu göremedim. Suriye ve Rojava’nın farklı kentlerini ziyaret ettiler. O zaman bu yolculuğun annem ve babam için özel bir anlamı olduğunu hissettim. Annem Şam’da Serok Apo’yu görmüştü bundan büyük onur ve gurur duyuyordu; çok mutlu olmuştu.

Dün gibi hatırlıyorum Serok Apo yakalandığı zaman günlerce hiçbir şey yemedik doğru düzgün, bir şey içmedik. Eylemler oluyordu, annem ve babamla hep eylemlere katlıyorduk. Annem ve bizler Serok Apo’nun zindanda olduğunu bir türlü kabullenemiyorduk. Serok Apo dışarıda özgür olmalıydı. Bu süreçte ben ve kardeşim Mardin hep annem ve babamla eylemlere katılıyorduk.



1456

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA