Zîlan artık dağlarca, şehirlerce, binlerce!

Zîlan’ın gerçekleştirdiği eylem, Kürt kadını için yeni bir miladı ifade eder. Artık Zîlan binleşecek, Kürdistan’ın dört bir yanında yeni ve özgür yaşamın savaşını, mücadelesini verecektir.

30 Haziran 2017 Cuma | Dizi

Zîlan'ın izinden - 2. Bölüm

Hazırlayan: Dicle Newal

Zîlan’ın gerçekleştirdiği eylem, Kürt kadını için yeni bir miladı ifade eder. Artık Zîlan binleşecek, Kürdistan’ın dört bir yanında yeni ve özgür yaşamın savaşını, mücadelesini verecektir. Kürdistan’ın dağları, ovaları, şehirleri, kadınları, erkekleri, çocukları, yaşlıları, Zîlan’ın yolunda ve izinde ilerleyerek Zîlan’ı bir yaşam felsefesine dönüştürecektir. Kimi Rojhilat’ın bağrından kopup Rojava’ya ses, kimi Bakur’un direnişçiliğinden aldığı güç ile Başur’un yüreğine yol alacaktı. Kimi gökyüzünün Sema’sında Yüce’leşerek Zîlan’a ulaşacaktı. Zîlan’ın özgürlük çığlığına en anlamlı cevabı, duvarların arkasında olan ama özgürlüğe en yakın olan Sema Yüce verecekti. Mart ayında gerçekleştirdiği eylemini Haziran ayında Zîlan ile buluşarak sonlandıracaktı. Sema, ille de Zîlan ile buluşarak hakikate olan yolculuğunu tamamlayacaktı. 80 gün boyunca direnerek bunu başardı. Bu, Sema’yı Yüce’leştiren, Zîlanlaştıran en kutsal, en büyük eylemdi. 

Artık Kürdistan adım adım, gün be gün, an be an Zîlanlaşıyor, zafere doğru daha büyük adımlar atıyordu. Analar, yeni doğan çocuklarına Zîlan ismini veriyordu. Gerillaya katılan genç yürekler, tanrıçaları, komutanları, yoldaşları, candaşları Zîlan’ın ismini alıyor, Zîlan’ın izinde hakikatin sonsuzluğuna ilerliyordu. 

***

Tıpkı Zîlan Papule gibi...

“Ez Pepûle me sînor ne nasim

Ji bo azadiya gelê xwe

Şaxavanekî bejin ziravim

Bi çek û birextim

Ez Zîlanim hêviya Rojhilatim”

Rojhilat’ın eşsizliğini kendinde barındıran bu güzel yürek, ardılı olduğu yüce kadının adını ve yüceliğini alarak yaşadığı her gün, her an bir papule misali Zîlan’ın adıyla yaşama kanat çırptı, yaşamla buluştu.


***

“Ben bir özgürlük serüvenine başladım ve bunu kesin başarı ile sonlandıracağım. Dersim’e giderek Zîlan’a ulaşacağım” diyen Zîlan Amed, yüreğinde yükselen isyanın cevabının Dersim’de olacağına inanarak yola koyuldu. Yol uzun, yol meşakkatliydi. Hiçbir güçlük, hiçbir zorluk onu yolundan, bildiğinden alıkoymadı. Çünkü o, yaşama delicesine sevdalı, yüreği yaşam aşkı ile çarpandı. Bu yürek çarpıntısının onu erdemli bir sona götüreceğinin bilinciyle arşınladı dağların her bir karışını.

***

Bir Penaber‘dir Zîlan; yüreği vatanından hiç göç etmeyen. Ne yana, ne yöne dönerse dönsün, yolu vatan ile kesişen bir yolcudur. Sevgiyi, aşkı kendine bal eyleyerek ilerleyen bir yaralı yürektir. Sürgün edilmiştir kimliği, sürgün edilmiştir bedeni. Ama hiçbir zaman ruhunun göç etmesine, onu halkından uzaklaştırmasına izin vermemiştir. O, Zîlanlaşmanın ancak halka yoldaş olmakla gerçekleştiğine en yürekten inananlardandır. Bu yüzden yüreğini avucuna sığdırarak yüreklere sığmayan bir yolculuğa en emin adımlarla ilerler.

***

Onlar, insanlar daha özgür yarınlar yaşayabilsin diye kendilerini sonsuzluğun uçurumuna yar yaptılar. Uçurum başlarında kendi sonsuzluklarını yarattılar. Ne garip değil mi? Uçurum çoğu insan için “ayıran”, “koparan”ken onlar için kavuşturan, buluşturandır. Hakikat yolunda ilerleyenleri Besêlerle, Bêrîtanlarla, Axîn ve Zîlanlarla buluşturur uçurumlar. Bagok’un sesini Cudî’nin çığlığı ile buluşturur uçurumlar. Zîlanlar uçurumlarda güzelleşirken düşman daha da çirkinleşir. Düşman çirkinleştikçe Zîlanlar daha da güzelleşir; Zîlanlar güzelleştikçe bir halk özgürleşir…

***

Devrimler mi yaratır güzelliği? Güzellikler ve irade mi yaratır  yoksa devrimi? Hasekê’nin sessizliğini Cudî Dağları’na taşıyan Zîlan, devrimin en fırtınalı seslerinden biri olmayı başarmıştır. Yaşamında ve duruşunda ilkeden asla taviz vermeyen Zîlan Cudî, yaşamın her anına fedakarlıkla, özveriyle katılmış, attığı her adımda yoldaşlarına candaş da olmayı başarmıştır.

***

PKK’nin yoldaşlığıydı onu ayakta tutan, düşmana karşı isyana uyandıran. Colemêrg’in isyankar ruhu, onu özgürlük dağlarına ulaştırmıştı. Bu dağlarda özgür insana dair ne varsa öğrenmiş, hakikat dergâhının en iyi öğrencilerinden biri olmayı başarmıştır. Yol ve nefes aldığı her adımda kendisine yönelttiği “Nasıl yaşamalı?” sorusuna yine en anlamlı cevabı kendisi veriyor; “Zîlanca yaşamalı, her daim Zîlan’ı yaşatmalı” diyordu, Zîlan Hakkari.

***

“Keşke canımızdan başka verecek şeylerimiz olsaydı” diyor mektubunda Tanrıça Zîlan. Ve onun bu sözüne karşılık Zîlan’da anlam ve isim bulanlar çoğalıyor. Bir can bin cana dönüşüyor. Halep’in kızgın sıcağını Botan’ın serin yaylalarıyla buluşturan, bu buluşmayla halkına daha da yakınlaşan Zîlanlar çoğalıyor her adımda. Bir yürek birleşerek binleşiyor ve de güzelleşiyor, Zîlan Halep‘in ardından. 

***

İnsan sevgisi dünyanın hangi kıtasına sığmıyordu?

Yaşadığımız bu evren kime yetmiyordu? 

Yoksa Roboskîli çocuklar, evrende çok mu yer kaplıyordu?

Oysa Roboskîli bir gerilla olan Zîlan yüreğine tüm evrenin sevgisini yerleştirmiş, evreni kucaklamıştı. Yaşadığı koca evrene ‘barış’ gelsin diye, özgürlük dağlarına yol almıştı. Belki o hayalleri, umutları için savaşır ve bir gün sonsuzlaşırdı ama Roboskîli çocuklara, evrenin tüm çocuklarına özgür bir gelecek bırakabilirdi. 

Olmadı. O daha özgürlüğe adımlarını yeni yeni atarken duydu, tüm umutlarının kan kanatlıların pençesinde can verdiğini. Öylesine bir ağırlıkla çökmüştü ki yüreğine, yüreği adeta bir kan deryası olmuştu. Onu tam yüreğinden vurmuştu kan kanatlılar. Hem de hiç acı duymadan, hissetmeden, yüzlerindeki sırıtkanlığı ihmal etmeden, utanmadan.

***

1986 yılında Siirt’te dünyaya gelen Zîlan Rûken, yani Mercan Sevim, 2003 yılında özgürlük saflarına katıldı. Mercan adını ona, gerillaya katıldıktan sonra, 1990’lı yıllarda şehit düşen amcasının oğlu vermişti. Ve daha o zaman Zîlan, çok güçlü bir kadın olacağının ve onun yolunda ilerleyeceğinin sözünü verdi.  

Su gibi düz ve parlak saçlı, hafif çilli ve güleç yüzlü Zîlan, Botan’da başlattığı özgürlük serüvenini Dersim’de, yani ardılı olduğu Tanrıça Zîlan’ın diyarında sonlandırdı. Doludizgin yaşadığı yirmi beş yıla nice güzellikler, direnişler ve paylaşımlar sığdırdı. Ancak büyük bir umut ve heyecanla gittiği, hayallerini süsleyen Dersim’e doyamadan sonsuzluğa yol aldı. Dersim, yüreğine sığdıramadıklarının ardından gözyaşlarına boğulur ve bu yaşlar Munzur’un serin sularıyla Kürdistan’ın kutsal topraklarına akar.

***

Ve rüzgar, Zîlan’ın gülüşünü Dersim topraklarından alıp kadim Şengal topraklarına savurur. Bir halk özgürlüğünü, benliğini, güzelliğini ve iradesini yitirmesin diye savaşan ve mücadele eden, zafer iddiası ile yola çıkanlardandır Botan’ın güzel kızı Zîlan. Êzîdî halkının acılarını en derinden hisseder ve onların acılarına derman olmak için yüreğini ortaya koyar. Tıpkı ardılı olduğu Tanrıça Zîlan gibi o da yaşadığı her an dilinde intikam yeminiyle türküler söyler. Zîlan’ın Dersim’de söylemeye başladığı özgürlük türküsü, Şengal’de zafer türküsüne dönüşür.

***

Yüreği büyük, derya ve denizi kendinde taşıyan kadın. Rojhilat’ın güzelliğini gözlerinde ve yüreğinde taşıyarak yolculuğunu Dersîm’de, yani tanrıçalaşmanın, Zîlanlaşmanın diyarında sonlandırdı, Zîlan Rojhat. O, yaşadığı, nefes aldığı her an yüreğinde tanrıçasını ve onun yolunda ilerleyen yürekdaşı, yoldaşı ve kardeşi olan Rojhat’ı taşıdı. Onlarla yaşama anlam, anlama yaşam kattı. Onlardan aldığı güçle yaşamda güzelleşti, yaşamı güzelleştirdi.

***

“Ölüm ve yaşam arasındaki bağ birbirini anlamlandırmayla ifadesini bulur. Bizde ölüm olmadığı için ölüm korkusu da olmaz. Çünkü ölümü anlamlandıran yaşamlar olmuştur. Ve giden o yaşamların anıları olmuştur. En sevdiğimiz ve birlikte yaşadığımız insanlardan ayrılırken belki yüreklerimiz içten bir acıyla yansa da, onları anımsarken sanki onlarla her zaman, yaşamda yaşayan yoldaşlar gibi bakarız. Kendimizi onların yokluğuna ikna edemeyiz çoğu zaman. İşte bizde arkadaşlığı, yoldaşlığı güçlü kılan ilkedir, bizim sıkı sıkıya bağlı olduğumuz ilke.” Serhat’ın yiğit kızı, defterine not düştüğü bu sözlerle bizlere söylenebilecek başka bir söz bırakmıyor. Ve Zîlan Serhat da anlamlı yaşamın peşinde koşan bir maratoncu olarak sonsuzluğa gülümsüyor.

***

Gün kıskanır seni, güneş kıskanır gülüşünü. Kaç yürek barındırırsın o gülümseyen gözlerinde, kaç yaşam? Ağrı’nın yüceliği sinmiş yüreğine. Yüreğin bir volkan olmuş da Kürdistan’ın dört bucağına savrulmuş. Tıpkı ismin gibi. Yüreğin Zagros’un heybetiyle daha bir güzelleşmiş ve güzellik senin gözlerinde anlam bulmuş Zîlan Tendürek.

***

“Gerilla demek her şey demek. Gerilla birçok şey ifade ediyor. Birçok kişinin hayallerini süslüyor. Aslında gerilla demek umut demek, umut vermek, umut olmak demek. Bir de gerilla olmak, apayrı bir heyecan, bir yaşam felsefesi demek. Gerilla macera demek; deli dolu olmak, hep arayış halinde olmak demek. Gerillanın içinde bir de Zîlan olmak. Zîlan olmak, Ortadoğu ve Kürdistan gerçeğinde hakikate ulaşmanın, hakikat bilincine erişmenin yüceliği, neşesi ve ışığı olmak demek. Zîlan, bir düşünce, bir duygudur. Zîlan, bir sevda, bir ruhtur. Zîlan, bir yaşam tarzıdır, özgürlük sevdasıdır, insanlık abidesidir. Zîlan olmak, fedai olmak, özgür kadın olmak, yeşermek, filizlenmek ve bu yaşama aşık olmak demek; sonsuzlaşmayla yeni bir yaşamı inşa etmek demek.” 

Bu sözlerle 2014 yılında Garzan’da özgürlük saflarına katıldığı zaman her şeyi Zîlanca yaşamak için Zîlan adını almıştı. Zîlanca bir duruşa sahip olmak istediği için özgürlüğe olan yolculuğun her adımında “Zîlan, Zîlan” dedi. Mizgînlerin, Arjînlerin mekanında kahramanca savaşarak Zîlanlaştı. 

Gülüşün mevzilere girip düşmana indirilen darbeydi. Gülüşün rüzgardı, her yerde eserdi. Gülüşün bahardı, yüreklere çiçek açandı. Gülüşün Zîlancaydı…

***

Ve Zîlanlaşıyor yürekler.

Zîlan binleşerek çoğalıyor.

Zîlan özgürlük çığlığıyla binlerce doğuş yaratıyor.

Ve Zîlan kimdir diye soranlara, “Zîlan yaşam, anlam, hakikat, sevgi, özveri, kendin olmak, gülmek, yaşamın her anına kulaç açmaktır” diyor.

“Zîlan Kürdistan’ın bağrında binleşerek çoğalmaktır, çoğalarak zalimden hesap sormaktır” diyor.  BİTTİ


1256

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA