DİRENENİN güncesi: Unutmak ihanettir

Acaba ateşin etrafında oturup dalacak mıyız hayallere? Elimize bir çubuk alıp karıştırabilecek miyiz ateşi? Siyah çaydandan kıtlamayla beraber çay içebilecek miyiz? O mekanlarda bıraktığımız yoldaşlarla tekrar buluşabilecek miyiz? İşte şimdi bizi ayakta tutan, yoldaşlık bağının, sonsuzluk sevgisinin gerçekliği.

07 Haziran 2017 Çarşamba | Dizi

DİRENENİN güncesi / UMUT ŞERZAN

Asmin’in defterini bulduğum yerde çiçekler açtı şimdi.  Kobanê’de taşların, kayaların ve uzaktan bakınca bir kurak bozkırı andıran toprağın orta yerinde açan küçük sarı çiçeklerin arasında idi defter. Asmin gibi sarı, defter gibi küçük küçük, çiçekli araziydi. Sason’a da benzemesini istedim birden bu coğrafyanın; Asmin’in sevdiği gibi benzesin ama... Kobanê Sason olsun biraz, Sason biraz Kobanê; Asmin için, Asmin gibi..

Birlikte kaldığı arkadaşları geldiği andan beri defterini yanından ayırmadığını ama ne yazacağını da bilemediğini, birkaç gün yoğunlaşmak istediğini söylüyorlar.

80 sayfalık bir defterin 10 sayfasını doldurmuş; üzerinde Asmin’in yüzünü andıran çiçeklerle kaplı defterin. Araya karışan renkler, yeşil gözlerinin üzerine düşen sarı saçlarını andırıyor. 

“Unutmak ihanettir” yazıyor defterin girişinde. Çünkü defteri Kobanê’de yaşananların hatırlanması için yazmış Asmin. “Kobanê ile doldurmak istiyorum” dediği defterinin 10 sayfasında yazılanların her cümlesi, direnişe layık olma çabasıyla dolu.

Asmin, 15 Eylül 2014’te başlayan ve 134 günün her anına zafer darbeleri vuran Kobanê Direnişi’ne 77. gününde dahil olmuş. Sabotajcı olarak geldiği cephede militanlık ölçülerinin en zarif çizgilerini çizmiş; öyle naif ama bir o kadar keskince.

Bir kadına benzettiği Kobanê’yi 5 Aralık’ta anlatmaya başlıyor Asmin. Savaşın kent merkezinde yoğunlaştığı günler. Dewreş’in sevdası peşinde bir Adule olarak tanımladığı Kobanê’den kaleme aldığı ilk satırlar ise şöyle:


“Nereden başlamalı?

Uzun bir süredir yoğunlaşıyorum ama ne yazacağımı, nereden başlayacağımı pek bilemiyorum. 3 gündür efsaneleşen, yaklaşık 80 gündür dünyanın gündeminde olan Kobanê’deyim. Ondan kaynaklı geçmiş günleri bırakıp sadece Kobanê ile doldurmak istiyorum bu defteri. Geldiğim günden beri düşünüyorum da bu harabelerin içinde edebiyat olabilir mi? Ama bazı yaşanan hikayeler, destanlara taş çıkaran cinstendendir. Geldikten sonra bunu da anladım.”


Asmin, 5 Aralık tarihli notlarında, YPJ öncülüğünde dünyanın dört bir yanından kadınların Kürt kadınları öncülüğünde direnişe başladığı Kobanê’yi saçlarını okşayabileceği bir kadına benzetmiş. Aynı tarihte Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) Basın Merkezi Kobanê’deki son duruma ilişkin açıklama yaparak DAİŞ çetelerinin saldırı konumundan savunma pozisyonuna geçtiğini açıklamış ve Kobanê’nin doğu ve güney cephesinde çatışmaların şiddetlendiği belirtilmişti.


 “Kobanê anlatılır ama ne kadar karşısındaki anlar, o tartışmaya açık bir husus. Kobanê’de yaşamak lazım; Kobanê’ye dokunmak, onu hissetmek. Gözyaşlarının ıslaklığını hisseden ancak Kobanê’yi anlayabilir. Kobanê’yi anlamak için başını dizine koyman lazım, saçını okşadığında, parmakları saçında gezdikçe o kadar acısını, gözyaşını, çığlıklarını, feryadını ve isyanını anlayacaksın, onunla bütünleşeceksin.  Ama ne yazık ki anlamaktan ve anlaşılmaktan yoksun bir dünyada yaşıyoruz. Onun için Kobanê, dünya karşısında Aduleleşmiş durumda.”


Cephede yaralandığında yarana merhem olacak şeyin yine bir yoldaş olduğunu söyler direnişçiler. Yara aldığında ağızlardan çıkan ilk cümle “Heval” olur diyorlar. Her direnişçi, yaralı bir yoldaşın yarasına iyi gelsin diye kendi uzuvlarını vermeye bile hazırdır.  Asmin’i soruyorum yoldaşlarına: “İhtiyaç duyulan her yerde olmak için atom karınca gibi koşturur dururdu, mutlaka yapacak bir şey vardı, her an karşınıza çıkabilirdi.” 

10 Aralık 2014 tarihinde günlüğüne yansıyan notlarda yaralı bir yoldaşına ithafen yazmış Asmin:


“Şevbaş...

İçimde o kadar çok şey var ki inan boğulma tehlikesi yaşıyorum. Bugün o kadar farklı duygular yaşadım ki hangisini anlatacağımı bilemiyorum. Çalışma yürüteceğim cepheye gittim, bayan arkadaşlarla tanıştım, araziye, düşmana, mayınlara baktık. Bazı konularda Asmin arkadaşın çabalarını unutmam bana çok yardımcı oluyor ama ben onun için bir şey yapamıyorum. Yaralıdır ve çok farklı duygular yaşıyor. Bir şeyler yapamamak kadar kötü bir şey olamaz.”


Modern dönemlerde askıya alınan bir duygudan bahsediyor Asmin: YPG’nin Kobanê’nin güneyindeki Termik köyü yolunun denetimini ele geçirdiği 16 Aralık 2014 tarihli, şehit düşen yoldaşlarına yazdığı notlarında ‘vicdandan’ bahsediyor. Köyün çetelerden temizlenmesi esnasında büyük bir direniş sergiliyor savaşçılar. Gözünü kırpmadan canını feda etmeye Kobanê’ye gelen Asmin, en ön cephede yer almak için verdiği çabanın, ısrarın vicdandan geldiğini aktarıyor. Bütün sevdiklerinin saklı olduğu özgürlüğe erişmek için yapılan bir ısrar bu; en önde olmak, en önde göğüslemek için her şeyi.


“Vicdan. Uzun bir süredir aslında bana birçok şeyi yaptıran konumda vicdanım. Dayatmalarım, karşımdakileri kırmam, hepsi bu yüzdendi. Bir şeyler yapamamak kadar kötü bir şey olamaz.

Sizi çok özlüyorum, inan bazen özlem o kadar birikiyor ki boğulacak gibi oluyorum. Biliyor musun, sevdiklerini arkada bırakmak kadar kötü bir şey yok. Daha önce hep kalan olduğum için gitmenin daha kolay olduğunu zannediyordum. Hep beraber dinlediğimiz parçayı dinliyorum. Ama inanın yaptığınız bütün eleştirilere yoğunlaşıyordum, hala da yoğunlaşıyorum ve söz veriyorum benim pratiğim hakkında hiç kötü bir şey duymayacaksınız. Bazı konularda elimden gelenin fazlasını yapacağım. 

Ey özgürlük, seni çok sevdiğimi sanma. Bütün sevdiklerim sende olduğu için sana geliyorum.”


Yoldaşlık duygusunu hep güçlü kılmayı hedefleyen; sarı saçları, yeşil gözleri ile baharı taşıyan bir savaşçı Asmin. Özlem ve layık olma çabası arasında bir maratonu tamamlamak istercesine yükünü omuzlarken sonsuzluğu yoldaşlıkta arıyor yine, savaşın yakıcılığını hissettirdiği günlerde, 19 Aralık’ta Asmin’in kaleminden dile gelenler.


“Acaba ateşin etrafında oturup dalacak mıyız hayallere, elimize bir çubuk alıp karıştırabilecek miyiz ateşi? Siyah çaydandan kıtlamayla beraber çay içebilecek miyiz? Tekrardan buluşur muyuz hayallerimizin mekanları ile. O mekanlarda bıraktığımız yoldaşlarla tekrardan buluşabilecek miyiz? Bu şehirler o kadar boğuyor ki beni, bu savaş olmasaydı bir gün bile yaşanmaz. Amacımız uğrunadır, katlanılmaz o kadar çok şeye katlanıyoruz ki. Hiçbir şey eskisi olmayacak değil mi? Ne kadar acımasız bir gerçeklik değil mi?

Halbuki en sade yaşayan bizler değil miyiz? Peki niye bu kadar acımasız şeyler bizi buluyor. Bu kadar çelişkinin ortak yürüdüğü bir mekan ki....

 Yoldaşlık iki ayrı bedende taşınan iki asil ruhtu, işte şimdi bizi ayakta tutan, yoldaşlık bağının, sonsuzluk sevgisinin gerçekliğidir.”


Kabir azabının çekildiği anlardan biridir diyorlar, bir başka yoldaşın şehadet haberini vermek. Hissedilir, içine doğar ama dile gelmesinin dert olduğunu söylüyorlar. 2015 yılına girilirken savaşın hala devam ettiği, direnişçilerin Miştenûr Tepesi’ni özgürleştirmek için yürüdüğü günlerde, her biri çiçek narinliğinde olan kara gözlü çocuklardan biri daha uğurlandı yıldızlara, Asmin’in yanıbaşından. Kent merkezinde çatışmaların yoğunlaştığı günlerde, direnişçilerin denetimi altına giren alanlar çoğalırken yaşanan duygular öylesine güçlü ve öylesine yoğun ki, Asmin ne yazacağını, nasıl anlatacağını bilememiş, 16 Ocak 2015 tarihli notlarında. Gidenlerin ve kalanların arasında yaşadığı duygularını Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a duyduğu özlem ile perçinlemiş.


 “2015’in ilk yazısını senin için yazdım ve söz verdiğim gibi Sarya parçası ile beraber. Şu an acımasız Kobanê, ben, Fırat ve Sarya varız. Nereden başlayacağımı bilemiyorum, içim o kadar çok düğümle dolu ki. Gerçekten suçumuz Kürt olarak doğmak mı? Eğer buysa evet, ben de suçluyum. Niye bizden bu kadar korkuyorlar ki; dilimizden, kültürümüzden, özümüzden bizi uzak tutuyorlar.

Fırat yoldaş, insan kadar ilginç bir yaratık yok. Bazı yoğunluklardan kaynaklı biraz geç oldu yazmam ama bugün o kadar farklı duygular yaşadım ki. Bizim birimde bir arkadaş şehit düştü. Genç ve çok zeki bir Kobanê kızıydı. Bütün arkadaşları çok etkilendi. Şu anda benle bir Kobanêli arkadaş oturuyoruz, gecenin 2’si. Ona söylemedik, durumunu tahmin edemiyoruz, çok etkilenir, onu toparlayamayız. Şimdi bana ne diyor biliyor musun? ‘Heval Asmin ben hissediyorum, tanıdığım sevdiğim birine bir şey olmuş.’ Ama ben bir şey söyleyemiyorum. O kadar içim yanıyor ki anlatamıyorum. Ben yazımı bitirdikten sonra ona vereceğim defteri. O da yazsın. Büyük ihtimalle Arapça yazar. Onun için defteri ona veriyorum. 

Bu sefer sıra kimde diye bekliyoruz. 

Ayrıca bugün benim için çok farklı anlamlar içeren bir yol arkadaşım beni aradı. 

Özgür yarınlarda Önderlikle Amed’de buluşmak dileğiyle, şevbaş.”


26 Ocak’ta Kobanê merkezinin tamamen özgürleştirilmesi ardından direnişçiler, yarattıkları zaferi Kobanê’ye bağlı köylere de özgürlük taşıyarak tamamlamaya yürüdüler. Asmin, direnişin özgürce sonuç verdiği Kobanê’de köylerdeki operasyonlar için hazırlanırken şehit düşen yoldaşların anısını yol arkadaşı yapmış kendine. Şehit yoldaşları için hissettiklerinin ağırlığından artık yazamayacağını aktarmış günlüğündeki 8 Şubat 2015 tarihli notlarında.


“Nedir bizi ayakta tutan şey diye birçok kez düşünmüyor değilim. Şaşırıyorum bazen yanımda kopan kahkalara bazen de kıskanıyorum, her şeye rağmen gülücüklerin arkadaşlardan kaybolmadığını görmek bile birçok umut yaratıyor, yarım kalan yanımızı az da olsa avutuyor. Birçok kez ortamdan soyutlanıyorum, beynimi bazen patlayacak gibi hissediyorum ve öylece yorgun bitkin düşüyorum; düşünsem olmuyor, ne yaptım, ne yapacağım, ne olacak diye o kadar düşünüyorum ki. Gene bilinmezliklerle yüz yüzeyim. Halen inanmadığım, kabullenmediğim o kadar çok şehadet var ki. Artık Kobanê’de kimseyi tanımak, değer vermek istemiyorum. Gözlerimi kapatamıyorum, Heval Rojîn kendine özgü ses tonu ve şirinliği ile ‘Heval Asmin’ diye beni çağırıyor. Heval Numan tüm samimiyeti ve minnettarlığı ile durumumu soruyor. Öyle bir yerdeyim ki, kimseden yardım, destek beklemiyorum. Çünkü yaşayan birçok arkadaş o kadar çok şey yaşamışlar ki, dinlemek bile yürek ister. Gene içim dolu bırakacağım burada yazıyı.”


2019 yılında Batman’da başlayan kendini bilme yolculuğu, 26 Şubat 2015 tarihinde Kobanê’nin Bexdike köyünde başka bir evrende seyretmek üzere son bulur Asmin’in. Her bir satırını Kobanê ile doldurmak istediği günlüğünde Asmin’in dilinden yansıyanlar, defterin arasına sıkıştırdığı sarı çiçeklerin yaprakları kadar taze. Bir yanı kurumaya yüz tutarken bir yanı yeşil kalan bu çiçekler kadar inatçı direnişçinin satırlarında sarı saçları ile gittiği her yere güneşin ışınlarını taşıyan Adulê’nin efsununa bakınıyorum.



Asmin Sason (Mizgin Onar) 

Doğum Yeri: Batman/Sason

Doğum Tarihi:1992

Şehadet: Kobanê Bexdike Köyü / 26 Şubat 2015




2451

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA