Newroz şehidi Zekiye Alkan’ı ablası anlattı... Yüreğimiz acısa da başımız dik

Mazlum Doğan’ın ardılı, tıp fakültesi son sınıf öğrencisiyken Amed surlarında bedenini Newrozlaştıran Zekiye Alkan’ın Berlin’de yaşayan ablası Adalet Alkan: “Bodrumlarda yakılan canlar, hepsi de Zekiye değil mi? Bu kadar anne, baba, kardeş nasıl yanıyorlar? Biz de öyleyiz. Kızkardeşim onurlu bir yola kendini feda etti. Asla yanlış bir yol demedik, demeyiz de. Onunla her zaman gurur duyduk ve bu sonsuza dek öyle devam edecek. Yüreğimiz acısa da başımız her zaman diktir.

13 Nisan 2017 Perşembe | Kadın

YEKO ARDIL / BERLİN 


Adalet Alkan, 21 Mart 1990 tarihinde Amed surlarında bedenini Newroz ateşi yapan Zekiye Alkan’ın ablası. 70’lerden bu yana Almanya’da yaşıyor. Kendisiyle Berlin’de bazen de Berlin dışındaki çeşitli etkinliklerde karşılaşıyoruz. En son Frankfurt Newrozu’nda ve şimdi de referandumda müşahit olarak görev yaptığı Berlin’de birlikteyiz. Zekiye’nin tarihi eyleminden 27 yıl sonra evine konuk olduğumuz Adalet Kalkan, konuşması boyunca kardeşiyle gurur duyduğunu sık sık dile getiriyor. Evlerinin duvarında Zekiye Alkan’ın çocukluğundan gençliğine farklı dönemlerde çekilmiş fotoğraflarının yanısıra Zekiye’nin eylemini sembolize eden bir resim dikkat çekiyor. “Amed Burçları’nda Yanan Kadın” kabartmasını Fransa’da katledilen PKK’nin kurucularından Sakine Cansız kendilerine hediye etmiş. “Ben PKK’yi kardeşimden öğrendim” diyen Adalet Alkan, “Mazlumların, Zekiyelerin yaktığı ateş, şimdi Newrozlarda milyonlar tarafından büyütülüyor” diyor. Kardeşini anlatırken zaman zaman zorlanan ve duygusallaşan Adalet Alkan anlattıklarıyla da tarihe ışık tutuyor. 


Zekiye’yi sizden dinleyelim. Siyasetle, Kürt hareketiyle nasıl tanıştı?

Ben onu nasıl anlatsam ki? Zekiye, 25 Şubat 1965 doğumlu. Bir yönüyle bir çiftçi, bir bêrîvandı (süt sağan kadın). Hem kadındı hem erkek. Kadınlığın hassasiyeti çok ön plandaydı. Erkekten de daha güçlü bir insandı. 81’de izne gitmiştim. Erzincan’da sabah kalkar inekleri sağardı. Yağı bile yapar sonra okula giderdi. Yaylaya bile giderdi, yapmadığı iş yoktu. Biz aslen Gümüşhane Kelkitliyiz. 72 yılından 83’e kadar Zekiye Erzincan’da kaldı. Sonra İzmir’e taşındık. İzmir’de çalışmadı. Sınavlara girdi, ilk önce öğretmenliği kazandı ama kabul etmedi. Tıp’ı tercih etti. Amed’e gitti. Türkiye genel sıralamasında 18’inci sıradaydı, çok başarılıydı.

Zekiye, Erzincan’da Türk solu ile ilişkiliydi. Daha çok Devrimci Yol çevresinde yer alıyordu. Daha sonra İzmir’de lisede de devam etti. Üniversiteye gittikten sonra Amed’de PKK ile ilişkiye geçtiğini tahmin ediyoruz. Eylemini gerçekleştirdiğinde 25 yaşındaydı. Eyleminden sonra onu hemen apar topar alıp Ankara’ya getiriyorlar. Amedli sanıyorlar, orada kalırsa olaylar çıkabilir diye düşünüyorlar muhtemelen. 


Kardeşiniz Kürt ulusal devriminin tarihsel bir figürüne dönüştü. Siz ondaki değişiklikleri aile olarak fark edebildiniz mi? 

Ben sadece izinlerde görüyordum. Kendim duymadım ama diğerlerine anlatıyormuş. Türkiye solundan bazı arkadaşlarla tartışırken; ‘Sizin suyunuz varsa bizim de petrolümüz var. Kürdistan çok zengin bir ülke’ diyormuş. Kızkardeşim, ‘Zekiye ne petrolü, nereden çıktı bu konu’ diye sormuş. O da ‘Niye Kürdistan’da petrol yok mu, bizim zenginliğimizdir’ demiş. 

Amed’deki köy ablukaları, kadınlara yapılan işkencelerden bahsetmiş. Askerler köyleri ablukaya alıyor, bebekleri kadınlara verip ‘alın emzirin’ diyorlarmış. Kadınlar tam emzirince de bebekleri geri çekip, ’bunlar da büyüyünce terörist olacak’ diyerek işkence ediyorlarmış. Zekiye, ben bunları gördüm diye anlatmış. O bir kitapta da anlatılıyor. Hatta yazan, ‘Zekiye bana kendi anlattı’ diye yazmış. 

Bir dönem benden para istemişti. Arkadaşlarla topladık, yolladık. Cezaevindeki tutsaklara ilaç alıyormuş. Bu da siyasi ilişkilerini ispatlıyor. Ben eyleminden sonra Kürt hareketiyle ilişkisini öğrendim.


Siz eyleminden sonra kendisini görebildiniz mi?

Ben o zaman Almanya’daydım, buradan gittim. 21 Mart’ta eylemini yaptı, 30 Mart sabahına kadar yaşadı ama ben konuşmasına yetişemedim. Boğazını delmişlerdi. Konuşamadık. Bence konuşmasın diye deldiler boğazını. Benden önce avukat olan kardeşimi çağırmış, ablam, annem, babam ve diğerleri ile konuşmuş. “Yaptığım eylem tamamen bireyseldir, kimseden bir talimat almadım. Türkiye ve Kürdistan’daki baskı ve zulmü protesto etmek istedim” diye konuşmuş. Mazlum Doğan’dan bahsetmiş. Bir de “Ateş sadece çalı çırpı ile yanmaz insan bedeni ile de yanar” demiş. Ailemizin hepsi oradaymış. Hepsi de şahittir.


Şehadeti nasıl oldu, o zaman neler yaşandı?

Ayın 30’u çarşamba günüydü, Hatayi kardeşimin evinde kalıyorduk. Annem dedi ki, “Kalkın gidelim, cenazemizi alıp götürelim”. “Ne diyorsun anne” dedim. “Zekiye bugün öldü” dedi. Bilemiyorum annem nasıl hissetti. Kalktık, ailece gittik. Bizden 4 bin liralık ilaç istemişlerdi. Bize ‘öğrenci belgesini getirin’ dediler. Babamlar Amed’e uçtu, bizden de ilaç istiyorlar. Annem aldırmadı. “Bunlar bize oyun oynuyor, ne ilacı” dedi. Bir gazeteci kadın vardı; MİT miydi neydi, tam anlamadım. Belki de MİT’tendi. Annem polise “Muradınız oldu mu? Öldürdünüz kızımı” dedi. 

Polis anneme hakaret etti, ‘o…’ dedi. Annem çok güçlü bir kadındı, yumrukla suratına vurdu ve duvara yapıştırdı. “O sizsiniz” dedi. Başhekimin odasına indim. Gidemiyorum, kendimi kaybetmişim, yolu bulamıyorum. Çıktığımda yaşlı bir dede geldi. “Ben Alevi’yim, dedeyim. Gel ben seni götüreyim” dedi, gittik. Annem ağlıyor bağırıyor. “Zekiye’yi götürdüler, vermiyorlar” dedi. “Amed’e göndereceğiz” dediler. “Biz Amedli değiliz, Gümüşhane Kelkitliyiz, İzmir’de kalıyoruz” dedik. Çok çektik o gün.

Son halleri, hastanedeki durum nedeniyle uzun zaman travmalar yaşadım. Özellikle ben çok etkisinde kaldım. 


Eylem günü 21 Mart Newroz günü. Polis kutlamayı engellemek için saldırmış. Zekiye ise kendini hazırlamış. Siyah elbise ile bir fotoğraf çekilmiş. Eylemi anını gören ya da sloganlarını duyan olmuş mu?

Yaşlı bir adam epeyce anlatmıştı. Aslında avukat olan kardeşim gitti, araştırdı. Eylem yerine kadar gidiyor ve bazılarıyla konuşuyor. Yaşlı adam oraları temizliyormuş. Her şeyi görmüş. Ben çok etraflı bilemiyorum. 


Tıp fakültesi son sınıfta olan bir insan böyle bir eylem yapıyor ve ardından konuşan, anlatan arkadaşları da yok öyle mi?

Bir kişi vardı. Hayri Kozakçıoğlu’nun yakınıymış. Zekiye onunla aynı evde de kalmış. Hatta kanımca o kişi bilinçli kalmış kardeşimle. O kız babamlara gelmiş, annemlerle konuşmuş. 

Ben onu sağ gördüm ama konuşamadım. Ellerini, yanan ellerini gösterdi. Yüzü tertemizdi. Yüzünde yanık yoktu ama vücudu yüzde 95 yanmıştı. Ben iyileşeceksin dedim, geldim seni Almanya’ya götüreceğim dedim. Polisler izin vermiyordu zaten, içeri zorla girmiştim. Yaşamını yitirmeden bir gün önce de amcamızın oğlu Gürsel’le gittik. Gürsel’i çok severdi. Sedyede yüzü bize dönüktü. Gürsel’i görünce çok heyecanlandı. Daha sonra görmedim. Ama arkadaşlarını kardeşlerim biliyor. Onlar Türkiye de oldukları için görüşebildiler. Zaman zaman bu konuda çıkan haberler de var.


Almanya’ya hiç geldi mi?

Ben 41 yıldır buradayım. Beni en çok yakan da o ya. Hiç gelmedi yanıma. O da bir ara çok istedi, annem bırakmadı. Annem, ‘oraya gelirse okulunu bırakır’ dedi. 


Zekiye’nin eylemine kadar PKK’yi biliyor muydunuz?

Ben bilmiyordum. Türkiye devrimcilerinden tanıdıklarımız vardı. Zekiye’den sonra Kürt meselesini ve PKK’yi öğrendik. Eşim 74’ten bu yana TİKKO, Partizan’la ilişkiliydi. Yürüyüşlere katılırdık. Daha sonra cunta oldu, hareketler söndü. PKK çıktı ama ben onu Zekiye’den öğrendim.


Zekiye bir sembol oldu. Silêmanî’de ve birçok yerde heykelleri var, bir özgürlük sembolü olarak anılıyor. Neler hissediyorsunuz?

Şu milyonlar var ya, bodrumlarda yakılan canlar, hepsi de Zekiye değil mi? Bu kadar anne, baba, kardeş nasıl yanıyorsa biz de öyleyiz. Kızkardeşim onurlu bir yola kendini feda etti. Asla yanlış bir yol demedik, demeyiz de. Onunla her zaman gurur duyduk ve bu sonsuza dek de öyle devam edecek. Pir Sultan, Mazlum Doğan, Dörtler nasıl ki kuşaktan kuşağa yaşatılıyorsa o da öyle yaşayacaktır. Biz de gücümüzün yettiği kadar ona layık olmaya çalışacağız. Onun adını taşıdığım için gurur duyuyorum. Ailemizin hepsi de aynı görüşte. Yüreğimiz acısa da başımız her zaman diktir. İlk Newroz kadın şehidi Zekiye’dir. Kızkardeşim Süleymaniye’ye gitmişti bir grup kadınla. Öğrenciler ablamın boynuna sarılıp ağlaşmışlar. 

Geçen diş doktoruna gittim, Rojavalı kadın bir doktor, eşi ile birlikte çalışıyor. Tesadüfen gittim. Onlara bilet de verdim. Tanımak istediler. Ben de Zekiye Alkan’ın ablasıyım dedim. Hemen eşini çağırdı. Boynuma sarıldılar ve burası senin de yerin. Ne emrin varsa söyle dediler. Bir fayda beklemiyorum sadece tanıyasınız diye söyledim dedim. Bir şey beklemem tabii ki ama olayın onursal bir yanı var ve bu da bence çok önemli.


Çocuklarınız, Zekiye’nin ardından gelen kuşak onun için ne düşünüyor? 

Onlar da teyzelerini çok seviyorlardı. Karşı değiller. “Neden öyle yaptı” diyeni duymadım. Küçük oğlumun bir kızı oldu. Çocuğun adını ne koyacaksınız dedim, söylemediler. Sonra doğunca “Anne teyzemin adını koyacağız, ne diyorsun?” dediler. Dayısının kızının adı da Zekiye Deniz. Zekiye’nin de iki ismi vardı, Zekiye Cahide. Cahide ismini çok seviyordu. Bazen annem Zekiye diye çağırdığında cevap vermezdi. Cahide deyince dönerdi. Torumun adı sonunda İlayda Cahide oldu. 


Son olarak bir mesajınız, bir çağrınız var mı?

Onlar bize birer okul oldu, ders verdiler. Kendimizi tanıdık, çocuklarımıza sahip çıktık. Onların yolunda ve onlara layık olarak yetiştirmeye çalıştık. Aktif değiller ama sempati duyuyorlar, seviyorlar. Benim çalışmalarıma da karşı değiller. Kızım Perulu biriyle evli. Ta orada “Ben Kürt’üm” diye kendini tanıtıyor. Kızım Peru’ya gideceğim dediğinde karşı çıkmıştım. O gece çok sıkıntılı uyudum. Zekiye rüyama geldi, “Abla engel olma, hiçbir şey olmaz dedi”. Sabah kızıma ‘gidebilirsin’ dedim. Ne oldu, ne bu değişiklik deyince anlattım. Zekiye bana çok cesaret verdi. Büyük oğlumun da deli dolu zamanlarıydı. Aynı durumda yine rüyama geldi, “Onu rahat bırak, hiç bir şey olmaz” dedi. Gerçekten de hiçbir şey olmadı. 


Zekiye’nin amacı gerçekleşti

Veli Alkan, Adalet ablanın eşi aynı zamanda amca çocuğu. Sohbetimizde o da vardı. Zaman zaman bazı kısımlara katkı yaptı. Onun da söyleyecekleri vardı: “Benim hafızamda hep o sevimli ama aynı zamanda aslan gibi bir kız çocuğu kaldı. O cevheri insan fark edebiliyordu. Ben ona Partizan’ı anlatıyordum. Fikirlerimiz uyuşuyordu, hep kızgın ve radikaldi. Amed’den sonra da göremedim. Cenazesine de gidemedim. Çocuklar çok ufaktı. Bence Zekiye’nin amacı gerçekleşti. Şu an milyonlar onların yolunda yürüyor. Bizim içinde gurur kaynağıdır. 



1024

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA