İnsan evriminin gelecekteki 10 muhtemel yolu

İnsan ne birden bire ortaya çıktı ne de bir aşamadan sonra hep aynı kaldı. Dünya üzerindeki tüm canlılar gibi insanlar da tür olarak sürekli evrim halinde. Her ne kadar medeniyetimiz insan türü üzerindeki evrimin bariz etkilerini gözlemleyecek kadar eski olmasa da bilim insanları önümüzdeki 200 bin sene içinde insan türünün uğrayacağı evrimin yapacağı muhtemel etkileri hesapladı. İşte onlardan öne çıkan 10’u.

04 Mart 2017 Cumartesi | Toplum-Yaşam

HAZIRLAYAN: DOĞAN BARIŞ ABBASOĞLU


İnsan ne birden bire ortaya çıktı ne de bir aşamadan sonra hep aynı kaldı. Dünya üzerindeki tüm canlılar gibi insanlar da tür olarak sürekli evrim halinde. Her ne kadar medeniyetimiz insan türü üzerindeki evrimin bariz etkilerini gözlemleyecek kadar eski olmasa da bilim insanları önümüzdeki 200 bin sene içinde insan türünün uğrayacağı evrimin yapacağı muhtemel etkileri hesapladı. İşte onlardan öne çıkan 10’u. 



(1) Tek dünya halkı: Mono etnisite


Bir dünya düşünün ki bugün ulus devletin temelini oluşturan sosyo-kültürel ve ekonomik öğelerden bağımsız ve onun oluşturduğu tüm suni sınırları anlamsızlaştıran bir toplumsal yapıya sahip. Bilim insanları günümüzde yavaş yavaş egemen olmaya başlayan küreselleşen dünyada ırkların, milletlerin ortadan kalacağını ve mono etnisiteli bir dünyanın ortaya çıkacağını düşünüyor. 

Modern toplumun en temel bileşenlerinden biri olarak görülen çok kültürlülüğün insanlığa önümüzdeki onbinyıllarda egemen olacağı ve zamanla ırkların, milletlerin önemini tamamen kaybedeceği düşünülüyor. 

Yapılan araştırmalara göre bu türün daha koyu bir cildi, daha uzun ve ince bir vücut yapısı olacak ve gözleri oldukça büyük olacak. 


(2) Bağışıklık sistemimiz giderek zayıflayacak


İnsanların ortalama yaşam süresi son yüzyılda neredeyse 20 yıl daha uzadı. Bununla birlikte insanların yaşam kalitesi de tıptaki gelişmeler ile birlikte ciddi bir artış göstermiş durumda. Peki bunu sağlayan modern tıbbın uzun vadedeki etkileri neler olabilir?

Bilim insanlarına göre insan bir tür olarak giderek daha fazla dışardan aldığı ilaçlar ve hormonlara bağlanıyor. Geçmişte bağışıklık sistemi zayıf olan insanlar, hormonel dengesizlik taşıyanlar doğal seleksiyon sonucu kayboluyor ve bu genlerin gelecek nesillere aktarılması engelleniyordu. Ama günümüzde tıbbi müdahaleler sonucu bir anlamda insanlara bir tür olarak zararlı olan genler korunuyor. 

Bilim insanları on binlerce yıl sonra insanların vücutlarının hiçbir hormonu üretmediği ve tamamen dışarıdan hormon takviyelerine bağlı olduğu bir durumun gelişebileceğini hesaplıyor. 


(3) Cılız, çelimsiz, sümsük; Evet geleceğin insanından bahsediyoruz


Anatomik olarak modern insan yaklaşık 200 bin yılı aşkın bir süreden bu yana ağırlıklı olarak kas gücünü kullanmak zorunda kaldı. Günümüzde ise giderek teknolojiye dayanan insan artık eskisi kadar “gelişmiş” bir vücuda ihtiyaç duymayacak. Ve her ne kadar her sokak başına spor salonları açılsa da giderek insanların daha zayıf ve çelimsiz olacağı düşünülüyor. Sümsüklük de tembelliğin ulaştığı son nokta olacak. 

Eğer insanlar olur da dünyayı terk edip başka gezegenlere uzun yolculuklara çıkarsa kuşaklar sürecek olan uzay yolculuklarının sonunda da kasları büyük ölçüde güçsüzleşmiş ve adeta yeni bir türü andıran insan yeni bir yaşam macerasına atılacak. 


(4) Bize tepeden bakacak olan ardıllarımız: Daha zeki değil daha uzun!


Özellikle son iki yüzyıl içinde insanların ortalama boyu hızla artış gösterdi. Sadece son 150 yıl içinde insanların boyu ortalama olarak 10 santim daha uzadı. 

Bunun en temel nedeni şüphesiz ki beslenme. Birçok gıda çeşidi bizden önce gelenlerin hayal dahi edemeyeceği bolluk ve ucuzlukta önümüze geliyor. Bunun üstüne gelişme çağında beslenip geçmişteki insanlara oranla daha az enerji harcamamız daha uzun boylu olmamızı sağlıyor.  


(5) Tüysüz bir gelecek


Günümüzde insanların önemli bir bölümü birçok farklı etmen sonucunda vücut tüylerinden arınmış durumda. Bilim insanları bu trendin gelecek kuşaklarda da devam edeceğini ve insanlık tarihi göz önüne alındığında yakın bir gelecekte tüm insan türünün tüylerinden arınacağını düşünüyor. Kadınlarda bu sürecin çok daha hızlı işleyeceği düşünülürken erkeklerde ise biraz daha zaman alacak. 


(6) Beynimizdeki bağlantılar yeniden tanımlanacak


Teknoloji çoktan bizim hafızamızın işleme şeklini değiştirmiş durumda. Teknoloji ile birlikte görsellerle bilgi hatırlanmaya başlandı. Geçmiş insanlar sürekli görsel bilgi bombardımanı ile beslenmediklerinden bilginin kendisini hatırlamak durumundaydı. 

Bununla birlikte insanlar soruların çözümlerini hatırlama ya da bizzat soruyu çözmeye çalışmayı değil cevabı arayıp cevaba direkt ulaşma yolunu artan bir şekilde tercih ediyor. 

Bilim insanlarına göre beynimiz yaşam değişikliklerine en çabuk uyum gösteren organ. Teknoloji daha da geliştikçe beynimiz yeni duruma ayak uyduracak. Bazılarına göre hafızamız çok daha güçsüz olacak. Hatta bazı noktalarda dijital eklerle desteklenmek zorunda kalacak. 


(7) Daha küçük dişler


Çenemizde en yakın gelecekte görülecek olan değişiklik 20 yaş dişinin artık tarihe karışması olacak. Modern insanlar için gereksiz olan 20 yaş dişi şu anda dahi bazı etnik gruplarda görülmemeye başladı. 

Bundan bağımsız olarak bilim insanları dişlerimizin giderek küçüleceğini düşünüyor. İnsanın evriminde sürekli olarak dişlerimiz küçüldü. 100 bin yıl önce modern insanların dişleri günümüzün iki katı büyüklüğündeydi. 

Bilim insanları bu trendin önümüzdeki binyıllarda da sürmesini bekliyor.


(8) Ayak parmaklarına veda


Atalarımız iki ayaklarının üzerine doğrulmadan önce ayak parmakları aynı el parmakları gibi fonksiyonlara sahipti. Daha az tırmanmaya ve daha çok yürümeye başlamamızla birlikte ayak parmakları küçülmeye başladı. 

Günümüzde tüm işaretler ayak serçe parmağımıza veda edeceğimizi gösteriyor. Başparmağımız ve diğer parmaklarımız günümüzde denge için fonksiyonel durumdayken serçe parmağımız ise hiçbir işe yaramıyor. 

Bilim insanları bu nedenle gelecekte insanların dört ayak parmaklı olacağını düşünüyor. 


9) Daha geniş / daha küçük kafatası hacmi


Bilim insanları, insan evriminin kafatası hacmini nasıl etkileyeceği konusunda ikiye bölünmüş durumda. 

Birinci ekip, yani kafatası hacminin daha küçük olacağını savunan kesim, insanların kafasının daha büyümesinin mümkün olmadığını düşünüyor. Çünkü daha geniş bir kafa doğal bir doğumu neredeyse imkansız hale getiriyor. 

İkinci ekip ise, birinci ekibin sezaryan denilen olgudan haberi olmadığını düşünüyor. Artık sezaryan çok daha yaygın bir şekilde uygulanıyor ve bebeğin kafasının annenin rahim kanalından geçmesinin mümkün olmadığı durumlarda kullanılabiliyor. 


(10) Kendi evriminin patronu kendin ol!


İnsanlar gelecekte genetik teknolojisinin de yardımıyla kendi evrimlerinin patronu kendileri olabilir. Örneğin biyonik organlar ya da gen seleksiyonu yöntemiyle ebeveynler çocuklarının neye benzeyeceğini tayin edebilir. Genelde toplumsal estetik ölçüleri biz uzlaşma gösterdiği için bunun insan evrimi üzerindeki etkileri yıkıcı da olabilir. 

Bazı karamsar bilim insanlarına göre bu durum insanlığın tüm izlerinin silinmesine neden olabileceği tehlikeli bir gelişme iken kimileri de insan genlerinin bugüne kadar getirdiği tüm hastalıklardan insan soyunu arındırarak büyük bir gelişme yaratacağını düşünüyor. 


***




Filler en az uyuyan memeliler



Dünyadaki tüm canlılar için uyku vazgeçilmez bir metabolik faaliyet. Özellikle memeliler için yetersiz uykunun son derece ciddi sonuçları ortaya çıkabiliyor. 

Bilim insanları yaptıkları araştırmada dünya üzerindeki memeliler arasında en az uyuyanının filler olduğunu tespit etti. Araştırmanın sonuçlarına göre doğadaki bir fil günde sadece iki saat uyuyor. 

Daha önce yapılan çalışmalarda esaret altındaki fillerin 3 ila 7 saat uyudukları tespit edilmişti. Doğadaki fillerin yemek bulma ve diğer yırtıcılar ve fil sürülerinin yarattığı gerginlik nedeniyle daha az uyudukları düşünülüyor. 

İnsan dışındaki canlıların uykuda olup olmadığını anlamak için beyindeki elektrik akımlarının ölçülmesi gerekiyor. Bu metot filler mümkün değil. Fillerin kalın kafatası kemiklerinden içerdeki cılız sayılabilecek akımlar tespit edilemiyor. Bilim insanları da bu nedenle filler üzerindeki araştırmalarında hareket sensörlerini kullanmak zorunda kalıyor. 

Fillerin en çok hareket eden uzuvları hortumları. Fillerin hortumları uyanıkken hemen hemen hiçbir zaman hareketsiz kalmıyor. 5 dakikadan fazla hortumun hareketsiz kaldığı durumlarda fil uykuda kabul ediliyor. 

ABDli bilim insanlarından oluşan bir ekibin 35 gün boyunca bir fil sürüsü üzerinde hiç durmadan gerçekleştirdiği gözlemlerde fillerin günde en fazla 2 saat uyudukları tespit edildi. Filler günlük uykularına genelde gece saat 01 ile 06 arasındaki zaman diliminde dalıyor. 

Bu süre içinde fillerin bazılarının 48 saat hiç uyumadığı dönemler oldu. Ancak bunun ekstra bir yorgunluğa yol açtığına, bu döneminden sonra fillerin biraz daha uzun uyuduğuna dair herhangi bir bulguya rastlanmadı. 

Filleri bu ölçümle birlikte memeliler dünyasının en az uyuyan türü olarak kayda geçti. Filleri günde sadece üç saat uyuyan atlar izliyor. 


2636

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA