Reşeba filmi ve ötesi

Son dönemin çok tartışılan filmi Reşeba’nın yapımcısı Mehmet Aktaş, ‘bazı çevrelerin’ yaydığı iddialara ilişkin yazdı.

27 Eylül 2016 Salı | Kültür-Sanat

‘Reşeba’ filmi üzerine Kürt ve Ezidi kamuoyunda yapılan tartışmalar dünya sinema tarihine geçebilecek cinsten. Çünkü ilk defa kimsenin görmediği bir film hakkında bu kadar çok konuşuldu, yorum yapıldı; Facebook sayfalarında film için yeni ‘senaryolar’ yazıldı. İnsanlar, kafalarında senaryoya göre ‘Reşeba’yı eleştirdi veya övdü.

Bu süreçte herkes, ‘yaralı’, ‘mazlum’, ‘yoksul’ bir toplumun duygularının nasıl sömürülebileceğine, siyasi çıkarlara nasıl feda edilebileceğine tanıklık etti aslında.

Evet, sosyologlara, sinema ve medya tarihçilerine bolca malzeme birikti.


İsmail Murad’ın gerçek niyeti

Aslında ‘Reşeba’nın tanıtım filmi sosyal medyada ilk paylaşıldığında, bir gün içinde ‘on binlerce beğeni’ toplamıştı. Sinemaseverler merakla filmin ne zaman gösterime gireceğini soruyordu. DAİŞ terörü ve Ezidiler hakkında ilk film olma özelliğini de taşıyan Reşeba, merakla bekleniyordu. Reşeba’yi savaş ortamında çekmeyi başaran yönetmen Hüseyin Hassan, Kürt sinemasının mihenk taşlarından sayılabilecek bir isimdir.

Filmin ardından karşı kampanyayı başlatan ilk isim ise, ‘Yezdan’ isimli bir Ezidi derneğinin başkanı olan İsmail Murad oldu. Amerika’da yaşayan Murad’ın iddiasına göre Reşeba, Ezidilerin gerçeklerini yansıtmıyordu. Oysa filmi görmemişti, yalnızca ‘trailer’ izlemişti. Onun yaydığı yalana göre filmde, DAİŞ‘ten kurtulan bir Ezidi kızı, ailesi tarafından öldürülüyordu. 

Bu iddialar sosyal medyada hızla yayıldı. Kürt medyasında da ‘Reşeba’ hakkında son derece ‘provokatif’, ‘bilgi kirliliğine dayalı’ yayınlar yapıldı. Oysa Reşeba’da böyle bir sahne yoktu. Aksine filmde ailesi ve Ezidi nişanlısı, kıza sonuna kadar sahip çıkıyordu. Hatta nişanlısı, ona ulaşmak için iki defa hayatını tehlikeye atıyordu.

Şimdi anlaşılıyor ki, Yezdan grubunun niyeti başkaydı. Onların reklama, Ezidi toplumu içinde karışıklık yaratmaya ihtiyacı vardı. Politik hedefleri de açıktı: Ezidileri Kürt halkından ayırmak. Oysa Reşeba filminde Ezidiler, Kürtler ile aynı halk olarak yansıtılmış, bu yön özellikle vurgulanmıştı. İşte İsmail Murad’ı esas rahatsız eden de buydu.


Islah Partisi de katıldı

Bu kampanyaya başlangıçta destek veren bir başka Ezidi çevresi de Baas kökenli ‘Islah Partisi’ oldu. Saddam’a uzun yıllar hizmet etmiş bir gelenekten gelen bu parti, bugün hala Kürt düşmanlığıyla tanınıyor. Ezidilerin Kürt değil Arap olduğunu savunan bu partinin Ezidi taraftarları, Arapça’yı ‘anadili’ olarak kabul ediyor. Bu iki grubun etkisindeki Nadya Murad, bu nedenle konuşmalarını Arapça yapıyor. Birleşmiş Milletler İyi Niyet Elçisi seçilen Murad, Kürt kimliğini gizliyor, Kürdistan kelimesini dahi kullanmaktan çekiniyor.

Bir filme değil ‘bir filmin reklamına’ karşı yapılan bu antipropagandaya başka Ezidi çevreleri de katıldı. Mazlum, yaralı Ezidilerin yaralarından yararlanmak isteyen ‘gizli eller’, harekete geçmişti bir kere! DAİŞ‘li teröristlerin Ezidilere yaptığı vahşeti dünyaya gösterecek bir filmi karalama kampanyasına destek veren ya da sessiz kalanlar için parti çıkarları, bu olayda da ön plandaydı.

Filmin Duhok Uluslararası Film Festivali’nde gösterimi sırasında da karışıklık çıkarıldı. Öyle ki, filmi izleyen yabancı sinemacı ve konuklar, salonu Selefi İslamcıların bastığını zannetti. Çünkü Reşeba filmini izleyenler, sosyal medyada yayılan iddiaların yalan olduğunu görmüştü; salonu basanlar, filmi hiç görmeyenlerdi.

Ertesi gün filmin yönetmeni Huseyin Hassan, Duhok’ta bir kahraman gibi karşılandı. Bu defa da Kürt düşmanları, Müslüman bir yönetmenin Ezidilerle ilgili bir film yapamayacağı fikrini yaymaya çalıştılar.


Reşeba’nın gerçek konusu Peki gerçekte Reşeba’nın konusu neydi?

Filmde iki nişanlı Ezidi gencin hikayesi var. Reko, nişanlısı Pero DAİŞ’e esir düşünce onu bulmak için kendini büyük tehlikelere atar. Pero’nun Rojava’daki Kürt savaşçılar tarafından kurtarılmasından sonra ise Reko, onu ailesine teslim eder. Ardından kutsal Laleş‘e, ‘Meclis Ruhanî’ye götürür. Burada Ezidilerin en yüksek din adamları, “DAİŞ’in eline düşen kızlar temizdir” fetvası verir. Psikolojisi bozulan Pero, bu ziyaretten sonra yeniden hayata döner; ancak bir süre sonra DAİŞ‘lilerden hamile kaldığı öğrenilir. Bu durum, hem Pero’yu hem de Reko’yu derinden etkiler. Genç kız intihar girişiminde bulunur ama ailesi engeller. Bu arada Reko, gönüllü olarak savaşa katılmak ister; ancak son anda pişman olup yeniden sevdiği Pero’ya döner.

Yönetmen Hassan, filmden önce DAİŞ kurbanı olmuş birçok genç kızla konuşmuş, Ezidi din adamlarıyla da işbirliği yapmıştı. Filmde bu nedenle, Ezidilerin inancı ve kültürü çok iyi temsil ediliyor. 

Şimdi çok daha iyi anlıyoruz ki Reşeba, Ezidileri Kürtlerin bir parçası olarak gördüğü için, ulusal bir perspektifle yapıldığı için birilerini rahatsız etti. Elbette ki film seyircisiyle buluştuğunda, Hassan’ın güçlü ulusal ve insani mesajı daha iyi anlaşılacak. Çünkü güçlü, samimi bir sanat eseri karşısında her kirli oyun, bozulmaya mahkumdur.

Reşeba gibi bir filme çamur atmak, DAİŞ’e yardım etmekle aynı anlama geliyor. Bunu bile göze alarak bu karalama kampanyasını başlatanların gerçek yüzünü, Ezidi toplumu görmelidir.


Mehmet Aktaş



1032

YENİ ÖZGÜR POLİTİKA