24 Temmuz 2014 Perşembe
 
Ana Sayfa Kadın
07 Aralık 2013 Cumartesi

Eşbaşkanlık sistemi Toplumu özgürleştirme aracıdır

Gelinen aşamada kota sistemini aşan ve de­mok­­­­­ratik toplum yapılanmasını daha fazla geliştiren örgütlenme ve mekanizmalara ihtiyaç var. İşte eşbaşkanlık sistemi bu ihtiyacı karşılıyor.

Kürt Özgürlük Hareketi, eşbaşkanlık sistemini öncelikli olarak siyasi parti yönetimlerinde geliştirdi, daha sonra yerel yönetimlerde ve kurumlarda yaygınlaştırmaya doğru gitti. Bu sistemle siyaset, toplumsal, ekonomik alanlara kadının bilinci, iradesi ve örgütlülüğüyle katılımını sağlayarak, aradaki uçurumu gidermeyi, toplumsal cinsiyetçiliği aşmayı hedefliyor. Yekîtiya Jinên Azad (YJA) Koordinasyon üyesi Leyla Agirî ile eşbaşkanlık sisteminin toplumsal dönüşümde yaratacağı rolü ve kadınların siyasete katılımında sağlayacağı pozitif etkiyi konuştuk.


Eşbaşkanlık sistemini nasıl tanımlıyorsunuz?

Eşbaşkanlık sistemi, kadın şahsında toplumun öz bilinç, öz irade ve öz örgütlülük kazanacağı alanlardan biridir. Bilindiği gibi tüm toplumsal eşitsizliklerin kaynağında kadının sömürülmesi vardır. Genel eşitlik ilkesi kadın açısından doğrudan eşitliği sağlamamaktadır. Dolayısıyla cinsiyetçi zihniyet aşılmadan ve kadın özgürlüğü sağlanmadan gerçek bir toplumsal eşitlikten söz edilemez. Kadın erkek ilişkileri, uygarlık sisteminin gelişimi ile birlikte iktidar eksenli ve siyasal bir biçim almıştır. Kadının özgürleşmesi, dolayısıyla toplumun özgürleşmesi, öncelikli olarak bu ilişki biçiminin; yani iktidara, cinsiyetçiliğe dayanan ilişki biçiminin aşılması ile mümkündür. Bu açıdan verili kültüre karşı büyük bir mücadele gereklidir. Kadın hareketi olarak kadın özgürlüğü açısından yaptığımız ilk şey; verili kültür yapılanmasını eleştirmek, ret etmek ve buna karşı demokratik, özgür bir yapılanmayı geliştirmektir. Bununla toplumsal cinsiyetçiliğin aşılmasını sağlamaya çalışıyoruz. Eşbaşkanlık sistemi de kadın şahsında toplumsal özgürlüğünü gerçekleştirmenin önemli bir mücadele alanı olmaktadır.
Demokratik toplum yapılanması, ancak demokratik zihniyet ve demokratik yapılanmalar ile gelişir. Siyasetin demokratikleşmesi, toplumun demokratikleşmesi ancak kadın ve erkeğin öz varlığı ve öz örgütlülüğüne dayalı bir siyaseti geliştirmekle olur. Eşbaşkanlık sistemi bu anlamda kadın ve erkeğin demokratik bilinç, irade ve örgütlülük kazanacağı ve bu temelde toplumsallaşacağı bir alan olacaktır. Eşbaşkanlık sistemi demokratik toplum yapılanmasında demokratik yönetim modeli olacağı gibi, aynı zamanda toplumun demokratikleştirilmesinde önemli bir kurumlaşma, mücadele alanıdır. Bu sistem tarihi ve toplumsal temelleri güçlü, cinsiyetçi, iktidarcı sistemin karşısında yer aldığı gibi demokratik ulus perspektifi temelinde demokratik topluma dayalı yaşama biçimidir.

Eşbaşkanlık sistemine neden ihtiyaç duydunuz?

Kadının özgür ve eşit temelde yer almadığı hiçbir toplumsal sistem demokratik olamaz. Yaşanmış dünya deneyimleri de bu konuda bize önemli veriler sunmaktadır. Bu açıdan kadının siyasete kendi rengini vereceği, siyaseti bu anlamda egemen erkek tekelinden kurtararak toplumun hizmetine sokacağı mücadele alanlarını daha da derinleştirilip, ilerletilmesine ihtiyaç vardır.
Kadın, demokratik toplum yapılanmasının en dinamik değişim ve dönüşüm gücünü ifade etmektedir. Kadının, erkek egemenliği karşısında kendi öz iradesini, öz örgütlülüğünü kazanması onu bir özgürlük hareketi haline getirebilmektedir. Otuz yıllık Kürdistan Kadın Özgürlük mücadelemiz, bu anlamda önemli bir mücadeleye dayanmaktadır. Hangi aşamalardan ve hangi iç mücadelelerden, erkek egemenlikli ve geleneksel köle kadın zihniyet ve yaklaşımlarıyla boğuşarak bu düzeye geldiğini bilmek ve özümsemek gerekiyor.
Tek tek irade kazanan, başkaldıran; erkek egemenlikli sistemin dayattığı iradesiz, zayıf, zapt edilmesi gereken, mal mülk haline getirilmek istenen köle kadın olmayı kabul etmeyen, yaşamı zorlu ve çelişkili kadın bireylerden, bir gelenek ve direniş çizgisi haline gelen özgür kadın arayışı, giderek bağımsız kadın ordulaşmasına ve özgün bağımsız birlikler ve özgür kadın partisi gibi örgütlenmelere varan bir tarihtir. Önemli olan yakalanan öz örgütlülük düzeyinin toplumsal alanda daha güçlü ifadeye kavuşabilmesidir. Bu açıdan Önder Apo’nun Newroz’da geliştirdiği Demokratik Çözüm ve Özgür Yaşamı inşa süreci, biz Kürt kadınlar açısından yeniden bir yapılanma sürecidir. Kadın özgürlük hareketi olarak toplumsal alanda demokratik ulus perspektifi temelinde kendimizi yeniden ele alırken, bunu gerçekleştirecek kurumlaşmaları hızla geliştirme çabasındayız. Önder Apo’nun perspektifleri temelinde eşbaşkanlık sistemini de, özgürlük hareketimiz değişik mücadele alan ve örgütlenmelerinde denemiş ve bu temelde önemli bir demokratik bilinç ve örgütlülük açığa çıkartmıştır.
Kadının siyasete aktif katılımı, yaşamın her alanında karar gücü ve iradi gücü olma anlamında uygulanan kota sistemi, özgürlük mücadelemizde bir geçiş süreci olarak uygulandı. Bu, demokratik yapılanma açısından önemli bir zemin oluştursa da, yeniden yapılanma sürecine ve kadın özgürlük hareketi olarak geldiğimiz düzeye cevap olmamaktadır. Bu anlamda bunu aşan ve kadın toplumsallığı dolayısıyla demokratik toplum yapılanmasını daha fazla güçlendiren, geliştiren örgütlenme ve mekanizmalara ihtiyaç vardır. İşte eşbaşkanlık sistemi böylesi bir ihtiyacın karşılanması, yani demokratik toplum yapılanmasının özellikle öz yönetim olgusunun geliştirilmesi açısından temel bir ihtiyaç olarak ele alınmaktadır. Aynı zamanda Kürt kadının özgürlük hareketinde elde ettiği kazanımların daha kapsamlı hale gelmesi, toplumsallaşması açısından eşbaşkanlık sistemi önemli bir mücadele alanı olmaktadır.

Eşbaşkanlık sistemiyle erkek egemen sistemde ne gibi kırılmalar yaşanır?

Eşbaşkanlık sistemi, demokratik siyaseti geliştirerek, erkek egemen sisteme karşı, kadın ve toplumsallık değerleri etrafında örülü demokratik toplum yönetimini geliştirecektir. Bu nedenle ilk toplum kırımının adımı olan cinsiyetçiliğe karşı olarak, iktidarcı zihniyet ve yapılanmaların tekçiliğine karşı, demokratik ulus perspektifinde öz bilinç ve irade temelinde çoğulcu katılımı gerçekleştirecektir. Demokratik toplumsallığı geliştirme temelinde geliştirilen eşbaşkanlık sistemi, erkek egemen zihniyeti ve ona dayalı yapılanmaları bu temelde zorlayacaktır.
Eşbaşkanlık sistemi özyönetime dayalı toplum olarak ahlaki ve politik toplum yapılanmasında önemli bir rol oynayacaktır. Toplumu kadın şahsında yeniden demokratik toplum değerleri ile buluşturacaktır. Bu anlamda egemen erkek zihniyetinin aşılmasında önemli bir mücadele gücü ve örgütlülüğü de oluşturacaktır.
Şimdiden önemli bir tartışma gündemi oluşturmakla birlikte, toplumda kadın şahsında demokratik değerlere ilgi, arayış daha da büyümektedir. Kadının bu tür kurumlaşmalarda elde ettiği kazanımlar, başta kadınlar olmak üzere toplumun tüm kesimlerini etkilemektedir. Bu, aynı zamanda Kürt kadını şahsında Kürt toplumuna da, Ortadoğu'ya da, dünyaya da demokratik toplum yapılanmasında önemli bir kimlik kazandırmakta, hareket olarak vizyonumuzu da yükseltmektedir. Kadın hareketi olarak özgürlük mücadelesi açısından bu tür kurumlaşmaları daha genişletip, geliştireceğiz. Bu temelde toplumu kendi demokratik yönetimine, gücüne kavuşturacağız.

Eşbaşkanlık sistemini salt Kuzey Kürdistan için mi yoksa tüm mücadele alanları açısından mı düşünüyorsunuz?

Eşbaşkanlık sistemini salt Kuzey açısından değil, tüm mücadele alanlarımızda yeni dönem mücadele perspektifi temelinde ele alıyoruz, örgütlülüğümüzün bulunduğu tüm alanlarda geliştiriyoruz.
Kürdistan’da demokratik toplum yapılanması özgürlük bilincine kavuşmuş kadınlar ve erkekler olmaksızın mümkün değildir. Demokrasinin teminatı ve öncü gücü kadınlar olduğundan, demokratik ulusallaşmanın pratikleşmesi açısından, kendisini öncü düzeyde bilinçlendirip örgütlemesi gereken, kadın olmaktadır. Tüm toplumsal alanlara bu perspektif temelinde yaklaşım gösterildiğinde, özellikle yönetim olgusunda bunun güçlü bir demokratik bilince ve güçlü iradeye dayanması önemlidir. Kadının kendisini ifade edemediği, karar ve uygulama gücüne ulaşamadığı bir toplum demokratikleşemeyeceği gibi, örgütlenmiş ve öz erkine ulaşmış sayılmaz. Toplum nüfusunun yarısını oluşturan kadınların içinde olmadığı, kendisini bütün özgünlüğü içinde kalıcı kurumsallığa ve yapısallığa kavuşturamadığı bir yerde, demokratik bir toplumdan bahsedilemez. Bu açıdan kadının tüm toplumsal kurumlaşmalarda yer alması, her türlü örgütlenme, eylem ve kurumsallaşmaları sağlaması, toplumu önemli bir niteliğe kavuşturacağı gibi, iktidarcı zihniyet temelinde gelişen tekleşme, merkezileşme ve güç birikim alanları da bu temelde aşılacaktır.
Bu perspektifle yaklaştığımızda eşbaşkanlık sisteminin yaygın bir şekilde uygulanması ve geliştirilmesi gereklidir. Bu sistem, toplumun özgürlüğü ve eşitliğini gerçek anlamda mümkün kılabilecek toplum modelidir. Kadın hareketi olarak bu temelde siyasal, sosyal, kültürel, ekonomik ve diplomasi alanlarında bu tür örgütlenmeleri yaygınlaştırarak, kalıcı kurumlaşmalarını gerçekleştireceğiz. Salt yerel yönetimler açısından değil, demokratik özerk sistemin bütün yönetim erklerinde eşbaşkanlık sisteminin uygulanmasını esas almaktayız ve kendimizi bu temelde de örgütlüyoruz.


ŞEVİN MURAT BİNGÖL/NÛJIYAN ERHAN/BEHDÎNAN


585


YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazı Boyutu:12 14 16 18