04 Eylül 2015 Cuma
 
Ana Sayfa Yazarlar VEYSİ SARISÖZEN
22 Aralık 2011 Perşembe
VEYSİ SARISÖZEN

‘Geceler kısalır, gündüzler uzarken...’

Bu yazı, yılın “en uzun gecesinde” yani 21 Aralık’ta yazıldı.
En uzun, en karanlık gün… Ama siz bu yazıyı artık “karanlıkların” azalmaya, “aydınlıkların” uzamaya başladığı 22 Aralık’ta okuyorsunuz. Aydınlık günler ağır ağır uzayacak. Bulutlar ağır ağır dağılacak…
Siz şimdi bakmayın AKP-Cemaat-polis-yargı ittifakının üzerimize bütün güçleriyle yürümesine…
Yürüsünler…
Napolyon’un Moskova yürüyüşü gibi… Yürüdü, yürüdü ve yolunu yitirdi ve yenildi...
Şimdi “karanlıkların” uzun olduğu şu günlerde acele ediyorlar… İşlerini “karanlıkta” görmeye çalışıyorlar. Çünkü uçakları karanlıkta uçabiliyor. Tankları karanlıkta yollarını görüyor. Topları karanlıkta hedefini vuruyor. Polisleri gazetemizi basıyor, ajanslarımızı dağıtıyor, gazetecilerimizi tutukluyor.
Ama bahar artık yaklaşıyor. 21 Aralık’ta, onlar karanlıktan istifade Kürt özgür medyasına saldırdıkları günün ertesinde, artık gündüzler uzamaya başladı. İlk dakikaları kazanıyoruz. Ağır, ağır, yavaş yavaş, güneş doğudan daha erken doğmakta…
Bahar yaklaşmakta… Hergün saniye saniye… Dakika dakika…Saat saat…
İşte Aralık bitti. Ocağı hayırlısıyla devireceğiz. Cüce Şubat çabucak geride kalacak. Önümüz Mart. Kürt halkı için, onun dostları için, bütün barış severler için Mart demek Newroz demek.
Ama aynı Mart Erdoğan-Fethullah tayfasına “kapıdan baktıracak”, sonra “kazma kürek yaktıracak.”
Nisan dedin mi, Kürt dağlarından yaşam fışkıracak. Yanmış meşeler fışkın verecek. Toprak kendi evladını koruyan muazzam bir yeşillik haline alacak. 
Ve bu kısacık zaman diliminde daha pek çok şey olacak.
Bölgede dengeler büyük bir hızla  değişecek. ABD Irak’tan çekildi. Daha şimdiden Şii liderlik, Sünni liderliğin altını oymaya başladı. İran gözünü Irak’a dikti. Türk militarizmi pençesini Musul-Kerkük’e doğru uzatıyor.
Bunun anlamı ne?
Bunun anlamı, Türk-İran rekabetinin kızışmasıdır.
AKP-Cemaat koalisyonunun başı Fransa ile derde girmiştir. İsrail’le sürtüşmeler sürmekte. Bu iki kafadar Suriye’ye bulaştıkları anda karşılarında Rusya’yı da bulacak.
PKK’yi ezmek, bu yolla Güney Kürdistan’ı teslim almak ve Irak üzerinde nüfuz elde etmek için kafalarının dikine gitmeye devam ederlerse, bu iki kafadar, kafalarını ekonominin şakaya gelmez duvarına vuracak. Bataklık üstüne inşa edilen Türk ekonomik “şatosu” iskambil kağıdından yapılmış gibi o anda çökecek.
Bu kadar da değil.
AKP’nin dayandığı sosyo-politik güçler arasında, bugün için zayıf bir eğilim olsa da, ayrışma yavaş yavaş gelişiyor. Cemaat şefleri, “muhafazakar-demokratlarla, liberal-demokratlar” arasındaki ittifakı sona erdirdi. Bakın, izleyin ve görün: Düne kadar AB üyeliği adına AKP hükümetinin Kürt sorununda izlediği kanlı yola destek verenler, şimdi AKP’ye ağız dolusu hakaret ediyorlar.
Bu böyle olunca, gözler yeniden “orduya” çevrilmekte. Daha şimdiden AKP’ye akıl hocalığı edenler, “acaba Hükümet tökezlerse” yeniden geriye dönüş olur mu? ABD kritik bir anda yeniden orduya dayalı bir otoriter rejime ihtiyaç duyar mı?” demeye başladı. Kimisi bu korkuyu, AKP’den hızla uzaklaşan “vesayet karşıtı” çevreleri yeniden kazanmak için abartıyor olsa da, bu tehlikeli bir oyun. Korku, temeli zayıf olsa bile, bir kere yayılınca, onun önünü olmak zor olur. Üstelik kaderlerini AKP’ye bağlayanlar için korkunun temeli var.
Çünkü “Başbakan hasta”. Ve AKP’nin binbir çıkar ortaklıklarıyla bir araya gelmiş öbeklerini Erdoğan dışıda birleştirebilecek bir kişi yok. Korku bacayı sardı. AKP’nin içinde, Başbakan hayattayken, onun koltuğuna kimin oturacağına dair kirli, rezil bir tartışma, bu partinin mütedeyyin, namuslu, yoksul taraftarları arasında büyük bir hayal kırıklığı yaratıyor. Ahlaki bir krize yol açıyor. Erbakan ekolünden gelenlerle Fethullah Gülenciler; Erdoğan ile Gül arasındaki sürtüşmeler artık basına yansıyor; esrarengiz gazeteci Baransu, “Gül’ün Erdoğan sonrasına hazırlık” yaptığı hakkında bir hayli “karanlık” laflar etmeye başladı bile…
AKP artık gelecekten emin değildir.
İşte o nedenle, “bahar” gelmeden, henüz “geceler gündüzlerden uzunken”, “hava karanlıkken”, “pusluyken” demokratik muhalefete umutsuzca ve bütün gücüyle saldırıyor. Her biri bir tonluk Kazan bombalarıyla, suratı boyalı özel harekatçılarıyla kan döküyor, tutukluyor.
Ama zaman daralıyor. Her 24 saatte bir gündüzler uzuyor, geceler kısalıyor.
Bu zulmün ömrünün kısalmasıdır.
Bahar yaklaşıyor. Dağlar yemyeşil olacak; karlar eriyecek, güneş ısıtacak…
Üç ay!..
Fırat, Dicle boyları, Newroz’a var güçle hazırlanacak… Karayılan’ın dediği gibi, öyle “pasif” protestolara değil, milyonların haykırışına hazırlanacak…
Üç ay!..
Büyük hazırlık… Büyük inisiyatif… Newroz uyanışının örgütlenmesi için bir “komite”, o tutuklanacağı için, “yüz de yedek komite”… Halkın kendisi komite. Halk tutuklamayla biter mi?
Ne demiş Tevfik Fikret:
“Zulmün topu var, güllesi var, kal’ası varsa - Hakkın da bükülmez kolu, dönmez yüzü vardır - Göz yumma güneşten ne kadar nuru kararsa - Sönmez ebedi, her gecenin gündüzü vardır.”



1257
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazı Boyutu:12 14 16 18

Yazarın Diğer Yazıları

Allah ihanetçiyi sevmez Kuto ihaneti affetmez

Muhtarları topluyor, muhtariyete küfrediyor

Türk ordusunun astsubayı gerillaya niçin güvendi?

Seçim hükümetindeki HDP 'Terör örgütü uzantısı mı?'

Ne 'tek' millet, 'tek' şef ne de 'tek taraflı' ateşkes

Özerklik olmazsa ne olur? Güney’den

40 gün önce ne dedik 40 gün sonra ne oldu?

Düşman ülkesini mi işgal ediyorsunuz?

Binmiş bir acayip alamete seçim diye gider kıyamete

Orduları olan uçakla uçağı olmayan mekapla

Sınırların içindeki gerillayla savaş oluyorsa barış da olur

HDP 'çağrı' yaptı, KCK 'yanıt verdi' şimdi sıra AKP’de

Gözünüzün içine bakacaklar ve sizi asla unutmayacaklar

Topykün savaşa karşı topyekün sivil direniş

Kimyasal katliam amacıyla Kandili insansızlaştırmak!..

AKP ve DAİŞ için ölme, öldürme!..

Denge uzmanlığı hakkında bir kere daha hatırlatma

Öcalan’ın muhatabı değişir devletin muhatabı değişmez

Türkiye Büyük Millet Meclisi sabık hükümete haddini bildir

DAİŞ katliam yapıyor AKP yalanla destekliyor

DAİŞ’le PKK’ye karşı mı, PKK’yle DAİŞ’e karşı mı?

Devrimin üçüncü yılında üçüncü yol perspektifi

Hem koalisyon önermiyor hem de şişman herkesten

‘Tehdit’ mehdit yok ama savaş hali var

Kırbaşlı topaç ile ‘hacet kapısı’!..

HDP’nin erken seçimi AKP’ninkini yener!..

Rojava’ya karşı savaş vatana ihanet suçudur

AKP savaş için 'acele ediyor', biz barış için ne bekliyoruz?

‘Partilerle’ koalisyon Kürdistan’la koalisyon

Erken seçim mi? Erken ölüm mü?...

HDP’ye karşı koalisyon savaş koalisyonu olur

Til Abyad’da ilkeler ve insanlık kazandı

Gül’le de güle oynaya erken seçime gidilmez

Erdoğancı terör örgütüne çağrı: Silah bırak, yeraltından çık!

İktidarsız AKP tasfiye olur!..

Erdoğan ‘ateşle’ değil, bombalarla oynuyor!..

AKP: ‘HDP’ye bomba atın!’ KCK: ‘AKP’ye oy atmayın!’

Ova’nın sorularına Dağ’ın yanıtları!..

Mezhep savaşlarının alternatifi demokratik ulus konfederalizmi

HDP hakikattir

Ne Kıbrıs ‘yavru vatan’ ne Kürtler ‘evlatlık’tır

Kim Allah’ını seviyorsa sorumuza cevap versin

HDP’nin seçim bildirgesi: Kaynağı da var, insanı da

HDP’nin girmediği meclise ‘darbe dinamiği’ girer

Bilal’ın gemicikleri ve geminin dalga türleri

‘Ankara tuzağına’ karşı ‘tuz yesen de, su içme!..’

Ölmüş eşeğin cesareti ve krize HDP çaresi

Bu gidişi kim durdurabilir?

Diktatörlük rejimi için ‘acele kana ihtiyaç var!’

Örtülü ödenek tahsisat-ı mesture