Ermeni Soykırımı siyaset malzemesi olmamalı

18 Nisan 2015 Cumartesi

DOĞAN BARIŞ ABBASOĞLU

Ermeni Soykırımı, üzerinden bir asır geçmesine rağmen halen siyasal ve hukuki alanda çözüme kavuşturulmadığından uluslararası siyasette her türlü istismara açık bir durumda kalacaktır. 1979’dan beri seçilmiş üyelerle var olan Avrupa Parlamentosunun, Ermeni Soykırımı ile ilgili olarak bu kadar açık bir karar alması için soykırımın üzerinden 100 yıl geçmesi mi gerekiyordu? Tabii ki hayır.

Kararın zamanlamasına baktığımızda Türkiye ile giderek bozulan ilişkilerin bir göstergesi, siyasal hesapların bir sonucu olarak bu karar alınmış görünüyor.

ABD’nin de bu sene Ermeni Soykırımı konusunda farklı bir ton kullanması bekleniyor. AKP Hükümeti bu nedenle Washington’da yoğun bir çaba içinde.

Geçmişte Türk hükümetine bu konuda Yahudi lobisi ciddi destek veriyordu. Tahmin edersiniz ki böyle bir şey artık söz konusu değil. Beyaz Saray ve Senato üzerindeki etkin lobilerin neredeyse tümü ABD idaresinden Ermeni Soykırımı konusunda daha sert bir ton bekliyor.

Bu kararda Türkiye’nin Ortadoğu politikasına şekil vermenin ve bunun üzerinde yapılacak pazarlıkların etkili olacağını söyleyebiliriz. Türkiye bu sorunu çözmedikçe daha bu ve benzeri bir sürü krizin, pazarlıkların içinde olacak.

***

Türkiye Cumhuriyetini yöneten kesimler devleti Türk milliyetçiliği ve inkarcılık üzerine bina ettiği için Ermeni Soykırımı meselesi daha uzun süre gündemdeki yerini koruyacak. Bu meselenin çözümü herşeyden önce meselenin tarafı olan siyasal aktörlerin değişiminden geçecek. Devletlerin çözümünü, uzlaşmasını esas alan değil, halkların barışını geliştiren, bunu esas alan yaklaşım egemen olmadıkça Ermeni Soykırımı meselesi sadece uluslararası siyasetin bir maşası olmaktan ileri gidemeyecek.

Ne Türkiye’den intikam peşinde koşan Ermeni milliyetçileri, ne geçmişi geçmişte bırakıp geleceğe bakalım diyen teslimiyetçiler, ne “soykırımın kabulü bize çok şey kaybettirir” diyerek inkarcılığa sığınanlar için gelecek var.

Gelecek halkların birlikte yaşamını savunanların olacak. Türk, Kürt, Ermeni, Arap milliyetçiliği Ortadoğu’ya daha fazla kan ve savaştan başka bir şey getirmeyecek. Mezhepçilik ve milliyetçiliğin cenderesinde var olmaya çalışan toplumlar yerine birbirini var eden toplumları, birbirini besleyen kültürleri savunanlarla kazanacak.

Ve ancak bu gerçek için mücadele edildiği zaman Ermeni Soykırımı hukuki boyutuyla, siyasal boyutuyla çözüme kavuşacak, tanınacak.

Bugünkü aktörlerle ancak düşmanlık körükleniyor.

***

Öte yandan Ermeni Soykırımı; siyasal, tarihi olaylar vs gibi tanımların içine koyulmadan evvel, herşeyden önce adli, hukuki bir sorundur. Soykırımın hukuki boyutunun getireceği yük o kadar ağırdır ki bugün siyasal kavganın verilmesindeki rolü ciddidir.

1919’daki Paris Barış Konferansına sunulan belgelere göre sadece Ermeni kiliselerine ait malvarlıkları 3.7 milyar Dolar olarak hesaplanmış. Bugünün rakamlarına göre hesaplandığında yaklaşık 50 milyar Dolar ediyor. Genel hesaplamalar ise sadece mülk değeri olarak 350 milyar Dolarlık Ermenilerin taşınmazlarına el konulduğunu gösteriyor. Bu rakama bu mülklerin 100 senelik işletme değerini de eklerseniz ortaya inanılmaz bir rakam çıkıyor.

Hiçbir dönem bu konuda ne Osmanlı ne de Türkiye tarafından bir muhasebe içine girilmediğini bu rakamların muhtemelen gerçek rakamların çok altında olduğunu da ifade etmemiz lazım.

Ermenilerin taşınmazları ile ilgili olarak hiçbir uluslararası anlaşmaya da imza atılmadığından bu mesele hiçbir zaman kapanmayacak. (Misal mübadele sırasında Yunanistan’a göçertilen Rumların durumu Lozan Anlaşması ile düzenlendiğinden mal, mülk üzerinde ek haklar iddia edemiyorlar)

Bu da meselenin bir diğer boyutu. 



8486
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: