29 Ağustos 2014 Cuma
 
Ana Sayfa Yazarlar YUSUF SERHAT FAİK
09 Kasım 2011 Çarşamba
YUSUF SERHAT FAİK
serhatbucak46@hotmail.de

Mesud Barzani’nin Türkiye ziyareti

Kürtler, Kurban bayramını Çelê’deki vahşet görüntüleri, Van depreminin sebep olduğu kayıp ve yıkımlardan dolayı acı ve burukluk içerisinde geçiriyor. Herkesin bayram sevincini yaşadığı bu günlerde 26 Kürt gencinin kömürleşmiş, parçalanmış cesetleri Adli Tıp Malatya morgunda ailelerine teslim edilmek üzere DNA testinin sonuçlarını bekliyor. DNA testinin sonuçlarını bekleyenler sadece defnedilmek üzere bekleyen kömürleşmiş, parçalanmış gerilla cesetleri değil, Adli Tıp Kurumundan gelecek raporlara göre teşhis edemedikleri çocuklarının kömürleşmiş cesetlerini defnedilmek üzere kendilerine teslim edilmesini bekleyen aileler de var. Bu koşullarda sevgili halkımın sömürgeci zihniyet tarafından cehenneme çevrilen bayramlarını kutlamak içimden gelmiyor.
Kürdistan Federal Bölgesel Yönetimi Başkanı sayın Mesud Barzani İran’daki temaslarını tamamladıktan sonra 3 Kasım’da İstanbul’a geldi. Sırasıyla Türk Dışişleri Bakanı, BDP ve DTK Eşbaşkanları, TC’nin Cumhurbaşkanı, Başbakanı ve de dört basın mensubu ile ayrı ayrı görüştü. Türk basını her zaman olduğu gibi Mesud Barzani’nin bu temaslarını Kürtler arasına nifak tohumları ekmek için asparagas haberler yaparak yorumladı. Sayıları dördü geçmeyen köşe yazarlarının yazı ve yorumlarını bunların dışında tutuyorum. Muhalefet partilerinin liderleri ise Kürdistan Bölge Başkanının ziyaretini AKP iktidarına çatabilmek için her zaman olduğu gibi kendisine siyaset malzemesi yaptı.
TC’nin üst düzeydeki yetkililerinin Mesud Barzani’den isteklerinde bir değişiklik yoktu. Her zaman olduğu gibi PKK’ye karşı Kürt yönetiminin silahlı müdahelede bulunması, olmadığı takdirde müşterek operasyon yapmak, TSK sınırötesi operasyonlarına göz yummak, PKK’nin dışarı ile ilişkisinin kesilmesine yardımcı olmak. TC’nin üst düzeydeki yetkililerinin bir noktada kabak tadı veren bu önerileri sayın Barzani tarafından geri çevrildi.
Federal Kürdistan Bölge Başkanı 4 Kasım günü Çırağan Otel’de dört Türk basın mensubu ile görüşüyor. Bunlar M. Ali Birand, Cengiz Çandar, CNN Türk’ten Pertev Boratav ve Hürriyet’ten Cansu Çamlıbel’dir. Basına ve köşe yazılarına sızdığı kadarı ile sayın Barzani kendisine yapılan yukarıda sıraladığım önerilerin hiç birisini kabul etmiyor. Sadece barış ve diyaloğa yardımcı olabilmek için Türkiye’de bulunduğunu söylüyor, içinde savaşı barındıran hiç bir öneriye sıcak bakmadığını söylüyor. PKK’yi silah zoru ile Kandil’den çıkarmanın mümkün olmadığını söylerken, kendisinin 25 yıl Kürdistan dağlarında peşmerge olarak savaştığı yılların  tecrübesinden örnek veriyor: “1988 yılında İran-Irak savaşı bittiğinde Hakurk bölgesine yerleştik. Saddam 5 tümen gönderdi üstelikte kimyasal silah kullandı. Bizi yinede buradan çıkaramadı, sonunda yenilen Saddam oldu.” Tarihten ders çıkarmak gerekiyor. Anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul, zurna az!
Devam ediyor Barzani, “Türkiye istesede, istemesede PKK’den savaşı durdurmasını isteyeceğim. Bu günlerde öncelikli sorun savaşı durdurmak, diyaloğu başlatmaktır.”
Bildiğiniz gibi bu yaz üç haftalığına ülkemin güneyine gittim. Yakın bir akrabamın, yeğenimin Zonguldak’lı eşi ile tanıştım.  Koeln (Köln) Üniversitesinde endüstri mühendisliğini bitirmiş. Beş yıldan beridir Hewler’de eşi ile birlikte çalışıyor. Kürdistan’la, Kürdistanlılarla hemen kaynaşmış. Kürtçenin Soranî lehçesini öğrenmiş. Bana dediklerini aynen yazıyorum: “Serhat amca, Mesud Barzani Kürdistan bölgesinde denge ve istikrar unsurudur. Kêk Mesud olmazsa buralar bir hafta içerisinde karışır.” Aynı yorumu Maxmur kampında bir kamp yetkilisinden de dinlemiştim. Yetkili, “Mesud Barzani’nin Kürdistan bölgesinde denge unsuru olduğu”nu anlatmıştı.
Ramazan bayramı idi, Türk uçakları Kandil’i ve Kandil civarını bombalamaya başlamıştı. TSK sınırötesi operasyonuda her zamanki gibi gündem de idi. Kêk Mesud gazetecilere verdiği demeçte, “Kürtlerin birbirlerinin kanını dökmeleri haramdır” diyordu. Kürtlerde ulusal bilinç yükseliyor, Kürtler kendi kaderlerini tayin etmenin değerini anlamaya başlıyorlar, Kürtlerin sömürgeci–ırkçı katliamlardan korunmasının yolunun ulusal birlik, beraberlikten geçtiğini bilince çıkartıyorlar. Vayy sömürgeci zihniyetin başına, kül onların başına. Yanılmamak dileği ile…
***
KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:
* “Jin” dergisi 6 Kasım 1918’de İstanbul’da yayınlanmaya başlandı.
* 9 Kasım 1993 tarihinde Ö. Gündem gazetesi dağıtıcısı Adil Başkan Nusaybin’de uğradığı silahlı saldırı da şehit düştü.
* 10 Kasım 1993 tarihinde Ö. Gündem dağıtıcısı Adil Yaşa Diyarbekir’de uğradığı silahlı saldırıda şehit düştü.
* Kürt şairi ve siyasetçisi SKDP kurucusu ve sekreteri, Hawar dergisi kurucusu ve yazarı Osman Sebri, 12 Kasım 1993 tarihinde yaşamını yitirerek aramızdan ayrıldı.
* 12 Kasım 1994 tarihinde 49’lar ve 23’ler davasının sanıklarından Barış Derneği kurucusu Kürt hukukçusu ve siyasetçisi Medet Serhat İstanbul’da uğradığı bir kontra saldısında şehit düştü.
* PKK Genel Başkanı sayın A. Öcalan 12 Kasım 1998’de Roma’ya giderek havaalanında iltica baş vurusunda bulundu.




1630
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazı Boyutu:12 14 16 18