18 Nisan 2014 Cuma
 
Ana Sayfa Yazarlar ZILAR STÊRK
02 Aralık 2013 Pazartesi
ZILAR STÊRK

Eşbaşkanlık sistemi

Kadın, toplumun yarısı olmanın çok ötesinde bir varoluşa sahiptir. Kadın; toplumun doğurucusu, besleyicisi, büyütücüsü, eğiticisi, koruyanı ve kollayanıdır. Evrenin insanlaşmasında büyük ve belirleyici bir rol oynamıştır. İnsanlık, bütün tarihini günümüzün bilinen ataerkil tarzında yaşamamıştır. Birkaç bin yıl öncesine kadar da toplumun ana kadın etrafında yaşamını sürdürdüğü, belirleyici öğenin kadın cinsi olduğunu, analık soy zincirinin geçerli olduğunu, tarihin jeolojik bulguları ortaya koymaktadır.

Toplumsal tarihin gelişiminde kadının oynadığı bu belirleyici rol, doğal zeka yapısıyla ilgili gelişmiştir. Doğadan gelen analık bilinci, kadında duygusal ve sezgisel aklı öne çıkarmıştır. Duygusal ve sezgisel aklı gelişkin olan kadın, etrafında gelişen toplumsal yaşamı çekip çevirirken oldukça empatili ve sempatili olmuştur. Toplumsal ihtiyaçların temininde oldukça yaratıcı, dağıtımında ve paylaştırılmasında adaletli davranmıştır. Sevgi ve şefkatin, yaratıcılık ve paylaşımın, ahlak ve politikanın çok güçlü hüküm sürdüğü kadın eksenli böyle bir dünyanın binlerce yıllık varlığını, somut tarihsel bulgular ispatlamaktadır.
Aslında Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın "jineoloji” olarak adlandırdığı kadın bilimini geliştirmek, kadının kendi hakikatine kavuşması açısından artık kaçınılmaz olmaktadır. Kadının kendi bilimini geliştirmesi, aslında kadının kaybettiği kendi dünyasına yeniden kavuşmasının kapısını aralayabilir. Kaybettiklerini ortaya çıkarıp geçmişini inkar edilemez bir biçimde aydınlatabilir. Hakikatleri ortaya serebilir. Ki, kadının hakikatinin aydınlatılmasıyla beraber tarihe gömülen birçok şey de ortaya çıkabilme olanağı bulabilir. Bu açıdan "jineoloji” heyecan verici bir alan olmaktadır. Bu arada ‘bilme’ yi de erkeğin tekelinden çıkaracak bir alan olarak gelişebilir. Kadının belki de kendisine has akıl yapısını da ortaya çıkarabilecek olan yine bu alandır. Kadının örtünmüş doğasını, bağlanmış aklını tekrar topluma armağan edebilir.
"Jineoloji” tabii ki sadece akademi zeminlerinde teorik kavram ve kuramlar oluşturmakla sınırlı kalan bir bilim olmayacaktır. Bildik bir laboratuar bilimi de olmayacaktır. Pozitivist bilim anlayışını aşan bir yaklaşımın arayışında olacaktır. Bu temelde pratik sahasını da oluşturacaktır. Kadınla ilgili, pratik yaşamdan süzülmüş ve sınanmış bilgiyi de esas alması onu daha gerçekçi yapacaktır.
Bu anlamda kadın biliminin kendini sınayacağı temel saha, toplumsal yaşam sahasıdır. Toplumun ahlaki ve politik sahasına katılım ve bu sahada sağlanacak duruş, kadın biliminin en az akademik yanı kadar önemli olmaktadır. Canlı dünyası hele hele insan dünyası, toplum dünyası söz konusu olunca anlamsal alan ile yapısal alan birbirinden kopuk ele alınamaz. Her iki alan birbirisiz kendini sürdüremez, ayakta tutamaz.
Siyaset alanının demokratikleşmesi, öncelikle o alanla ilgilenenlerin akıl yapısında geliştirecekleri değişimlere bağlı kalmaktadır. Bütün bunlardan dolayı demokratik siyasetin geliştirilmesinde kadının rolü oldukça belirleyicidir. Kadın zekasında önde olan duygusal potansiyel, salt analitik akla mahkum bırakılmış siyaset alanını demokratikleştirebilir. Günümüzün devletçi, iktidarcı siyaset anlayışının karşısında toplumsal komünaliteye dayalı demokratik siyasetin geliştirilmesi için kadın aklına müthiş ihtiyaç bulunmaktadır.
Kadının, özellikle de Kürdistan coğrafyasında erkekle eş düzeyde hem sosyal hem de siyasi yaşama katılması, tarihi bir gelişme olmaktadır. Kadının kendisinde yaratacağı büyük değişimle beraber toplumun kendisinde de büyük değişim ve dönüşümlere yol açma potansiyeli taşımaktadır. Bunu Kürt kadının otuz beş yıllık mücadele süreci boyunca yarattığı toplumsal değişim ve dönüşüm pratiğinden bilmekteyiz. Girdiği her alanda kendisiyle beraber bir değişim ve dönüşüm ortamı yaratmıştır.
Özgürlük mücadelesinin yürütüldüğü tüm alanlarda kadının katılımı şimdiye kadar belli kotalar etrafında geliştirildi. En son Kürtlerin politik aktivite yürüttüğü her yerde yüzde 40 cins kotası uygulanmaktaydı. En son Kürt Halk Önderi Sayın Abdullah Öcalan’ın İmralı’dan yaptığı öneriyle önümüzdeki yerel seçimlerde eş başkanlık uygulamasına geçileceğini, BDP resmi olarak açıkladı. Eşbaşkanlık sistemini parti teşkilatlanmasında uzun bir süredir esas alan BDP’nin alacağı her belediyede kadın ve erkeğin eşit inisiyatifle topluma yansıması, toplumsal model oluşturmak açısından müthiş bir gelişmeye yol açacaktır.
Tahminlerin üzerinde bir değişim dalgasını kendi içinde barındırmaktadır. Gerek Ortadoğulu kadınların mücadele bilinci açısından gerekse batıdaki feminist hareketin yön bulması açısından önemli gelişmelere yol açabilir. Ortadoğu’da hatta bildiğim kadarıyla belki de dünyada bir ilk olacak. Toplumsal tarihin başındaki Mezopotamya ilklerini hatırlatırcasına…



9178
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazı Boyutu:12 14 16 18