23 Nisan 2014 Çarşamba
 
Ana Sayfa Yazarlar DR. ÖZLEM BELÇİM GALİP
15 Temmuz 2013 Pazartesi
DR. ÖZLEM BELÇİM GALİP
ozlemgalip@hotmail.co.uk

Türk polisi ve İngiliz polisi arasındaki 7 fark

İngiltere Gündemi


Geçtiğimiz Cumartesi akşamı Türk polisi, Taksim’deki protestoculara karşı geleneksel biber gazı ve tazyikli suyla müdahalelerinden birini gerçekleştirdi. Sonuç? Yine onlarca protestocu yaralı. Yine onlarca protestocu gözaltında. Öte yandan geçtiğimiz Cuma akşamı Kuzey İrlanda’nın yönetim merkezi Belfast’ta Protestanların geleneksel yürüyüşleri sırasında çıkan olaylarda 32 polis yaralandı. Daha önce de Aralık ayında Belfast belediye binasından Birleşik Krallık bayrağının kaldırılması için oylama sırasında çıkan olaylarda 15 polis yaralanmıştı. Ocak ayında Belfast’ta İngiltere ile birlikten yana bir grubun yaptığı gösteriler sırasında çıkan çatışmalarda molotof kokteylleri atılmış on polis yaralanmıştı. Mesele olayların niye ve nasıl başladığı değil aslında. Mesele ötekileştirilen halklarla ve gruplarla sorun yaşayan Türkiye ve Kuzey İrlanda gibi iki ülke ki polis güçlerinin protestoculara yaklaşım farklılığı. Yani Türk ve İngiliz polisi arasındaki farklardan bahsediyorum. Şöyle kısaca özetlenebilir:
1. Türk polisi, protestocunun pasif direnişçiliğine bile katlanamadan, tüm teknik imkanlarını kullanarak saldırır. İngiliz polisi protestocuların kamu mallarına zarar verme ve şiddetini artırma durumunda ancak tazyikli suyla müdahale eder.
2. İngiliz polisi silah taşımaz. Bazı polis güçleri teleskobik copları ve suçluları etkisiz hale getirmek için sprey kullanırlar. Yakın zamanda ise görev başında birçok İngiliz polis öldürüldü. Bu da polisler silah taşısın mı taşımasın mı tartışmasını yeniden gündeme getirmişti. Ancak polislerin yüzde 80’i silah taşımak istememektedirler. Pek çoğu silah taşımak yerine istifa edeceğini dile getirmişti. Türk polisi ise silah taşır, ayrıca şu ana dek olaylar esnasında havaya ateş etme bahanesini kullanarak yüzlerce kişinin ölümüne sebep olmuşlardır.
3. Bir polis gücü adına gelen herhangi bir şikayet üzerine ‘Bağımsız Polis Şikayet Komisyonu’ (IPCC) devreye girer ve polis soruşturma altına alınır. Bu komisyonda yer alan üyelerin hepsi polis teşkilatıyla ilgisi olmayan sivil kişilerden oluşur. Türk polisine yönelik herhangi bir şikayet ise dikkate alınmaz. Yeri geldiğinde işledikleri suçların büyüklüğüne göre Türk polisi terfi bile edilirler.
4. İngiliz polisiyle fotoğraf çektirmek istediğiniz de bu teklifinizi reddetmedikleri gibi, sizin teşekkürünüzün ardından; “o şeref bana aittir” derler. Türk polisinin fotoğrafını çekmek istediğiniz de ‘çekme ulan’ der.
5. İngilizler, İngiliz polisine güvenir. Türkiyeliler, Türk polisinden korkar.
6. İngiliz polis teşkilatının yetkisi sınırlıdır. Türk polisinin teşkilatının yetkisi ise, faşizan yönetimler tarafından geçmiş yıllarda bu kurumun temeline yerleştirilen dokunulmazlık zırhının yanı sıra tamamen sınırsızdır.
7. Türk polisi gözaltı otobüslerinde mehter marşı dinleten, işkence yapan, sokakta tipi hoşuna gitmeyenleri durdurup  GBT’ye alıp keyfi uygulama yapandır. İngiliz polisi böyle şeyleri yapmaz; yapmasına izin verilmez.  
Şahsen polis güçlerinin hiçbirini din ve millet ayırt etmeden tasvip etmiyorum, zira her daim sistemin bir numaralı korumaları olmuşlardır. Ama her ülke polisinin de arasında fark yok değil. Türk polis Kürdistan’da her daim ünlü yönetmen Oliver Stone’ın Katil Doğanlar (Natural Born Killers) filmine atfen şiddet ve korku saçan yetkisi sınırsız kamu personeli olmuşlardır. Ancak İstanbul ve Ankara gibi metropollerde son bir buçuk aydır Türk polisi, hakim sınıfın sopası, düzen bekçisi, biber gazı üreticilerinin göz bebeği haline gelmiştir. Türk polisi cemaatçidir, muhafazakardır, mutaassıptır, korku yaratandır, öldürendir. Türk polis teşkilatı, falaka geleneğini yaşatan teşkilatıdır. Yeni çağın ‘Yeniçeri Ocağı’dır. Yönetimin aynasıdır. Mesai ücretleri yokmuş, çok çalışıyorlarmış, sosyal hakları yokmuş. Hepsi hikaye.
Türk polisi, bin yılın gelenekleriyle, üstüne binbeşyüzyıllık din kültürüyle ve peşi sıra “devlet-i ebed müebbed” anlayışıyla öyle yoğrulmuştur ki, öyle maaşa zam yaparak, eğitim seviyesini artırmakla aklanıp paklanacak gibi değil. Yenilikçi ve köktenci değişiklikler şart. Devrim Şart.



1353
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazı Boyutu:12 14 16 18

Yazarın Diğer Yazıları

Ukrayna’daki kriz İngiltere’de suçlar silsilesi

İngiliz parlamenter yolsuzluk yaparsa?

Erdoğan yasaklarının ardından

Eğitimden demokratik köleliğe

Merhum Bob’u nasıl bilirdik?

Ukrayna Meydan Savaşı

Uluslararası medyada Erdoğan skandalı

Ya bağımsızlık ya ortak para birimi

İlahi adalet değil doğal afet

No Blacks, No Dogs, No Irish!

Bu şehirde grev var!

Kelebek etkisi

İnsanlığından utanmak

Polis şiddetinin sınıfsal karakteri

İngiltere için 2013 nasıldı?

İngiltere’nin yabancıyla imtihanı

Yolsuzluk operasyonları İngiliz basınında

‘Ücretsiz Okul’ fiyaskosu

Siyahi ‘terörist’in ardından

İngiltere’de seçim takvimi ve Kürtler

Kutsal üçleme: Din, devlet, sermaye

Kürt sineması, Perwer ve Barzani paradoksu

Telekulak skandalında son perde

İskoçya bağımsız olacak mı?

Casus Amerika maktul Avrupa

Irkçı liderin dönüşümü

Yitirilen göçmen hayatlar: Sorumlu kim?

Daily Mail Marksist babaya karşı

İşçi Partisi ne vaat ediyor?

Sosyal medya ve sansür

Devletlerin internetle imtihanı

Göçmensiz bir İngiltere nasıl olurdu?

İngiliz Parlamentosu’ndan Suriye vetosu

Bir barış projesi olarak AB! Acaba?

Mısır’daki şiddet ve Batı basını

Adalet için bir ses ver!

Liberal Demokratların çıkmazları

Erdoğan ve The Times

Bir adım ileri iki adım geri

İngilizlerin Kraliyet aşkı

Bir casus hikayesi

Stop G8!

İstanbul, Londra, Sao Paulo

İçeriden ve dışarıdan Gezi Parkı direnişi

Woolwich olayı ve ırkçı saldırılar

Eşcinsel Evlilik Yasası

Muhafazakarların göçmen avı

Filler ve çimenler

Dünya basınında Karayılan açıklaması

Kendine Müslüman Batı medyası