19 Aralık 2014 Cuma
 
Ana Sayfa Yazarlar DR. ÖZLEM BELÇİM GALİP
15 Temmuz 2013 Pazartesi
DR. ÖZLEM BELÇİM GALİP
ozlemgalip@hotmail.co.uk

Türk polisi ve İngiliz polisi arasındaki 7 fark

İngiltere Gündemi


Geçtiğimiz Cumartesi akşamı Türk polisi, Taksim’deki protestoculara karşı geleneksel biber gazı ve tazyikli suyla müdahalelerinden birini gerçekleştirdi. Sonuç? Yine onlarca protestocu yaralı. Yine onlarca protestocu gözaltında. Öte yandan geçtiğimiz Cuma akşamı Kuzey İrlanda’nın yönetim merkezi Belfast’ta Protestanların geleneksel yürüyüşleri sırasında çıkan olaylarda 32 polis yaralandı. Daha önce de Aralık ayında Belfast belediye binasından Birleşik Krallık bayrağının kaldırılması için oylama sırasında çıkan olaylarda 15 polis yaralanmıştı. Ocak ayında Belfast’ta İngiltere ile birlikten yana bir grubun yaptığı gösteriler sırasında çıkan çatışmalarda molotof kokteylleri atılmış on polis yaralanmıştı. Mesele olayların niye ve nasıl başladığı değil aslında. Mesele ötekileştirilen halklarla ve gruplarla sorun yaşayan Türkiye ve Kuzey İrlanda gibi iki ülke ki polis güçlerinin protestoculara yaklaşım farklılığı. Yani Türk ve İngiliz polisi arasındaki farklardan bahsediyorum. Şöyle kısaca özetlenebilir:
1. Türk polisi, protestocunun pasif direnişçiliğine bile katlanamadan, tüm teknik imkanlarını kullanarak saldırır. İngiliz polisi protestocuların kamu mallarına zarar verme ve şiddetini artırma durumunda ancak tazyikli suyla müdahale eder.
2. İngiliz polisi silah taşımaz. Bazı polis güçleri teleskobik copları ve suçluları etkisiz hale getirmek için sprey kullanırlar. Yakın zamanda ise görev başında birçok İngiliz polis öldürüldü. Bu da polisler silah taşısın mı taşımasın mı tartışmasını yeniden gündeme getirmişti. Ancak polislerin yüzde 80’i silah taşımak istememektedirler. Pek çoğu silah taşımak yerine istifa edeceğini dile getirmişti. Türk polisi ise silah taşır, ayrıca şu ana dek olaylar esnasında havaya ateş etme bahanesini kullanarak yüzlerce kişinin ölümüne sebep olmuşlardır.
3. Bir polis gücü adına gelen herhangi bir şikayet üzerine ‘Bağımsız Polis Şikayet Komisyonu’ (IPCC) devreye girer ve polis soruşturma altına alınır. Bu komisyonda yer alan üyelerin hepsi polis teşkilatıyla ilgisi olmayan sivil kişilerden oluşur. Türk polisine yönelik herhangi bir şikayet ise dikkate alınmaz. Yeri geldiğinde işledikleri suçların büyüklüğüne göre Türk polisi terfi bile edilirler.
4. İngiliz polisiyle fotoğraf çektirmek istediğiniz de bu teklifinizi reddetmedikleri gibi, sizin teşekkürünüzün ardından; “o şeref bana aittir” derler. Türk polisinin fotoğrafını çekmek istediğiniz de ‘çekme ulan’ der.
5. İngilizler, İngiliz polisine güvenir. Türkiyeliler, Türk polisinden korkar.
6. İngiliz polis teşkilatının yetkisi sınırlıdır. Türk polisinin teşkilatının yetkisi ise, faşizan yönetimler tarafından geçmiş yıllarda bu kurumun temeline yerleştirilen dokunulmazlık zırhının yanı sıra tamamen sınırsızdır.
7. Türk polisi gözaltı otobüslerinde mehter marşı dinleten, işkence yapan, sokakta tipi hoşuna gitmeyenleri durdurup  GBT’ye alıp keyfi uygulama yapandır. İngiliz polisi böyle şeyleri yapmaz; yapmasına izin verilmez.  
Şahsen polis güçlerinin hiçbirini din ve millet ayırt etmeden tasvip etmiyorum, zira her daim sistemin bir numaralı korumaları olmuşlardır. Ama her ülke polisinin de arasında fark yok değil. Türk polis Kürdistan’da her daim ünlü yönetmen Oliver Stone’ın Katil Doğanlar (Natural Born Killers) filmine atfen şiddet ve korku saçan yetkisi sınırsız kamu personeli olmuşlardır. Ancak İstanbul ve Ankara gibi metropollerde son bir buçuk aydır Türk polisi, hakim sınıfın sopası, düzen bekçisi, biber gazı üreticilerinin göz bebeği haline gelmiştir. Türk polisi cemaatçidir, muhafazakardır, mutaassıptır, korku yaratandır, öldürendir. Türk polis teşkilatı, falaka geleneğini yaşatan teşkilatıdır. Yeni çağın ‘Yeniçeri Ocağı’dır. Yönetimin aynasıdır. Mesai ücretleri yokmuş, çok çalışıyorlarmış, sosyal hakları yokmuş. Hepsi hikaye.
Türk polisi, bin yılın gelenekleriyle, üstüne binbeşyüzyıllık din kültürüyle ve peşi sıra “devlet-i ebed müebbed” anlayışıyla öyle yoğrulmuştur ki, öyle maaşa zam yaparak, eğitim seviyesini artırmakla aklanıp paklanacak gibi değil. Yenilikçi ve köktenci değişiklikler şart. Devrim Şart.



1899
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazı Boyutu:12 14 16 18

Yazarın Diğer Yazıları

Erdoğan ve DAİŞ’li kadınlar

DAİŞ’i beslemeyin yeter!

İskoçya bağımsız değil ama...

Obama IŞİD’e karşı

NATO Ukrayna IŞİD

İngiltere’de İslami 'terör' alarmı

IŞİD’in İngiliz aksanlı cellatları

Amerika’da isyan

Obama Êzîdîler’i kurtarır mı?

Korkusuz Kürt Kadınları

Ortadoğu’nun kesik damarları: Filistin ve Kürdistan

Uçak düştü kriz başladı

Kuzey İrlanda’da 12 Temmuz

Sırra kadem basan dosyalar

Cameron’a inat Juncker Başkan

IŞİD tehdidi

Angela Merkel:1 - David Cameron: 0

Irak soruşturmasında son durum

Seçim(sizlik) İngiltere Gündemi

84-85 İngiltere madenciler grevi ve Soma

Ekonomi düzelmiş! Bize ne!

No pasaran!

Ağlamayan bebeğe mama yok!

Ukrayna’daki kriz İngiltere’de suçlar silsilesi

İngiliz parlamenter yolsuzluk yaparsa?

Erdoğan yasaklarının ardından

Eğitimden demokratik köleliğe

Merhum Bob’u nasıl bilirdik?

Ukrayna Meydan Savaşı

Uluslararası medyada Erdoğan skandalı

Ya bağımsızlık ya ortak para birimi

İlahi adalet değil doğal afet

No Blacks, No Dogs, No Irish!

Bu şehirde grev var!

Kelebek etkisi

İnsanlığından utanmak

Polis şiddetinin sınıfsal karakteri

İngiltere için 2013 nasıldı?

İngiltere’nin yabancıyla imtihanı

Yolsuzluk operasyonları İngiliz basınında

‘Ücretsiz Okul’ fiyaskosu

Siyahi ‘terörist’in ardından

İngiltere’de seçim takvimi ve Kürtler

Kutsal üçleme: Din, devlet, sermaye

Kürt sineması, Perwer ve Barzani paradoksu

Telekulak skandalında son perde

İskoçya bağımsız olacak mı?

Casus Amerika maktul Avrupa

Irkçı liderin dönüşümü

Yitirilen göçmen hayatlar: Sorumlu kim?