Direnişin kalesi Wan
Siyasi soykırım operasyonları kapsamında gözaltına alınan 13 kişiden Wan Belediye Başkanı Bekir Kaya, Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından olan BDP eski İl Başkanı Cüneyt Caniş ile İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alınan Başkale Belediye Başkanı İhsan Güler tutuklanarak cezaevine gönderildi. Böylece rehine olarak tutulan binlerce Kürdistanlı tutsağa yeniler eklenmiş oldu. Yerel seçimler yaklaşırken AKP Hükümeti, siyaseten alamadığı belediyeleri almak için bir yandan tüm seçilmişleri tutuklardan, bir yandan da aday olma ihtimali bulunanları cezaevine koyarak seçimleri kazanmayı garantilemek istiyor. Ancak gözden kaçırdığı ya da görmek istemediği bir nokta var ki orası çok önemli. AKP Kürt halkına ne kadar saldırırsa saldırsın, sonuç almak bir yana, kaybedeceği açıktır. Nitekim anketler de BDP’nin oylarında büyük bir artış olduğunu gözler önüne seriyor. Wan’da 13 BDP’linin gözaltına alındığı perşembe sabahının ilk saatlerinden itibaren halkın sergilediği tutum, Kürdistan’daki gerçekliği gözler önüne seren çarpıcı bir örnektir. Belediye başkanlarının evlerine polisin bakın düzenlediği haberi gelir gelmez binlerce kişi, sokaklara çıkarak çeşitli eylemler yapmaya başladı. Bu eylemler günlerdir aralıksız olarak sürüyor. Belediye çalışanları çöpleri toplamadı, tüm kentte sular kesildi, hizmet verilmedi. Belediye işçileri, dozerlerle yollara çıkarak tepkilerini gösterdi. Yine Emniyet’in, Adliye’nin ve Belediye’nin önünde günlerce sabahlayan binlerce kişi, iradesine sahip çıktı. Çok açık bir şekilde “Kürt halkı olarak özgürlüğümüzü istiyoruz. Özgürlük davasından dönem ve baskılara karşı taviz veren namerttir” mesajını verdiler. Wan halkının “irademiz” dediği belediye başkanlarını sahiplenme düzeyi, Kürt halkının siyasi soykırım operasyonları karşısında nasıl bir yaklaşım ve tutum içinde olması gerektiğini de gösterdi. Eğer AKP faşizmi her gün genç-yaşlı, kadın-çocuk demeden onlarca insanı tutukluyorsa, ona halkın vereceği yanıt da Wan’daki gibi olmalıdır. Wanlılar adeta kentte yaşamı felç ederek temsilcilerine sahip çıktılar. Eğer bugün gözaltına alınanlardan bazıları serbest bırakılmışsa, bu halkın görkemli direnişi sayesindedir. Eğer halk bu tür meşru eylemlerle her gözaltına alınana sahip çıkarsa, AKP Hükümeti faşist saldırılarını bu şekilde sürdürmeye kolay cesaret edemez. O zaman Wan’daki halkın direnişinden tüm Kürdistanlıların çıkaracağı ders, her türlü faşist saldırı karşısında direnişi yükseltmektir. Kürt halkı direnmeden hiçbir hakkın alınamayacağını çok iyi biliyor. Bu konuda gereken fedakarlığı gösterdiğini de son birkaç günde yapılan eylemler kanıtlamaktadır. Anlaşılan o ki Kürt halkı için direnişten başka yol yoktur.
*** AKP’liler, ikide bir Kürt Özgürlük Hareketi ile görüşmelerin olduğu yönünde demeç vererek ya da kendi basınlarına bu yönlü haberler yaparak Kürt halkını oyalamaya, beklenti içine sokmaya çalışmaktadırlar. Kürt Özgürlük Hareketi, hergün onlarca kişinin tutuklandığı, askeri operasyonların kesilmediği, Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin ağırlaştırılarak sürdüğü bir ortamda, görüşmenin olmayacağını defalarca açıklamasına rağmen bu yönlü haberler çıkmaktadır. Bununla Kürt halkının mücadele ve direniş azminin kırılmak istendiği ortadadır. İşte yazarlarımızdan Cemil Bayık, bu haftaki makalesinde bir kez daha bu konuya şu cümlelerle dikkat çekmekte: “Kürtler üzerinde bu kadar askeri ve soykırım politikası ve çözümsüzlükte ısrar sürerken sadece direnişin yükselmesi beklenir. Bunun dışındaki her söz ve değerlendirme oyalama ve tasfiye politikasının psikolojik savaş söylemleridir. Beşir Atalay’ın söyledikleri tamamen bir psikolojik harekattır.”
1024
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA
|