Efrîn ve kontrolsüz Recep Tayyip…

akahraman61@hotmail.com | 15 Şubat 2018 Perşembe

AHMET KAHRAMAN

“Türk devleti kontrolden çıktı ve Amerika Birleşik Devletlerinin, bunu söyleme zamanı geldi."

Bu cümle, Amerika’nın Ankara eski Büyükelçisi Eric Edelman ile eski Başkanı Obama’nın yardımcısı Joe Biden’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Silluvan’ın, Recep Tayyip Türkiyesine ilişkin ortak tesbitidir. “Vahim" sinyaller veren, ağır ve anlamlı bir tesbit…

Neresinden bakılırsa bakılsın, tesbit vahimdir. Çünkü, “kontrolden çıkmak" dünyayı algılayıp anlayamamak, ipleri koparmak demektir. Delinin, yaşanan ortamı “değneksiz köy" sanması, tıpkı Recep Tayyip’in yaptığı gibi ırkçı tapınma ile “Kızıl elmaya gidiyoruz" diye diye gücüne göre gördüğü her yere el koymak demektir.

Aldof Hitler de, Almanya’yı bütün kurumlarıyla ele geçirdikten sonra, artık dünya kabadayısıydı. “Kontrolden çıkmış“ deli olarak, gizliden gizliye “vay be, bütün bu ben miyim" diye böbürlenerek “Avrupa fatihi" olma sevdasındaydı. Bu güdüyle sağa, sola saldırdırmaya başladı.

Kafadarı, İtalyan Mussolini de kuzey Afrika’ya vermişti, yönünü…

Ancak, iki kafadar için, gidiş bir yere kadardı. Bir yerden sonra önleri kesildi. Hitler kendi kafasına sıktı, kurşunu. Mussolini de idam mangasının karşısında durdu.

Bu olaydan sonra, ipini koparıp kontrolden çıkan kabadayılar (diktatör) - ki bunlara Türk generaller de dahil- işgale kalkışamadılar. Kendi yurttaşlarını esir alıp işkence etmek, cinayet işlemek ve zindan düzeni kurmakla yetindiler.

Arjantinli Generaller (Galtieri ve Videla) Britanya’nın elindeki Falklan adasını fethine çıkma basiretsizliği ile başlarına bela sardılar. Başkası için, inşa ettikleri zindanın mukimi oldular.

Ama Irak’ın kabadayısı Saddam Hüseyin, tam bir kotrolsüzdü. Kürt soykırımından sonra, Kuveyt‘in petrol kuyularına saldırma ile “cami duvarını" kirletti. Sonra, ipin ucunda sallandı.

Günümüzün ipini koparmış, “kontrolden çıkmışı" diktatörü, Recep Tayyip içeride tam anlamıyla kurttu. Kürtler çepe çevre sarılmış esir, kimileri rehineydi. Bebeğinden 80’lik ihtiyarına kadar, göz önünde kim varsa zindandaydı. Yolda, belde, evde cinayet ise Türk polis ve askerine serbestti.

Türk kesiminde de muhalif kim varsa, diktatörlüğün hedefiydi. Böylece ülke, baştan başa insan hayatlarının adeta katran kazanlarında kaynağı cehennemdi. Cehennemin tek mutlusu ise Recep Tayyip’ti. Düşmanlarına eziyet, onu mutlu ediyordu.

Onun mutluluk tablosunda komşular da vardı. İran ve Rusya ile bir savaş aşamasına geliyor, bir barışıyordu. Şu sıralar, onlarla Kürt ve Amerikan düşmanlığı temelinde dost…

Ama Ermenistan tarihi düşmandır. Biraz ötede yer alan İsrail ise Recep’in hayranlıkla Abdülhamit’ten miras ebedi düşman…

Yunanistan, hep Palikarlıydı, yine Palikaryalı. Savaş tamtamlarıyla didişip duruyor, Recep.

Irak ve Suriye ganimet avlağıdır.

Akdeniz’in öte yakasındaki Mısır’la, Recep Tayyip’in tarikatı Müslüman Kardeşler (İhvan) çetesine iktidarı teslim edilmediği için, kan davalıdır.

Anlayacağınız bölgenin belalısıdır, Recep Tayyip. Elinin altındaki ordu da, adeta özel fedai birliğidir. Mafya liderinin, hoşlanmadığı tetikçilerini dövüp yerlerde süründürmesi misali, ordunun generaller ile oynuyor. Onları, aşağılayarak görevden almak, hapis tutarak terbiye ediyor, sonra karşısında susta tutuyor.

Ve onlar, göze girip yerlerini korumak için daha çok Kürt öldürüyor, yıkım yapıyorlar.

O generaller şimdilerde, Putin’den satın alınmış izinle, Efrîn Kürtleriyle savaşta. Zaferden zafere koşma adına, çocuk, kadın katliamı, köy, mezarlık yıkımına orada devam ediyorlar.

Kürt kırımı, Kürdistan’ın yıkımı başlıca görevleri. Çünkü, Recep Tayyip’in kafa takıntısına göre, bu mesele Türk ırkının “beka“ meselesidir. Yani Kürtler yaşatılmaz, devlet kurmalarına izin verilmezse Türk ırkı yaşıyacak. Aksi halde “beka" (gelecek) kör, kötürüm olacak ve sönecek…

Böyle “mankafalık" Hitler’de bile yoktu. O, Yahudilere kafayı takmış bir deli, iflah olmaz bir kaçıktı. Ama buna rağmen, “Alman ırkının bekası, Yahudilerin yok olmasına bağlıdır" demiyordu.

Ama Recep Tayyip, takıntısının peşi sıra nerede bir Kürt varsa, ölüm ve yıkımla oraya seğirtiyor. Şengal, Kandil, Güney Kürdistan, Rojava seferi derken, şimdi barış insanlarının barınağı, günahsızlar yurdu Efrîn kapılarında…

Bu, ırkçılık hastalığının delilik haline dönüşmesidir. Çünkü, Efrîn’de Kürtlerin kişiliğinde İslami teröre karşı birleşen Batı medeniyetine saldırıyor. Bu savaşta Batı ve özelde de Amerika Birleşik Devleri Kürtlerle müttefiktir. Dolayısıyla saldırı çok yönlü ve anlamlıdır. En başta, Kürtlere saldırı soygun, talan çetelerini rahatlatmaktır.

Onlar adına Kürtler ve Amerika’ya savaş açmaktır.

Recep Tayyip, açıktan açığa Amerika’yı tehdit ediyor, hızını alamayarak, Mafyanın külhani (kabadayı) raconuyla, “anlaşılan Amerika Osmanlı tokadını tatmamıştır" diyordu.

Sözün kısası, Recep Tayyip bölgesel sorun olmaktan çıktı. O artık dünyanın dengelerini dinamitlenmeye başlayan biridir. Onun bu hali, Amerikalılar tarafından “kontrolden çıkma“ olarak tesbit ediliyordu. Biliyoruz kontrolden çıkan Mısır’ın Mübarek’i uçurulmuş, Tunus’un Bin Ali’si gitmiş, Saddam ise ipe çekilmişti.

 Kontrolden çıkma, ipsizliktir. Kısacası sağlığa da zararlıdır. Tarihin çöplüğü ipini koparak kontrolsüzlerle doludur.

Ayrıca, yaşayan için sonuç, çok dramatik oluyor…



2687
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: