Cennet Belgeleri ve İsviçre

14 Kasım 2017 Salı

SERKAN DEMİREL

Cennet Belgeleri ile ortaya çıkan vergi kaçakçılığı ve yolsuzluklar birçok yerde olduğu gibi İsviçre’de de büyük bir yankı uyandırdı. Vergi kaçakçılığına ismi karışan 2 bin 300 İsviçre vatandaşı ve ülkedeki şirketler siyasetçilerin gündeminde. 

Geçtiğimiz günlerde Uluslararası Araştırmacı Gazeteciler Konsorsiyumu (ICIJ), Paradise Papers (Cennet Belgeleri) offshore vergi indirimi yapan ya da vergi almayan ülkelere yatırım yaparak vergi kaçıran zenginlerin ve siyasetçilerin ilişkiler ağını ortaya çıkarıp yayınladı.

13,4 milyon belgeden oluşan Paradis Papers, ABD Başkanı Donal Trump’ın sekreterinin Rusya ile ola bağlantılarını, İngiltere Kraliçesi ve farklı ülkelerden 120’den fazla politikacının off-shore hesaplarını, Türkiye Başbakan’ı Binali Yıldırım ve oğullarının Malta’daki off-shore şirketlerine kadar bir kişinin vergiden kurtulmak için başvurdukları yöntemlere yer verdi. Yolsuzlukların yanı sıra belgelerin bize gösterdiği en büyük gerçek, fakir ile zengin arasındaki uçurumun boyutlarıydı.

Yayınlanan belgeler içerisinde İsviçre, 9’uncu sırada yer alırken, 2 bin 300 İsviçre vatandaşının yanı sıra çok sayıda İsviçreli şirketinde vergi kaçakçılığı listesinde yer alması, İsviçre’yi sarstığı gibi ülkedeki siyasetçiler arasında da bir kutuplaşma yarattı. 

Cennet Belgelerinin, İsviçre’nin ham madde ticareti yapan en büyük şirketlerinden Emtia devi Glencore’un, Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ndeki değerli bir bakır madeninin işletmesine yönelik antlaşmayı yapmak için krediler kullanıp Kongolu siyasetçilere ve İsrailli işadamı Daniel Gertler’e ne gibi rüşvetler verdiğini ortaya koyması, İsviçre’de en çok tartışılan konular arasında. 

İsviçre basının günlerdir manşetinden düşürmediği bu yolsuzluklar, aynı zamanda İsviçre Federal Meclisinin de en önemli gündem konuları arasına girmiş durumda. Kimi siyasetçiler, Cennet Belgelerine ismi karışan İsviçre vatandaşları ve şirketlerinin ülkenin adına zarar verdiğini tartışırken, özellikle sol-sosyalist kanatta siyaset yapan kimi kesimler ise vergi kaçakçılığı ile aslında insan haklarının ihlal edildiğine ve emek sömürüsüne ortak olunduğuna dikkat çekiyor. 

Örneğin, konuya ilişkin İsviçre Federal Meclisine bir önerge sunan Sosyalist Parti Milletvekili Carlo Sommaruga İsviçreli şirketlerin yolsuzluklarının soruşturulmasını isteyerek, şunları dile getirdi: “Bizler, Glencore gibi İsviçreli şirketlerin yerel nüfusun açlık ve yoksullukla boğuştuğu Afrika’da yaptıkları yolsuzluklara sessiz kalarak işlenen suça ortak olmamalıyız. İsviçre’deki çok uluslu şirketlerin, İsviçre dışındaki bütün faaliyetleri kontrol altına alınmalı ve bu şirketlerin kimleri desteklediği ve kimler tarafından desteklendiği araştırmalı. En önemlisi bu kaçakçılığa yolan açan yasalar yeniden ele alınmalı.” 

Evet, tamda Sommaruga’nın işaret ettiği gibi vergi kaçakçılığı yapanlar kadar bu kaçakçılara destek konumunda duran ülkelerin yasaları üzerinde durulmalı. İsviçre veya başka bir yer hiç fark etmiyor var olan yasalar zenginlerin hırsızlıklarını kolaylaştırırken, yoksulun tamda yoksullaşmasına neden oluyor. Bulundukları bölgelerdeki siyasete yön verecek kadar güçlü olan zenginlerin veya şirketlerin yargılandığını kaç defa gördük acaba? Görmedik, görmekte biz yoksullara yani zenginlerin mağduru olanlara, hiçte kolay kolay nasip olmayacak, çünkü yasalar zenginden yana ve bu yasalar zenginin tam zengin olmasına, onun daha çok hırsızlık yapmasına hizmet ederken, yoksulunda daha çok yoksullaşması üzerine kurulu. 

Belgelerin açıklanmasının üzerinden günler geçmesine rağmen vergi kaçakçılığına ismi karışan hiç kimse daha yargılanmış değil, yargılanmayacakta. Onları yargılanmaya götürecek bir yasanın varlığı yok ortada. Hırsızlar, var olan yasaların kendilerine tanıdığı imkanlar üzerinden çaldı ve çalmaya da devam edecek. Kapitalizmi ayakta tutan bu hırsızlara dokunmak aslında dünyayı yöneten sisteme dokunmak anlamına gelir. Dünyada dönen tüm bu hırsızlığa ve yolsuzluklara dokunmaya halktan yani yoksuldan başka kimsenin gücü yetmez. 

Özetle İsviçreli Glencore adlı dev şirketin Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde emeğini sömürdüğü yoksul Afrikalı ile aynı şirketin İsviçre’de mağdur ettiği yoksul, aynı amaç uğruna ayağa kalkmadıkça bu düzen hırsızdan yana devam edecek. 



606
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: