Trans müzikten yola çıkan bir toplum çözümlemesi

14 Kasım 2017 Salı

SİNAN CUDİ

Ortadoğu ve Kürdistan’da binlerce yılda oluşan kültür ve ahlakın ulus-devlet dayatmasıyla parçalandığı, dizginlerinden boşalmış bir toplumsal yapıya dönüştüğü, sistem eleştirisi geliştiren tüm toplumsal ve siyasi kesimlerin ortaklaştığı bir tespit. Günümüze damgasını vuran toplumsal ve kişisel travmatik sorunların altında ulus devlet kültür ve ahlak(sızlığı)ının yattığı net bir gerçek. 

Ne de olsa içte toplumla, dışta başka ulus devletlerle sürekli savaş, çatışma ve gerginlik içinde olmayan bir ulus devlet yok. Ve sürekli savaş halinde bulunan böylesi bir yapılanmanın toplumdaki izdüşümü de bundan farklı bir sonuca yol açamazdı. 

On beş bin yılı aşkın bir tarihsel süreçte toplumsal kültürünü iç içe bütünlük şeklinde yaşayan kadim coğrafyamızda dayatılan parçalılık yaşanan kaosun temel nedeni olduğu gibi, bunun altında da birey ve toplum genelindeki belirsizlik ve korku hali yatıyor. 

Belirsizlik, korku ve kaos!…

İdeolojik ve yapılanma olarak ulus devlet eleştirisi geliştiren kesimlerin bu nedenle yeniyi yaratım maceralarında ilk olarak toplumun bütün alanları için geçerli olan bütünlüklü bir gelişimi hedef almaları oldukça önemli. Yani toplumun siyaset alanıyla yakın ilişkide bulunup kültürel, sosyal, ekonomik alanını es geçme gibi bir lüksü bulunamaz. 

Her türlü koşula uygun, tüm toplumsal kesimleri hedefleyen, her yaş kategorisini kapsayan yaratıcı politikalarla bütünlüklü bir yöntem zenginliği olmazsa ulus devletin dayatması olarak şekillenen asimilasyoncu, entegrasyon karşıtı politik duruşları aşmak mümkün değil ne yazık ki. Modernitenin yabancılaştırıcı etkilerine karşı hakikatin ifade tarzı, yaşam biçimi, kültür ve ahlakını oturtmak zorundayız. Ki bu da en büyük savaş alanı olarak sürekli tetikte olmayı gerekli kılıyor. 

Kültürel soykırım kıskacında bulunan halk tanımının derinliği ve tarihsel kökenlerini iyi kavrayarak, toplumsal yaşamdaki olumsuz etkilerini aşmak bu anlamıyla en temel politik öncelik olmak zorundadır. 

Böylesi temel görevlere sahip olan politik alanının sırf tarih bilincindeki yetersizlik nedeniyle sorumlu olduğu alanları es geçmesi şüphesiz sadece “yok etme”yi varlık gerekçesi kılmış iktidar odağının, faşizmin işine yarayacaktır. 

Toplumsal alandaki yozlaşmayı bu çözümleme ışığında okumak oldukça önemli. Kırk yıldır savaşla iç içe büyüyen nesillerin kendilerine ait alanlarının bulunamayacağı, bu anlamıyla hiçbir kişi veya kesimin Özgür Kürt kimliğinden azade, kapitalist kültürün sihirli değneği bireycilikle bir yere varamayacağını iyi kavramak gerekiyor. 

Bu anlamıyla Kürdistan halkının kurtarıcısı olarak kabul gören gerillaların giysilerini onur payesi olarak giyen ve fakat trans müzikle kendinden geçerek sözde deşarj olan gençlerimizin yaşadıkları çelişkilere eğilmek kanımca en öncelikli görevlerden biri olmalı.

Pek tabii tüm kültürlere ait değerleri sahiplenmek ve tutucu olmamak; iletişim çağının etkileşimlerine kapalı olmamak gerekiyor. Fakat kendi özgünlüğünü koruyamayan, kültürel değerlerine sahip çıkmayan, kapitalist modernitenin yabancılaştırıcı etkisiyle “benzeşerek” rahatladığını ve sorun haline getirilen Kürt kimliğinden kurtulacağını uman bir neslin içimizde büyümesine de izin veremeyiz. 

Direniş bir değerse, bu, toplumsal alanda layıkıyla yer bulmasıyla kalıcı hale gelebilir. Özgürleştirilmesi için her gün oluk oluk kan akıtılan bir ülkenin toplumu en azından bu saygıyla, direnene, canını katık edene bunu borçlu olduğu bilinciyle yaşamalı. Aldığı nefesin, yediği lokmanın ne tür bir amansız mücadelenin eseri olduğunu öğrenerek büyümeli…



696
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: