Tersine tarihsel blok

Selimferat@web.de | 14 Kasım 2017 Salı

SELİM FERAT

Türkiye’de neler oluyor?       Bu moda sorunun ömrü iki yıldır revaçta.

Ömrü daha da uzayabilir.

Toplum iktidardakilere karşı sessiz değil.

Gözle görülecek bir hareketlilik de yok.

Tabloyu resimlerken, Lizbon’lu üst felsefe adamı Fernando Pessoa’nın „Huzursuzluğun Kitabı“na işaret etmek istiyorum.

Pessoa, tarlası olan bir köylünün, eğer tarlasını kendisine yeterli görüyorsa, bunun köylü için bir imparatorluğa sahip olduğu anlamına geleceğini;

Eğer bir imparator, imparatorluğunun sınırlarını kendisi için yeterli görmüyorsa, imparatorluğun sadece bir tarladan ibaret olacağının altını çiziyor.

Türkiye’de tarla sahibi köylülerin sahip oldukları tarlaya razı olduklarını söylemek doğru olur mu bilmiyorum.

Ancak, Türkiye’de her köylü ve işçinin bir tarlaya mecbur edildiklerinden yola çıkmanın da yanlış olmadığını düşünüyorum.

İmparatorlara (yönetenlere) gelince, onların imparatorluklarının sınırlarını yeterli gördükleri savı yerinde olmaz.

Türkiye’nin Barzani’yi de yanına alarak, Ortadoğu’da, Osmanlı’ya benzeyen bir imparatorluk kurma hayalleri, şimdilik suya düştü.

Katalonya’da 750 bin kişi, tutuklanan bağımsızlık ilanından sonra tutuklananların serbest bırakılması için yürüdü. 

Referandum’dan sonra ne Kürdistan’da yüzbinler sokaklara döküldü, ne de Barzani’yi destekleyen Erdoğan’ın hükmettiği Türkiye’de milyonlar Barzani’ye destek verdi.

Öyle olması gerektiğini iddia etmiyorum, ancak hem Barzani ve Erdoğan uluslararası kumpasa alınmaktan kurtulamadılar. Erdoğan Suriye ve Rojava’da adım atamadı, Kerkük hayalini ise Rusya ve İran’a kaptırdı.

Barzani, en altdakilerin gücüne dayanmayan bir partinin lideri olarak, kendisine yapılan „kalleşliği“, „yenilgi“ye neden olarak göstermek mecburiyetinde bırakıldı.

Başa dönmek istiyorum:

Türkiye’deki sessizliğin, toplumun ekonomik ve sosyal olarak rehine alınması nasıl açıklanabilir?

Sosyal gelişmeleri dikkatlice izlersek, sivil toplumun kuşatıldığı bir Türkiye’den bahsetmek mümkün.

Gramsci’nin Hegemonya kavramında, boyun eğenlerin iznini alan iktidar erkinin egemenliğine açıklık getirilir.

Bunun başka bir adı da „Tarihsel Blok“ olarak irdelenir. Ancak Türkiye’de bu Tarihsel Blok, tersine bir zemine oturtuldu.

Evet, tam uygun olmasa da, Türkiye’de toplum, bir yerde en altdakiler, iktidarın ideolojik ortakları haline getirildiler.

Bunun temel etkeni, Gerilla Hareketi ve Kuzey Kürdistan’daki anti sömürgeci mücadelenin örgütlenmelerine karşı militarist savaşın yarattığı sosyal psikolojik etki.

İkinci önemli etkeni, toplum bilincine egemen hale getirilmek istenen sosyalizm düşmanı bilinç.

Tarlalarına rıza göstermeye mecbur edilen köylüler, iş yerlerine rıza göstermek dışında seçeneği olmayan işçiler, eğer iktidarın ideolojisinin taşıyıcıları değillerce, tarlalarını ve iş yerlerini kaybetme tehdidiyle karşı karşıyadırlar.

Özetlersek, ne tarla ve iş sahipleri, sahip oldukları konusunda razı;

Ne de „İmparator/Reis“ imparatorluğunun sınırlarının yeterli olduğuyla ilgili mutlu, ve sadece bir tarla sahibi.

Ne üst yapı mesut;

Ne de en altdakiler kaderlerine rıza gösteriyorlar ve bu hiç de hayra alamet değil ve gelecekteki alt-üst oluşun da habercisi; öyle görünüyor ki, Erdoğan’ı ABD de kurtaramayacak!



801
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: