Asıl korkunç olan erkek egemen zihniyetin kendisi

21 Ekim 2017 Cumartesi

EYLEM KAHRAMAN

“Biz kadınlara yöneltilen saldırıların çokluğu ve sertliği karşısında yılmayacağımız gibi; ne 'sahici kadın'a yağdırılan çıkarcı övgülere kanıp aldanacağız, ne de paylaşmaya yanaşmadıkları alın yazısının erkeklerde uyandırdığı coşkunluğa kapılacağız.”  Simone de Beauvoir


Bütün semavi dinler Ortadoğu kökenlidir. Hepsi kadını görmezden gelir ve onu yok sayar. Zira Allah insanı yaratırken önce erkek olan Adem'i, sonra da ona 'can yoldaşı' olması için Adem'in sol kaburgasından Havva'yı, yani ilk kadını yaratmıştır: “O insandan eşini vücuda getirmiştir.” (Nisa Suresi 1. ayet)

İslam dini peygamberi de konu hakkında şöyle buyurur: “Kadın kaburga kemiğinden yaratılmıştır. Kaburga kemiğinin en eğri tarafı da üst tarafı, uç kısmıdır. Eğer onu düzeltmeye kalkışırsanız, kırarsınız. Kendi haline bırakırsanız da daima eğri kalır.”

Geri kalmış Ortadoğu toplumlarında düşünen, soran, sorgulayan kadına bu nedenle asla tahammül yoktur. Çünkü O, en baştan “arızalı”, “eğri”, yani kafası, beyni, düşüncesi “sorunlu”dur. 

“Büyük olma”nın en önemli ölçüsü olarak yakalanan kültür-sanat düzeyinin değil, nüfus sayısının baz alındığı bir ülkede kadınların kuluçka makinası olarak görülmesi ve siyasiler tarafından her dakika doğurmanın “kutsal” bir görev olarak hatırlatılması da bu yüzdendir. 

Geçtiğimiz günlerde bir Türk profesör, yine üstüne hiç de vazife olmayan bir konuda bir açıklama yaptı ve dedi ki; “kadınla tokalaşmak, ateş tutmaktan daha korkunçtur.”

Yıllardır ikide bir yürürlükte olan sınav sistemini kaldırarak üniversiteyi kazanacak başarılı öğrencilerin İmam Hatip okullarına kaydırılması gibi korkunç planlar yapılıyorken ve bir süre önce kaldırılan sınav sistemin yerine henüz bir yenisi konulmamışken, Profesör sanki eğitimde her şey dört dörtlükmüş gibi, kalkmış diyanetin ilkokul düzeyindeki bir memuru gibi abuk subuk açıklamalar yapıyor.

Türkiye gündemine baktığımız zaman bunların mantar gibi bir gecede türediğini zannedebiliriz. Fakat bu çok büyük bir yanılgı. Bunlar ne yazık ki hep vardı ve şimdi şimşek çakan korkunç gecelerde yeryüzüne aniden fırlayan mantarlar gibi her yerde karşımıza çıkıyor. Artık durumun vehametini siz düşünün.

Geçtiğimiz günlerde müftü nikâhına karşı çıkan kadınların düzenlediği eylemlere büyük saldırılar oldu. AKP zihniyeti her yerde kadınlara saldırarak ve onların kazanılmış haklarını kısıtlayan yasalarla kendi tabanına “bakın dediğimizi yaptık, geri adım atmadık” mesajı vererek seçmeninin algısıyla oynuyor yine. Çıkarılmak istenen yasayla bir adım ileri bile gidilmediği gibi, tersine geriye, hem de çok geriye gidiliyor. Türkiye'de yaşayan kadınların Medeni Kanun'la elde ettiği kazanımlar bir çırpıda yok edilerek, olan hakları da erkek egemen AKP zihniyeti tarafından gaspediliyor. Buna en çok inançlı kadınların karşı çıkması gerekiyor. AKP'li kadınların  iktidara taşıdığı AKP'nin bakanlar kurulunda sadece bir tek kadın bakanın olması düşündürücüdür. Göstermelik Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı'nın siyasi olarak hiç bir fonksiyonu yoktur. Öyle geri bir zihniyet ki, tıpkı Merve Kavakçı'nın büyükelçilik durumunda olduğu gibi, aslında mevkiye getirilen kadının kendisi değil, onun başına bağladığı ve AKP zihniyetinin iktidara gelmek için kullandığı başörtüsüdür. 

Bu din tüccarlarının Cizre'de, Şırnak'da, Sur'da gerçek müslüman olan insanlarımıza, başörtülü kadınlarımıza ne yaptığını, her cuma günü alanlarda kılınan sivil itaatsizlik namazları hakkında ne dediğini unuttuk mu?

Yasaları değiştirmek kolaydır. Zor olan örümcek ağlarıyla kaplı kafaların içindeki karanlık ve dolayısıyla asıl korkunç olan erkek egemen zihniyeti değiştirmektir, ama hiç bir şey olanaksız değildir.



515
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: