Kasırgaya kurşun atanlar

13 Eylül 2017 Çarşamba

AYKAN SEVER

Güney, Orta ve Kuzey Amerika’nın bazı kısımları son günlerde gelişen fırtınalar, kasırgalar ve Meksika açıklarındaki 8.2 şiddetindeki deprem nedeniyle sarsıldı. İrma adı verilen kasırganın yıkımı ise devam ediyor. Şimdiye kadar görülen en büyük kasırga olduğu bir tespit olarak kayıtlara geçti. Küba, Turks ve Caicos, Barbuda, St Martin, Porto Riko, Anguilla ve Virgin Adaları gibi yerlerde, kasırga epey bir yıkımın yanı sıra onlarca kişinin de ölümüne neden oldu.

Sonra sıra ABD’ye geldi. 6.5 Milyon kişi Florida eyaletinde evlerini terk etmesi gerektiği çağrısı aldı. Son olarak eyaletteki 3,4 milyon eve elektrik verilemezken, Miami kentinin bir kısmı da sular altında kaldı. Bazı kentlerde ise hırsızlığı önlemek için gece sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

Asıl mesele bundan sonra başlıyor. Bu "doğal felaketler”den kim ne ders çıkardı? Tek tek kimler ne düşündü elbet bilemeyiz ama basına bazı tepkiler yansıdı. En ilginci sosyal medyada bir araya gelip “Bu büyük kabadayıya karşı koyma vakti geldi. Burası bizim evimiz ve kimse bizi buradan atamaz. İrma Kasırgası’na ateş ederken bu savaşta bana katılın ve onu gördüğünüz yerde vurun. Cehennemde yanacak” diyen Amerikalılardı. Olay “can sıkıntısı ve stresten” başlasa da epey ilgi görmüş. 60 bin kişi civarında. Niye? Belki de Amerikalıların bir kısmı “el alışkanlığı”yla her şeyi çözebileceklerini düşünecek kadar hayal dünyalarını geniş tutuyorlardır, ne dersiniz? 

Bakın o esnada ülkenin başka bir yanında ne olmuş “Amerika’nın Teksas eyaletindeki Dallas kenti yakınlarında bir evin içerisinde ateş açıldı, olayda şüpheli dahil en az 8 kişi öldü”. Olayın niyesi dahi belli değil, ama olsun. Belki de sahiden hep beraber ateş edince kasırga da ölür, niye olmasın, Amerika orası. Hem hep beraber kısmını hatırlamaları önemli. Ama daha da önemlisi gelişen “doğal felaketler” karşısında örneğin İrma Kasırgası'nı "kocaman canavar" şeklinde tasvir edip, çok yakında" eyaleti ziyaret edeceğini de söylemekten öte elinden bir şey gelmediği gibi, küresel ısınmanın olmadığına inandığını cümle aleme ilan etmekten gurur duyan Trump gibi bir başkanları var. Sonuçta ne kadar övünseler, ne yapsalar yeridir.

Tabii bütün insanların hemen eli beline gitmiyor. Bakınız Bolivya Devlet Başkanı Evo Morales “Karayipleri vuran kasırgalardan kapitalist sistem sorumludur. Kapitalizm çevre kirliliği ve küresel ısınma üretiyor. Bütün dünya Paris İklim Anlaşması'nın kurallarına uymalıdır” diyor. Keza sık sık kapitalizmi eleştirmekten imtina etmeyen Papa Francisco da ziyaret ettiği Kolombiya’da, "Dengesiz ekolojiden en çok etkilenen Dünya'nın çığlığını, yoksulların çığlığını duyun" demiş.

Elbette bu tespitlerin çok doğru olan yanlarının yanı sıra eksikleri de var. Benim en çok hoşuma gidense sosyal medyada rastladığım bir grup Dominik Cumhuriyeti sakininin İrma, Katia ve Jose adlı kasırgalara teşekkür eden mektubu oldu. Özetle diyorlar ki: Bize gezegenin ısınmakta olduğunu ve bizim, bir an önce bir araya gelerek dünyanın geleceği için çabalamamızın zorunluluğunu hatırlattınız. Komşuluğu, dayanışmayı ve daha basit hayatlar kurmamız gerektiğini söylediniz. Siz doğayı yenilerken, kötülüğün kaynağının insanın, doğanın dengesini bozan eylemleri olduğunu da bir kez daha anımsattınız…

Dominiklilerin bu satırları ise bana Che’yi düşündürdü. Onun doğa meseleleriyle ne kadar ilgilendiğini pek bilmiyorum ama bütün dünyaya karşı duyarlıydı. Kapitalizmin, özel mülkiyetin insanlığı, hırsa ve çürüme girdabına soktuğunun farkındaydı. Bunun için herhangi bir ülkedeki iktidar değişikliğinin yetmediğinin de bilincindeydi. Bu yüzden “zayıf halkaları” aradı ve yine bu sebeple yeni hayatın kurucusu olarak “yeni insan”ı önermişti. Che’nin yeni insanı bir anlamda kendisinde simgeleniyordu. Bu yeni kişilik birçok şeyin yanı sıra mütevazi, prensip sahibi, fedakar diye özetlenebilir. Şimdi belki bunlara “toprak ana”yla barış içinde yaşayan diye bir ibare de eklemenin zamanıdır.



607
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: