Çılgın Trump/narsist dengesiz Erdoğan

Selimferat@web.de | 12 Eylül 2017 Salı

SELİM FERAT


Yıllar önce, Reza Zerrab davasıyla birlikte, ABD Erdoğan’ın kalesine birinci gölünü atmış oluyordu.

Arka perdede pazarlıklar yapıldı mı?

Gelinen noktada, narsist dengesizliğiyle ABD’nin Trump yönetiminin çılgınlığına çarpan bir Erdoğan var.

Öncesinde Erdoğan’ın korumalıyla ilgili arama afişleri asılmış ve tutuklama kararı çıkarılmıştı.

Erdoğan dinlemedi.

Etrafındakileri orakla biçen narsist adam, dünyayı tırpanla biçmek için kolları sıvadı.

Türk vatandaşları için Almanya’ya seyahat uyarısı, son dengesizliklerin emaresi olarak değerlendirildi.

ABD’ye rest çekti.

Plan açıktı; az Rusya, biraz Çin, daha fazla Katar, az da olsa İran ve sonrasında Bangladeş vs. 

ABD’li hukuk makamları, Erdoğan’ın Başbakanlık döneminde milyonlarca rüşvet aldığı iddia edilen Bakan Çağlayan ve diğerleri hakkında tutuklama kararı çıkardı. 

Ve Erdoğan konuştu:

“Bu işlerin arkasından çok pis kokular geliyor”.

Bu ağlayan birinin pozu.

Tolstloy’un “Savaş ve Barış”ındaki bir Rus atasözü:

“Kafası kesilecek adam, saçları için ağlamaz”.

Bu Erdoğan’ın son pozu oldu.

Eğer, dünyadaki yeni politik tufan: “Trump’ın çılgınlığı” ile uzun dönemdir konuşulan, “Erdoğan’ın narsist dengesizlikleri”ni irdeleyerek, bir hipoteze ulaşmak istersek:

ABD’de Trump gibi bir çılgının devlet başkanı olmasının önünde bir engel yok.

Daha öncesinde, ABD’nin 40’ncı devlet başkanı, biraz artist, daha çok kovboy olan Ronald Reagen, 1981’den sonra 8 yıl ABD Başkanlığı yapmıştı.

Erdoğan’ın Türkiye gibi bir ülkede Cumhurbaşkanı olmasının önünde devasa engeller var olmasına rağmen, Erdoğan Kürdistan kolonisini tüm Türkler için rehine yapma “başarısı“ gösterdi; ikincisi, Türk toplumunun önemli bir kesimini, sistematik şiddet yoluyla, “kitlelerin yıkıcı gücü”ne dönüştürmeyi başardı.

Trump’ın ulusal politikadaki “çılgınlıkları” törpülendi, engellere takıldı. 

Ancak Trump’ın uluslararası alandaki çılgınlığı, ABD’nin dışişleri politikası açısından, ender elde edilebilecek “tarihi fırsat” olarak kullanılacak. Bunun emareleri, Kuzey Kore çatışmasında orataya çıktı.

11 Eylül’de ikiz kulelerin vurulması, ABD’nin devletlerarası politikada, pervasız davranmasına, birçok ülkenin hükümranlık alanını hiçe saymasına yol açmıştı.

Trump’ın medya ve tekeller desteğinde seçilmesi, ABD’nin eski dönem haydutluğuna denk düşen bir politika yapmasına yol açacaktı. Öyle de oldu.

Bunun otantik aktörü, eşi bulunmaz as aktör, Trump’tır.

Trump’ın ulusal politikada redakte edilecek;

Uluslararası politikaya, kılıcını sallamasına “kontrollü” müsade edilecek, bulunmaz bir aktör olarak lanse edildi.

Unutulmamalı: ABD, konuşmasını bilen adama, konuşmamasını, mantıklı bir adama şuursuz davranmasını öğretecek kadar, güçlü siyaset timleri olan bir ülke.

Senaryonun Trump/Erdoğan bağlamında sonu ne olabilir?

BM Genel Kurulu’na katılacak Erdoğan ve Trump görüşeceklermiş.

Türkiye’nin forsu son yirmi yılda üç kez, hesap karşılığı olmaması şartıyla, sıfıra vurmuştu.

Birincisinde, ABD’li bir komutan, Güney Kürdistan’da bir Türk Generali’nin kafasına çuval geçirtmişti.

İkincisi, İsrail, Arap dünyasında nüfuz etmek için Türkiye güdümlü “Özgür Gazze Hareketi”nin organize ettiği, Gazze’ye mal taşıyan, Mavi Marmara gemisine saldırmış ve 10 kişiyi öldürmüştü.

Daha sonra Obama, Erdoğan’la telefon görüşmesinde, bir Beyzbol sopasıyla görüntülenmişti.

Adına emperyalizm diyorlar;

Aslı, Türkiye’nin bir büyüğü.

Hipotez: Trump yönetimi ABD’ye gidecek olan Erdoğan’ı tutuklamayabilir;

Ancak eğer Erdoğan ABD ziyareti sonrası, yüzde yüz tersine dönmeyecekse, sonrası için söylenecek tek şey: Vay haline!



964
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: