Türenmeyen trajedi

guleryildiz@gmail.com | 06 Eylül 2017 Çarşamba

GÜLER YILDIZ

John Berger, ölümünden sonra yayımlanan bir söyleşisinde, kitaplarının yazdığı duyguya çok yakın okunduğunu hissettiği iki ülkeden birinin Türkiye olduğunu söyler. İspanya da diğeri… Her iki ülkenin benzerliği ise kaybolmayan trajedileri. Kaybolmayan ya da tükenmeyen bu trajedi sadece edebiyatın değil, hayatın da meselesi. Ve bir yanlış anlaşılmayı ortadan kaldırmak istercesine: “Kuzey Atlantik kültüründe trajedi artık kategorik olarak yok!” örneğini vermiş.

Hafif bir kıskançlık meselesi yapabilirdim bunu. Ta ki içimde çok da derinleştirmediğim polisiye merakını yeniden dirilten bir örnekle karşılaşınca. 

Polisiye de edebiyatın bir dalı. Okumayı severim, Ahmet Ümit kitapları benim için birer başyapıt gibidir. İzlemeyi de severim...  Edebiyat mahallesinin bir ferdi olmaya özenen, bir türlü o mahallesinin süsüne, imgesel göz süzüşüne benzemeyen sadeliği ile ayrıksıdır polisiye. 

Edgar Allen Poe, şu meşhur "Annabel Lee" şiirini yazan adamın ilk eseri bir polisiye romanmış. Annabel Lee de son şiiiri... 1841 yılında Morg Sokağı Cinayetleri adlı bir kitap yazmış Poe. Muamma-çözüm romanı olarak adlandırılmış. Akıl yürüterek bir sorunu çözme girişimi. Bugünlerde modern versiyonu ile yeniden karşımızda olan. 2. Abdülhamid de polisiye severmiş çokça. Abartıya göre evinde 6 bin polisiye roman varmış. Zaten fena halde pimpirikli, paronoyak kişiliğine marangozluk ve kasaplık hobilerini de eklediğinizde kendisi muazzam muamma, çözümü de zamana yayılmış bir hadiseler dizisi... 

Mesele birincide değil, ikincisinde. Onda da yeni teknoloji ile uyumlu bir polisiyelik var. 15 Temmuz’u seyirlik bir şeye benzetmiştik zamanında, şimdi ona berbat bir polisiye diyebiliriz. Muhtemeldir ki yazarı bizzat kendisidir, senaristidir, yönetmenidir. Viber ya da whatsApp bu işe sonradan cebren ve hile ile dahil edilmiştir. O canlı yayında yorgun ve korkmuş ama yine de güçlü pozuyla konuşmalar, halkı sokağa çağırmalar vs vs...

Şimdi geçenlerde yeni bir polisiye yazdı, sahneye koydu ama muamma çözümsüz kaldı. Hasta hastaneye gitmeyince, gideceğini varsayarak operasyon yapacak ekip ayazdaydı. Ayazda kalan 18 Şarlok Holmes kıskıvrak yakalandı, güvenli bölgeye itinayla taşındı. Bu 18'i bir yerdenin içindeki ikisi anlatılanlara göre öyle böyle değil, çok mühim adamlarmış. Bu kadar mühim adamın bu denli kolay şey olmaları polisiye edebiyatın özüne aykırı ama galiba yapacak fazla bir şey yok...

Neyse, senaryo gereği, uzaktan erişim yöntemiyle mühim adamlarca yakalanacak olan şahısın ele geçirilme anı canlı canlı yayınlanacak, tüm basın organları kurban bayramı hediyesi için hazırda tutulacaktı, olmadı.

Her başlangıç bir bitiş halidir.

Böyle bitti yeni polisiye...

Ne diyordu John Berger,

Türkiye'de kaybolmayan bir trajedi var, sürekli kendini diri tutan. Trajikomik hadiseleri de unutmadan...

Olmuyor sultan hazretleri, gerçekten olmuyor. Okur/izleyici vasat işlerden hazzetmiyor... gerçekten...



416
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: