PKK’den MİT’e suçüstü?

28 Ağustos 2017 Pazartesi

HALİT ERMİŞ

PKK iki üst düzey MİT elemanını suç üstü yakaladı. Buna karşı Türk devleti YNK Ankara temsilcisini sınır dışı etti. Başta sınır dışı edilmenin nedeni tam anlaşılamadı. Ancak hemen sonrasında YNK sözcüsü ve polit büro üyesi Sadi Ahmet Pire duruma açıklık kazandırdı. Pire sınır dışı edilmenin, PKK’nin güney Kürdistan’da iki MİT üst düzey yetkilisini tutuklamasından kaynaklı olduğunu belirtti. 

Bu yazıyı yazdığımız saatlerde PKK’de olaya ilişkin her hangi bir açıklama yapılmamıştı. 

Durum bu ise son derece önemlidir. Türk devleti bazı Kürtlerin mezarını kazarken bazı Kürtlerden de buna alkış tutmasını istiyor. 

Aslında olay açıkça şudur; Türk devleti Kürtlere “ya benim kölem olursunuz, ben istediğim kadar ve şekilde yaşarsınız, ya da hiçbir şekilde var olamazsınız.” 

Yoksa YNK’nin Ankara bürosunun kapatılmasının, temsilcisinin sınır dışı edilmesinin başka ne anlamı olabilir ki? Zaten Türk devlet zihniyetinde ‘en iyi Kürdün ölü Kürt’ olduğunu sağır sultan bile bilir. 

Bu gelişmede şaşırtıcı olan Türk devletinin tutumu değildir. Bu faşist-ırkçı anti Kürt zihniyetine karşı bazı Kürtlerin halen Türk devletiyle normal ilişkilerini sürdürüyor olmalarıdır. Gerçi Kürtlerin Türk devlet zihniyetiyle normal bir ilişki geliştirme durumları da olamaz ya. Normal ilişki durumu eşitler arası olur. Birbirinin varlığına karşı saygı temelinde olur. Türk devlet zihniyetinde ilişki kurulacak Kürdün ölü Kürt olduğu gerçeği, var olan ilişkilerin de normal ilişki olmayacağının kanıtıdır. 

YNK’nin temsilcisinin sınır dışı edilmesi Kürtler açısından bir kayıp değildir. Aksine, eğer YNK Türk devletinin dayatmalarına boyun eğmeyip böyle bir sonuç ortaya çıkmışsa bu Kürtlerin özgür gelecekleri açısından son derece iyidir. Doğrusu işin perde arkasını bilmiyoruz. Perde arkasında neler konuşuldu, YNK’ye neler dayatıldı, YNK’nin bu dayatmaları cevabı ne oldu? Bunlar önemli sorulardır. 

Hatırlayalım, bundan iki yıl önce de Türk devleti YNK yönetimine mektup göndererek PKK’ye karşı KDP ile birlikte ortak operasyonda yanlarında yer almalarını dayatmıştı. Sadece bu da değil, MİT’inin güney Kürdistan’ın birçok yerinde gizli üslerinin olduğu, PKK aleyhine faaliyet yürüttüğü, Kürtleri içten çatıştırma amaçlı komplolar kurmaya çalıştığı da sır değildir. Askeri üslerden söz etmeye ise gerek bile yoktur. 

Geçtiğimiz yılın son bahar, kış aylarında Erdoğan-Bahçeli ikilisi sürekli olarak Kandil’e operasyonu gündemleştiriyorlardı. Hatta Türkiye’deki mevcut faşist blokun anti PKK, anti Kürtlük üzerine kurulduğu da biliniyor. Kaldı ki, bu faşist blok bunu gizleme gereği duymadan tüm iç ve dış politikasını da bunun üzerine oturtmuş durumda. 2015-16 kuzey Kürdistan şehirlerinin yakılıp yıkılması, fiziki, siyasi ve kültürel soykırımın geliştirilmesi de bu ittifak ve siyaset sonucunda geliştirildi. 

İçeride geliştirilen bu siyaset ve soykırım uygulamaları, güney de KDP ve YNK’yi de yanına alarak Rojava ve PKK karşıtlığı üzerinden de derinleştirilmek çalışıldı. Bugüne kadar KDP buna büyük oranda destek vermesine rağmen istenilen sonuç alınamadı. Hatta kulislerde sıkça KDP’nin Türk devletine, "eğer YNK bu ittifakta yer almazsa sonuç alamayız” dediği de konuşuldu. YNK yönetimine gönderilen mektubun ifşa edilmesi, YNK yönetiminin bu ittifaka yatmaması ve Kürt halkından gelişen tepki bu kirli ittifakı boşa düşürdü. Bundan sonra da Türk devletinin özellikle bazı güney Kürdistanlı güçlere baskı ve tazyik uygulayarak PKK’ye karşı kullanmaya çalışacağı kesinlikle akıldan çıkarılmamalıdır. 

AKP-MHP faşist blokunu bölge ve dünya siyasetinde köşeye sıkıştıran, Ortadoğu politikalarını boşa düşüren Kürtlerin geliştirdiği özgürlük mücadelesidir. Dolayısıyla Türk devleti Kürtlere karşı yürüttüğü kirli siyasetini ancak Kürtler arası parçalılık ve çatışma yaratarak aşacağını hesaplıyor. Bunun için bölgede içine düştüğü yalnızlığı KDP ile gidermeye çalışırken, girdiği ekonomik darboğaz ve krizden çıkış için de güney Kürdistan’ı nefes borusu olarak görüyor. 

İki üst düzey MİT görevlisinin PKK yetkililerine suikast ya da PKK’ye karşı operasyon hazırlık faaliyeti yürütürken Süleymaniye’de yakalanmış olması Türk devletinin Kürdü Kürde kırdırma ve Kürdistan’ı sömürme siyasetinin bir kez daha görülmesi açısından son derece önemli olmaktadır. Buna karşın YNK’nin tutumu ve yapılan açıklama ise gerçeği deşifre etmek açısından son derece olumludur. 

Peki bu tek başına Türk devletinin soykırım ve komplo planlarını boşa çıkarabilir mi? 

İşte asıl önemli olan da budur. Bunun tek başına yetmeyeceği herkes tarafından görülmek durumundadır. Tabi bilmek doğru orantılı olarak karşı hareketi geliştirir ise anlam kazanır. 

Bugün YNK üzerinden PKK’ye komplo kuran tekçi, faşist Erdoğan devleti eğer dilediğini gerçekleştirirse yarın da başka Kürt örgütü üzerinden bir diğer örgüte komplo kurmaya çalışacak ve sonuçta kaybeden kesinlikle yeşil-beyaz Türk faşist bloku karşısında Kürtler olacaktır. 21.Yy’da yaşanan Kürt soykırımlarında bu gerçek ortadadır.

Dolayısıyla komploları deşifre etmek önemli olsa da buna karşı ulusal bir tutum almamak, birlikte duruş geliştirmemek büyük tehlikelere kapıyı açık bırakmak olacaktır. Bu durumdan sonuç çıkarması ve tutum alması gereken sadece YNK değil, özellikle Türk devleti ve Erdoğan iktidarıyla kader birliği yapan tüm Kürt kesimleri olmak durumundadır.



2195
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: