Taşıma su ile değirmen dönmez!

serhatbucak46@hotmail.de | 23 Ağustos 2017 Çarşamba

YUSUF SERHAT FAİK


Ataların sözüdür derler ki „taşıma su ile değirmen dönmez“. Bu toplumsal ve ulusal mücadelelerde böyledir. Günlük yaşamda da böyledir. Başkasının gücüne güvenerek yola çıkmanın sonu hüsranla biter. Kürt tarihi sırtını sömürgecilere, süper güçlere dayayarak sürdürülen mücadelelerin hüsranla bittiğine şahittir. Bu normal hayatta da böyledir. Üçüncü kişilere güvenilerek yola çıkıldığında karşınıza herzaman handikaplar çıkar.

Geçen haftaki yazımın sonunda Hac’a gideceğimi yazmış, bende emeği olan dostlarımdan helallik istemiştim. Avrupa’daki yurtsever Kürtler her sene Hac’a kendi kimlikleri ile gidiyorlar. Türkler Diyanet ve Milli Görüş ile gidiyor genellikle. Araplar için zaten sorun olmuyor. Onların belirli kontenjanları var. Farslar kendi devletlerinin kanalıyla gidiyorlar. Onlarda bu yıl Suudilerle araları bozuk olduğu için Hac yolculuğuna çıkmıyorlar. Devletsiz olan Kürtler ise her yıl Avrupa’da bulabildikleri seyahat şirketleri kanalıyla vize alıp Hac yolculuğuna çıkıyorlar. Bazen Arap şirketleri, bazen de Türk şirketleri kanalıyla vize alıyorlar. Bugüne kadar hep değirmenlerini taşıma su ile döndürmüşler. Geçen yıl bir Türk şirketi kanalı ile vize alan CİK bu yıl bir Mısır firması kanalı ile vize alıp Hac yolculuğunu organize etmeyi hedefliyordu. 15 Ağustos’a kadar vizeler alınıp yola çıkılacaktı. Vize alınamadığı için yolculuk 21 Ağustos’a ertelendi. Geçen hafta Cuma gününe kadar vize alınamadı. Su olmayınca değirmen çalışmadı. Hem insanlarımız perişan oldu hem de CİK’in kariyerine çizik atılmış oldu.

Çeşitli söylentiler var. Bir rivayete göre bu yıl Diyanete bağlı şirketler kanalıyla vize başvurusuna başvurulmadığından Diyanet vize alınmasına köstek olmuş. Bir diğer rivayete göre ise Suudi Elçiliği herkesin vatandaşı olduğu ülke kanalıyla vize alınmasını istemiş. Rivayetler çok. İnsanların ağzı torba değil, büzülmüyor. Ancak biz iğneyi ilk önce kendimize sonrada çuvaldızı başkalarına batıracak olursak kendimizinde ihmali ve suçu olduğunu kabul etmeliyiz. HİK’in kuruluşu 27 yıl oldu. HİK’in CİK’e dönüşümü ise 11 yılını dolduruyor. Bu 27 yıl içerisinde halen kurumlaşmamızı tamamlayamadık. Kendimize ait bir seyahat şirketimiz yok. Hac organizasyonu için sömürgeci devletlerin seyahat şirketlerinin kapısını çalıyoruz. Devletimiz olmadığı içinde bizi sömürgeci devletlerin şirketlerine mahkum ediyorlar.

Bu olaydan ders çıkarmamız gerekiyor. 27 yıldır tamamlayamadığımız kurumlaşmamızı tamamlamamız gerekiyor. Medrese kurup din alimleri yetiştirecektik! Halen bu medresenin esamesi okunmuyor. Kürt Alevi kardeşlerimin, Kürt Êzîdî kardeşlerimin televizyonları var, Kürt müslümanların halen bir televizyonları dahi yok. Başta da söylediğim gibi taşıma su ile değirmen dönmüyor.

Öyleyse toparlanıp geçmişin eleştirisini açık yüreklilikle yapıp kurumlaşmak için kollarımızı sıvamalıyız. Seyahat şirketimiz olmalı, sömürgeciye muhtaç olmamalıyız. Yetmiyor yılan hikayesine dönen Medrese’nin yapılması, kurumlaştırılması gerekiyor, Kürt müslümanlarında bir televizyon kanalının olması gerekiyor. Daha birçok şeyleri yapmak gerekiyor. Yoksa sadece kurumların isimlerini değiştirmekle bir şeyler değişmiyor. Ders çıkaracağımızı umut ediyorum.

Siverek’in yetiştirdiği devrimci İbrahim Babaoğlu’nun eşi, ömrünü hapishane kapılarında geçiren, 19 yaşındaki oğlu Kürt gazeteci Nazım Babaoğlu’nun kemiklerini bulmak için 27 yıl durmadan çalışan Makbule Babaoğlu’nun 10 Ağustos’ta vefat ettiğini öğrendim. Babaoğlu ailesine, çocuklarına başsağlığı diliyor, çilekeş, yiğit Kürt anasına Allah’tan rahmet diliyorum.


KÜRDİSTAN TARİHİNDE BU HAFTA:

* 20 Ağustos 2000’de ARGK gerillası Fırat Şen (Rahman) Kürdistan’da şehit oldu. Fırat’ın kardeşi Doğu 1994’te Dêrsim’de, babası Mehmet Şen ise 26 Mart 1994’te Nizip’te şehit oldu.

* 23 Ağustos 1969’da Dêrsim’de Pir Sultan Abdal piyesinin oynanmasından sonra çıkan olaylarda M.Ali Kalan isimli vatandaş polisler tarafından öldürüldü.

* 26 Mayıs 1927’de başlayan Mutki direnişi 25 Ağustos’ta sona erdi.

* 26 Ağustos 1938’de Dêrsim tertelesi başladı. 1938 yılı sonuna kadar 60.000 Kürt katledildi.



878
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: