Kürdistan Ulusal Kongresi için önemli adım

17 Temmuz 2017 Pazartesi

HALİT ERMİŞ

Kürdistan Ulusal Kongresi'nin (KNK) Süleymaniye'de Kürt ulusal birliğini gerçekleştirmek için önemli bir toplantı düzenledi. 15-16 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilen toplantıya Kürdistan'ın dört parçasından 60'tan fazla siyasi parti, onlarca sivil toplum örgütü, aydın-yazar, akademisyen ve toplumda temsil düzeyi olan çok sayıda kişi katıldı. 

2013’ten sonra Kürtlerin yeniden ulusal birlik ve kongre için bir araya gelmeleri geç kalınmış da olsa elbette ki olumludur. 

Hepimizin yıllardır dillendirdiği, zorunluluğunu bağıra bağıra dile getirdiği Kürt Ulusal Kongresi gerçekleşecek mi? Bunu çalıştayın katılımcıları belirleyecek. Eminim bu çalıştayda bir araya gelen 300 dolayınca delege bu tarihsel sorumluluk ve toplumsal beklentinin farkındadırlar. 

Bu yazıyı yazdığımda çalıştay ikinci gününde devam ediyordu. Ancak ilk gün itibariyle önemli tartışmalar yürütüldü. Ulusal birlik önündeki engeller, partiler arası çelişki ve ayrılıklar kürsüde açık şekilde dillendirildi. Ancak tüm konuşmacıların ortaklaştığı nokta, Ulusal Kongre’nin zorunluluğuydu. 

Bu zorunluluk noktasında tarihsel sorumluluk almaya hazır ise bu bileşen, toplantı sonrasında herkesi bağlayacak önemli kararlar almak zorundadır. Bu çalıştay bir yönüyle artık sorumluluk altındadır.

Kanımca ulusal çalıştayı önemsemek kadar, halen çalıştay düzeyinde ulusal birliğin ele alınıyor olunmasını da eleştiri konusu yapmak gerekir. Ulusal birliği ya da Ulusal Kongre’yi gerçekleştirmek için çalıştay değerli olsa da geç kalmış bir çalışmadır. Kürtler bunlarla fazla zaman kaybetmeden hızla ulusal bir yönetim organizasyonuna kavuşmalıdır. 

Bu çalıştay kongre önündeki engelleri ve kongreye gidecek yolda yapılacakları hızla aşarak; kongre çatısı altında siyaset, diplomasi, politika belirleyen hüviyete kavuşmalıdır. Yani ulusal kongre gerekli mi değil mi tartışması artık Kürtler açısından geriye çeken, kabullenirliğini yitirmiş alıcısı olmayan bir tartışmadır. 

Bu toplantıya 60’tan fazla parti, onlarca yazar-aydın, kanaat önderi katılıyorsa, ulusal kongre kararı alma gücüne sahip demektir. Şu parti, bu parti katılmadı diye ulusal birlik ertelenemez, ertelenmemelidir. Örneğin KDP’nin katılmayışını Ulusal Kongre önünde engel gören yaklaşım ve tutumlar yerine, ona baskı yapan, kongre ve birlik zeminine çeken yaklaşımlar olmalıdır. 

Tüm ısrarlara rağmen Ulusal Kongre ve birliğe gelmeyen oluşum, parti ve kesimler halka açık ilan edilmeli. Halk da gerçeği görerek tutum alabilmelidir. Halk desteğini yitirmiş hiçbir gücün varlığını sürdürmesi mümkün değildir. 

Diğer bir husus; partiler arası sorunlar çözülerek mi kongreye gidilmeli yoksa kongre sorunları çözen mekanizma mı olmalı tartışmasıdır. Kanımca bu da ulusal birlik önünde engel bahanesi edilmeyecek bir çelişkidir. Şöyle mi olur böyle mi olur sorunu değildir sorun, sorun Ulusal Kongre’ye, ulusal diplomasiye, ulusal temsil organizasyonuna bir an önce kavuşmaktır. 

Partiler arası sorunlar, çelişkiler, uzlaşmaz hususlar eğer ideolojik değilse kesinlikle çıkar temellidir. Çıkar temelli hiçbir sorun ulusal kongre ve birlikten daha değerli olamaz. Kim başkan olacak, kim yönetim olacak, kim ne kazanacak sorunu değildir ulusal sorun. Hepimiz tarihe karşı sorumluluklarımızı yerine getirip özgür yolunda kaderimizi elimiz alacak mıyız, yoksa kendi ellerimizle hayatlarını karartacağımız gelecek kuşakların bile lanetine mi uğrayacağız. Denklem bu kadar basit ve nettir. 

Dolayısıyla, çalıştay ulusal birlik kararını, bunun iç ve dış siyasetini, temsil organizasyonunu belirleme noktalarında somut oluşumlara gitmeden dağılırsa başarısız olmuş olacaktır. Tarihsel eşik aşılırken fazladan tartışma ya da birliğe gelme noktasında ayak diretme gibi bir lükse sahip değil kimse. 

Diğer bir husus KDP’nin ve kendisine bağlı oluşumların çalıştaya katılmamış olmasıdır. Kanımca bunu artık engel ve sorun olarak da görmemek, aşmak gerekir. 

KDP sonuçta bir partidir. Gelir gelmez o onun bileceği bir husustur. Ancak herkes şunu da görmek durumundadır. Her gün ulusal bağımsızlıktan dem vuran bu kesimin, özellikle Barzani ailesinin ulusal birlik çalıştayına gelmemiş olması ibretliktir. 

Kürtsüz bir bağımsızlık olabilir mi? Bunun somut bir karşılığı var mıdır? 

Bu parçalayıcı zihniyet, siyaset ve diplomasinin nedeni iktidara odaklanmış hastalıklı zihniyettir. Mesud Barzani uluslararası alanda bugünlerde sözüm ona referandum için diplomasi yapıyor. Kendi halkının birliği için toplanan çalıştaya katılmayanın, “ulusal” siyasetine kim değer verir? Kim dikkate alır? Deve kuşu misali başını kuma gömmekle ancak kendinizi kandırmış oluyorsunuz, gerçekliğinizi kimseden saklayamazsınız. 

Belki tek tek partiler bu siyaset tarzına, ulusal birliğe gelmeyen tutumlara tavır aldığında farklı yorumlanabilir. Ancak ulusal çalıştay kesinlikle Sezar’ın hakkını Sezar’a teslim etme gücüne sahiptir ve bunu yapmalıdır. Eğer bunu yapma kararlılığını gösterirse başarı sağlar. 

Eduardo Galeano’nun dediği gibi, “zenginliğimiz fakirliğimizin nedenidir.” Biz kürtlerin zengin bir ülkesi, bugün artık önemli bir düzeye ulaşmış savunma gücü vardır. Ama eğer parçalı duruş devam ederse, gücümüz köleliğimizin de nedenine dönüşecektir. Ama eğer ulusal birliğimizi sağlarsak zenginliğimiz ve gücümüz sadece bizim değil, tüm bölge halklarının özgürlüğünü sağlayacaktır. 



802
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: