Adalet Yürüyüşü ve iktidarın baskı makinası

harunercan@gmail.com | 15 Temmuz 2017 Cumartesi

HARUN ERCAN

Her bir yerden ceza, hakaret ve mide bulantısı uyandıran şeyler yağıyor. Muhalefetin performans siyasetinin durduğu yerde iktidarın aşırı gerçek siyaseti başlıyor. Sur’da Ramazan boyunca yapılan iftarlar bittiğinde evler yıkılmaya devam ediyor. Ölüme yatmış Semih ve Nuriye için süregiden dayanışma ve örgütlülük bir noktaya gelip duruyor. An be an ölüme götüren muhalif siyaseti hakiki bir sıçrama yapamıyor. CHP’nin Adalet Yürüyüşü öncesi de böyleydi sonrasında da durum aynı. AKP-MHP ittifakının barışçıl toplumsal muhalefet sonucunda geri adım atması gibi bir durum söz konusu değil. Muhalefetin iktidara kısa es-ler verdirmek dışında yapabildiği bir şey yok. Çünkü bu işi yapan bir makina kurulmuş durumda. Aralıksız çalışıyor. Çoğu muhalifin siyasi-ahlaki çürüme olarak adlandırdığı baskı pratiklerinin çıkış noktası burası. 

Devletin hapisanede kolunu koparıp işinden ettiği Veli Saçılık’ı her gün gözaltına alıp zırhlı araç içinde gaz sıkabilmesi makinanın eseri. İnfaz edilen gerilla bedenlerine işkenceyi aleni şekilde sıradanlaştırması da… Evet ortada devasa bir makina var. Her baskı makinası elbette öncelikle zor aygıtlarına dayanır. Yani polisine askerlerine ve yargıçlarına. AKP-MHP ittifakının kurduğu bu makinanın gövdesinde elbette bu var. Ama “iş gören” kullanışlı çarkları bundan ibaret değil. Üç adet büyük çark var. 

Birincisi, muhalefetin yatay örgütlenme ve birlikte makul siyasi söylem üretme imkanını ortadan kaldırmak için çalışıyor. Mümkün mertebe de kendisine eklemlemek için. İktidarın medyası ve söylemsel siyasi müdahaleleri çoğunlukla bu doğrultuda oluşuyor. 1 sene önce Yenikapı’ya CHP’yi eklemlemek iktidar çarkının ulaştığı zirve noktalarından birisiydi. Şimdi ibre kısmen de olsa dönmüş durumda. İbre kısmen döndüğünde AKP hızlıca hamleler yapıyor. Kılıçdaroğlu’nun Maltepe’de yapacağı miting konuşmasından hemen önce, Erdoğan G20 Zirvesi için gittiği Hamburg dönüşünde Demirtaş’a üzerine basa basa ‘terörist’ demesi ibreyi belirleme amacı taşıyordu. Ertesi gün Kılıçdaroğlu Maltepe’de ‘vekiller serbest bırakılsın’ demiş olsa da Demirtaş’ın adını bile anmadı. HDP ile CHP’nin yakınlaşma imkanı doğduğunda HDP’yi marjinalleştirme taktiğinin ne kadar işe yaradığını birlikte görmüş olduk.   

İkinci büyük çark, milliyetçi ve siyasal İslamcı iktidarın muhalif odakların içinden veya çeperinden alternatif sesler ve itirazlar çıkarması için çalışıyor. Perinçek’ten tutalım Feyzioğlu’na, Kocasakal'dan tutalım Altan Tan’a kadar isimleri saymakla bitmeyecek farklı farklı öbekler sürekli muhalefet odaklarının söylemsel alanını daraltmakla iştigal ediyor. Bazen basitçe cesaretsizlikten bazen de doğrudan iktidara payandalıktan ve ödüllendirilmekten, bu isimler muhalefeti ehlileştirme işiyle uğraşıyorlar. Muhalif odaklar durdukları veya direngen siyaset yapmadıkları sürece bu iktidara çalışan çeperin sesleri duyuluyor, korkmadan yürüdükleri sürece ise bu figürler kendiliğinden ifşa oluyorlar. 

Üçüncü büyük çark ise ilk iki çarkla yola gelmeyen bireylerin, grupların veya partilerin muhalefet kapasitesini düşürmek için çalışıyor. En yalın ve gerçek sonuçlar üreten mekanizma tam olarak bu. Dik duranı ve ehlileştirilemeyeni alıp cezaevine koyuyor. Dışarıdakiler ise süreci idare etmek ve dükkanı ne olursa olsun açık tutmakla kendilerini sorumlu gördüklerinde cezaevi politikası oldukça işe yarıyor. Biraz da cezaevleri ağzına kadar dolu olduğundan dolayı legal siyaset yapanları belirli bir süre için cezaevine atmak muhalefetin ehlileşmesi için oldukça “başarılı” sonuçlar üretiyor. Bireyleri ve örgütlü yapıları kuvvetten düşürüp inançsızlaştıran bu çark en çok HDP-DBP üzerinde çalışıyor. 

Peki bu çarklar ilelebet dönmeye devam edecek mi? CHP’nin Adalet Yürüyüşü sonrası çıkarması gereken dersler bu sorunun cevabını verecek. Bu yürüyüş sayesinde başarılan kitleselleşme ve örgütlülük bir süreliğine CHP’yi koruyabilir, ama toplumsal muhalefeti değil yalnızca CHP’yi… CHP yeni bir siyasi hamle yapmadığı sürece AKP-MHP ittifakının karşı hamlesi ile yakın veya orta vadede yine baş başa kalacak. Çünkü bu baskı makinası duramaz, AKP-MHP ittifakı bu şekilde ayakta kalabiliyor. Bir an bile gerçekten durduğunda çarkları birbirine dolanacak ve Erdoğan’ı iktidardan edecek bir süreç başlayacak. Bünyesindeki ırkçıların ve ulusalcıların sesini sonuna kadar kısmadığı sürece, belirli siyasi ilkeler çerçevesinde HDP ve diğer toplumsal muhalefet güçleri ile birlikte hareket etmediği sürece CHP bu baskı ve öğütme makinasının karşısında duramayacak. Geçen yıl verilen “CHP vekillerine dokunulmayacak” sözü iktidar tarafından çiğnendiği için mi yürüdü yoksa yeni kurucu siyasi özne olmak adına mı? 

Şu anda HDP Eşbaşkanlarının ve vekillerinin cezaevinde olmasından sorumlu olan CHP aslında kendisi için mi yoksa gerçekten adalet için mi yürüdü çok geçmeden anlamış olacağız. Önümüzdeki günlerde CHP’nin ortaya koyacağı siyaset Adalet Yürüyüşünün sonuçlarını kendiliğinden ifşa edecek. “Kontrollü darbe” dedikleri 15 Temmuz için CHP’nin TBMM’de düzenlenecek anmaya katılacak olması toplumsal muhalefet perspektifinden bakıldığında pek de iktidarın yörüngesinden çıkıldığına işaret edilmiyor. CHP hakiki muhalefeti süreklileştirmez ise karşımıza çıkacak uzun vadeli tablo şu: 2018 veya 2019’da Başkanlık seçimlerinde “kolay rakip” sayılabilecek Kılıçdaroğlu, Erdoğan ile yarışacak ve bir devir tamamen kapanmış olacak.  



1204
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: