Erdoğan darbesi ya da 15 Temmuz demokrasi bayramı

suatbozkus@gmail.com | 15 Temmuz 2017 Cumartesi

SUAT BOZKUŞ

Türkiye medyasında bir bayram havası yaşanıyor. 15 Temmuz için köprüler kapanıyor, adeta hayat duruyor.

Devlet zoruyla 15 Temmuz kutlamaları yapılıyor. Elbette ki, iktidarını koruyup ayakta kalabilen AKP’liler bayram yapabilir.  Ama bu milli bayram havası nedir? En komiği de, bütün bunlar demokrasi bayramı olarak gösteriliyor.

TC’nin kuruluşu demek olan Cumhuriyet bayramı bile böyle şatafatlı olarak kutlanmaz. Zaten Erdoğan da „15 Temmuz yeni Çanakkale zaferimizdir“ buyurmuş.

Zorbalıkla seçim ve referandum zaferi kazanan Erdoğan’ın ayakta kalabilmek için sahte-sanal zaferlere ihtiyacı var. Elindeki medya gücü de böyle sanal zaferleri yaratmak içindir.

Türkiye’de demokrasi olsaydı bütün sorunlarını ve en başta da Kürt sorununu demokratik, siyasi yollarla çözmesi gerekirdi.

Ama sorunları demokratik siyaset yoluyla çözmek yerine zorbalığı, diktayı tercih edenler gerçek darbecilerdir ve her türlü darbeciliği de davet edenlerdir.

Darbe, Sayın Öcalan’a uygulanan tecrit ile başlamıştır. O günden beri adım adım ileriye gitmiştir.

7 Haziran 2015 seçimlerini geçersiz ilan edip diktalarını ilan eden AKP-MHP çetesi her türlü diktanın, darbenin de yolunu açmıştır.

Türkiye tarihinde demokrasinin lafı çok edilmiştir ama hiç bir zaman demokrasi olmamıştır.

Osmanlı’dan beri darbecilik-entrikacılık gibi her türlü yöntem egemen olmuştur. Halkın siyasete egemen olmadığı bir toplumda, devleti ele geçiren ya da geçirmeye çalışan çeteler siyasete yön verir.

Hatta „Memleket batsa da kurtarsak“ diye sürekli olarak hazırlık yapan, pusuda bekleyen birçok çete vardır. Şartlar uygun olduğunda bu çeteler harekete geçer. Her çete bunu vatanseverlik diye yapar ve iktidarı ele geçiren vatan kurtaran Şaban, kaybedenler de darbeci hain olur. Her Harbiyeli kendisini geleceğin Atatürk’ü olarak görür.

Bu Türk siyaset klasiğinin son örneği 15 Temmuz darbe girişimi olmuştur. Bir darbe bastırılmış ama Erdoğan darbesi egemen olmuştur. Artık Erdoğan kahraman ve onun dışındaki herkes haindir.

Bu darbeden sonra ilan edilen OHAL yönetimiyle her türlü işkence ve zulüm rekoru kırıldı. Yüz binlerce kamu görevlisi işten atılıp tutuklandı.

Muhalefeti sindirmek için ilk hedef olarak HDP seçildi. HDP eşbaşkanları, vekilleri, belediye eşbaşkanları ve parti yöneticilerinin çoğu tutuklandı. Zaten getirilen cumhurbaşkanlığı sistemiyle meclis tamamen devre dışı bırakıldı.

Darbeciler her türlü muhalefeti ezmeye çalışıyor. Sıra „Anayasaya aykırı ama EVET“ diyerek HDP’li vekilleri zindana gönderen Erdoğan’a yardımcı olan CHP’li vekillere kadar geldi. Bu gidişata dur denilemezse sıra CHP genel başkanına kadar gelirse hiç şaşırmayın.

Erdoğan-Bahçeli çetesi güya Fetö’ye karşı demokrasiyi savunuyor. Ama içlerinde Fetöcülüğe bulaşmayan birisi yok. Hatta iktidarlarını büyük ölçüde Fetö ile işbirliğine borçlular. Bu nedenle bir yıldır birçok masumun canı yandı. Ama ciddi olarak tek bir Fetöcü bile yakalanamadı ya da yakalanmadı.

Düşünsenize:

Darbenin 1 numaralı lideri denen Adil Öksüz hala firarda...

Adam darbenin karargahında yakalanıyor. İfadesinde „Ben buralardan arsa alacaktım. Bakmaya gelmiştim. Yanlışlıkla Akıncılar üssüne girmişim“ diyor ve buna inanan savcılık tarafından serbest bırakılıyor. Yani memlekette gerçekten „Bağımsız yargı“ varmış diyesim geliyor.

Ama bu arada işçilere grev yapmak yasak. Üstelik Erdoğan bunu büyük bir erdemmiş gibi anlatıyor.

OHAL kararnamesiyle tasfiyeler devam ediyor.

Buna karşı açlık greviyle direnen Nuriye-Semih ölüm sınırında direniyor.

Meclis-demokrasi falan zaten Allah’a emanet!

Yani bir çete bastırıldı ama onu bastıran diğer çete diktasını sağlamlaştırmaya çalışıyor.

Hala „Demokrasi bayramı“nı kutlayabilenlere iyi bayramlar olsun!

Gerçek bir demokrasi olmadıkça darbelerin ve karşı darbelerin sonu gelmez.

Zaten Erdoğan darbesinin sözcüleri her gün tehlike sürüyor diye hem halka korku veriyor hem de kendileri korkulu rüyalar görüyor.

Ama kurtuluş yeni darbelerde değil, her türlü darbeciliği de ezen, halkların özgürlüğüne-eşitliğine dayanan demokratik bir cumhuriyettedir. 

Özgürlük, eşitlik, demokrasi, barış olmadan adalet de olamaz!



764
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: