Türkiye duvarlar arkasına alınıyor

20 Mayıs 2017 Cumartesi

MUZAFFER AYATA

Türkiye duvarlarla çevrilen büyük bir hapishaneye dönüştürülüyor. Her gün çok sayıda evin basılması, grup grup insanın tutuklanması yetmiyor. Türkiye içeride bulunan tutuklu sayısı bakımından şimdi zirvede, rekor kırmış durumda. AKP hükümeti tam bir darbe atmosferinde Türkiye’yi operasyonlar ülkesine çevirdi. On binlerce insan düşüncelerinden, muhalif duruşundan ötürü cezaevlerine dolduruluyor. Ortada ne yargı ne de adalet kalmış. KHK’lerle, OHAL yasalarıyla kimsenin farklı görüş belirtmesine ve yazmasına da izin vermiyor. Basını ele geçirmiş, muhalif olanları kapatmış, yüz altmıştan fazla gazeteciyi de hapishanelere atmış.

Sorun sadece baskı ve yasaklarla ülkeyi yönetme değil. Türkiye buna yabancı da değil. Çok sayıda askeri darbe oldu, sıkıyönetimler ve OHAL’ler ilan edildi. İşkenceler, sürgünler, ağır cezalar bu ülkenin adeta kaderi oldu. Toplumsal hareketlenme olduğunda devleti yönetenler sürekli bastırmayı esas aldılar. Halkı hizaya getirme, devlete boyun eğdirme bir geleneğe dönüştü. Devlet hep kutsallaştırıldı. Bu ülkenin çocukları bu doymak bilmez canavara hep kurban olarak sunuldular. Son kırk yıla baksak, en yakın tarihe, hapishaneler hiç siyasi tutuksuz kalmadı. Kırk yıl boyunca hep binlerce Kürt hapishanelerdeydi. 12 Eylül’de bile hapisteki Kürt sayısı şimdikini aşmadı.

AKP hükümeti yakın geçmişte Suriye-Türkiye sınırındaki mayınları temizleyeceğine dair görüşmeler yaptı. Sözler verdi. O geniş araziler de tarıma açılacaktı. Şimdi bunların tümü unutturuldu. Mayınları kaldırmayı bir tarafa bırakalım, bin kilometreden fazla sınırda duvar dikiliyor. 

Türk siyasi İslamı tam bir sefaleti yaşıyor. Yıllarca devleti, Kemalizmi eleştirip durdular. Şimdi eleştirdikleri sistemin tüm politika ve kavramlarını, savunduklarını devraldılar. Aralarında hiç bir fark kalmadı. Sonradan görme oldukları için daha pespaye ve arsızca ırkçı ve milliyetçi çizgiye dört elle sarıldılar.

Tek bayrak, tek vatan, tek millet ağızlarından düşmüyor. Şehit edebiyatı yine öyle. Bu kavramlar ve görüşler Kemalistlere ve milliyetçilere ait değil miydi? AKP ve yardakçılığını yapan sözde aydınları aynı çizgiye gelmediler mi? Geldiler. Üstüne üstlük MHP ile tam bir ittifak halinde ülkeyi yönetiyorlar. Faşizmi egemen kılmaya çalışıyorlar. 

Anlaşıldı ki ırkçı-faşist ideoloji ve Kemalizm’le ciddi bir ayrılıkları yokmuş. Tüm sorunları devletin rantından, nimetlerinden yararlanmalarıymış. Maddi olanakları, yetki ve makamı görünce kıblelerini şaşırdılar. Kürdistan’daki savaşı, Kürt halkının inkarını içlerine, yüreklerine yedirmişler. Öyle olmasa bu gözü kara Kürt düşmanlığına ve savaş politikalarına karşı çıkarlardı. Karşı çıkmayı bırakalım en militanca savunucuları oldular.

İsrail Filistin’le arasında bazı bölgelerde duvarlar ördü. Böylece sınırları kapatıp güvenliği sağlayacaklarını söylediler. Türk siyasi İslamcıları feveran ettiler. İsrail’e söylemediklerini bırakmadılar. Şiddetle sınıra duvar çekilmesine karşı çıktılar. Bırakalım Filistin’i ABD’nin Meksika sınırına duvar çekme açıklamalarına da karşı çıktılar, eleştirdiler. Güvenliğin duvarla sağlanamayacağını savundular.

Sorun Kürtler olunca her şey tersine dönüyor. Suriye sınırı boydan boya duvarla kapatılıyor, AKP kuyrukçusu sözde İslam adını kullananlardan ses çıkmıyor. Pardon, ses çıkmasa iyi. Tersine öyle bir sahipleniyorlar ki, sanki bu duvar fikrini ilk icat edenler Türklermiş. Büyük Türk düşünürleri, buluşçuları diye tarih kitaplarına geçeceklermiş! Öve öve bitiremiyorlar. Böyle olunca AKP de geri kalır mı, madem Türkiye’yi duvarlar arkasına almak hoşunuza gitti, karşı çıkan, eleştiren yok, o zaman İran tarafına da bir duvar çekeyim, dedi. 

12 Eylül militerleri, Kemalist yönetimler bu sınırlara duvar örmediler. 21. yüzyılda bu akıl ve şeref AKP’ye nasip oldu. Türkiye’yi duvarlarla örerek, açık-kapalı cezaevine çevirerek çağdaş medeniyet seviyesinin üstüne çıkacaklar! Sınırların, duvarların ve inkarın Kürt sorununu çözeceğine AKP inanıyor. Yüz yılda yapılamayanı AKP yapacak. Demek ki, yüz yıl süren asimilasyon, sürgün ve katliamlar az gelmiş. Eksik kalan kısmını AKP tamamlayacak. 

AKP, Türkiye’yi duvarlar arkasına alarak Kürt sorunundan kurtulmaya çalışıyor. Böylece Kürtleri daha güçlü sınırlar, tel örgüler, mayınlar ve duvarlarla birbirinden kopararak Türkiye’nin beka sorununu çözecek! Beka sonunu döndü dolaştı yine Kürt düşmanlığına ve inkarına dayandı. Bu durumda AKP mi devletleşti, milliyetçi ve ırkçı oldu ya da devlet mi değişti? 

Kafalardaki duvarlar, önyargılar, ırkçılık yıkılmadı mı, sınırlara duvarların örülmesine şaşırmamak gerekir. Duvarların olması istenmiyorsa görüşlerin ve kafaların değişmesi gerekir. Türk siyasi İslamının nasıl bir sefaleti yasadığını bundan daha iyi anlatan bir durum da olmaz artık. 



1952
YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

Yazarın Tüm Yazıları: